45,9422$% 0.17
53,6431€% 0.16
61,8566£% 0.03
6.696,28%0,13
0,00%0,00
3386558฿%-0.00556
02:00
-İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
İhtilafın Usûlden Kopuşu Ve Dinî Temsilin Parçalanması. Birlik ve beraberliğimizi besleyen mübarek geceler, ihtilafın değil tevhidin zemini olmalı; rahmet vesileleri asla iftiraka dönüştürülmemelidir.
İslâm düşünce geleneğinde farklı görüşlerin ortaya çıkması, hiçbir zaman bir bozukluk ya da sapma olarak görülmemiştir.
Aksine bu farklılıklar, dinin hayattan kopmamasının, her çağda ve her şartta insanlara yol gösterebilmesinin tabiî bir sonucu kabul edilmiştir.
Çünkü dinin temel metinleri sınırlıdır; hayat ise çok yönlü, değişken ve sürekli akış hâlindedir. Bu sebeple âlimlerin farklı yorumlar yapması, dinin zayıflığı değil; hayata temas edebilme gücünün göstergesidir.
Fıkıh ve ibadet alanında ortaya çıkan görüş ayrılıkları da bu yüzden bölünmenin değil, dinî düşüncenin canlı kalmasının bir işareti sayılmıştır (Şâtıbî, el-Muvâfakât, IV, 194).
Ancak İslâm geleneği burada çok önemli bir ölçü koyar: Her görüş ayrılığı kendiliğinden hayır doğurmaz.
Farklılıklar usûl, edep ve ölçü içinde kaldığında rahmettir; bu sınırlar kaybolduğunda ise dil sertleşir, insanlar birbirinden uzaklaşır ve ihtilaf giderek ayrışmaya dönüşür. Bugün yaşadığımız sorun, görüşlerin varlığı değil; bu görüşlerin nasıl ve kim adına dile getirildiğidir.
1. Üç Aylar, Regaib Gecesi Ve Terğib–Teşvik Alanı
Üç aylar, kandil geceleri ve özellikle Regaib Gecesi, İslâm geleneğinde insanları hayra teşvik etmek, ibadete ısındırmak ve kalpleri yumuşatmak için değerlendirilmiş zamanlardır. Bu uygulamalar iman esaslarını belirleyen konular değil; fazilet, terğib ve teşvik alanına aittir.
Bu sebeple bu zamanları ihya eden de etmeyen de dinin dışına çıkmış olmaz. Dileyen Regaib Gecesi’ni kutlar, dileyen kutlamaz; dileyen ölüsüne dua eder, dileyen etmez. Bu tercihler, Müslümanlar arasında ayrım sebebi yapılmamalıdır.
Ne yazık ki bugün Müslümanların çok daha büyük problemleri varken, bu tür fazilet alanlarına ait meseleler üzerinden birbirini yargılaması, insanı gerçekten mahcup edecek bir tablo ortaya koymaktadır.
Teşvik vesilesi olması gereken hususlar, usûl gözetilmediğinde ayrışma sebebine dönüşmektedir. Oysa bu alanlarda yapılması gereken şey, insanları zorlamak değil, alan açmaktır. Kalbi hangi amel rahatlatıyorsa, kişi o amelle Rabbine yönelmelidir.
2. İçtihat, Bağlayıcılık Ve Temsil Ayrımı
İslâm geleneğinde herkesin her konuda aynı şeyi düşünmesi ne mümkün görülmüş ne de istenmiştir. Âlimlerin farklı görüşler ortaya koyması, dinin zaafı değil; bilakis hayatla temas kurabilmesinin bir göstergesidir.
Bu görüşler, kişilerin bilgi ve anlayışına dayanır ve öncelikle onları bağlar. Aynı mezhep içinde birden fazla muteber görüşün bulunması, bunun doğal kabul edildiğini açıkça göstermektedir.
Ancak burada hayati bir ayrım vardır: Görüş üretmek serbesttir; din adına toplumu bağlayıcı söz söylemek ise şahıslara değil, ortak akla aittir (Gazzâlî, el-Mustasfâ, I, 10). Kişisel yorumlar “benim kanaatim budur” diye ifade edilmelidir.
“Allahu a‘lem” demeyi unutan dil, zamanla kendisini Allah ve Resûlü adına konuşur hâle getirir. Oysa hiç kimse din adına mutlak söz sahibi değildir. Bu çizgi aşıldığında ihtilaf rahmet olmaktan çıkar, iftiraka dönüşür.
3. Miʿrâc, Kabir Ziyareti Ve Zikir Üzerinden Yapılan Hatalar
Miʿrâc hadisesi, İslâm tarihinde iman edip etmemeyi belirleyen bir konu olarak ele alınmamıştır. Tartışma, olayın nasıl gerçekleştiği üzerinde yürütülmüş; bedenî mi ruhî mi olduğu gibi meseleler içtihat alanında değerlendirilmiştir (İbnKayyim, İʿlâmü’l-Muvaqqiʿîn, III, 3).
Aynı şekilde kabir başında dua etmek veya ölüye Kur’an okumak da tarih boyunca amel ve fazilet alanında ele alınmış, hiçbir zaman iman meselesi yapılmamıştır (Karâfî, el-Furûk, II, 109).
Buna rağmen bugün bu konular üzerinden insanlar birbirini dışlayabilmektedir. Oysa din, insanları yaralayan değil onarandır.
Zikir ve tesbihât da böyledir: Kişi ile Allah arasındaki mahrem bir bağdır. Bu bağ üzerinden üstünlük kurmak da, başkasını küçümsemek de aynı usûl hatasının ürünüdür.
4. Ortak Akıl, Diyanet Ve Din İşleri Yüksek Kurulu
Görüş ayrılıklarının Müslümanları birbirine düşürmemesi için, herkesin üzerinde durabileceği ortak bir zemin şarttır.
Türkiye’de bu zemini temsil eden yapı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve özellikle Din İşleri Yüksek Kuruludur.
Bu kurumların görevi, tek bir görüşü dayatmak değil; dinin toplum içinde birliği koruyan bir çerçeveyle yaşanmasını sağlamaktır.
Ancak bu temsil, dışlayıcı bir dil ile değil; uzman heyet yapısıyla, farklı görüşleri dinleyerek ve usûl ilkeleri belirleyerek yürütülmelidir.
Din İşleri Yüksek Kurulu, hiçbir görüşü dışlamadan; ilim ehlinin kanaatlerini dinleyen, analiz eden ve ortak bir zemin üreten bir yapı olmalıdır.
Ortak akıl, tek seslilik değildir. Ortak akıl, farklı sesleri bir arada tutabilme iradesidir. Bu irade yok sayıldığında çoğulluk değil, parçalanma ortaya çıkar.
Sonuç: Tevhid, Aynı Düşünmek Değil Aynı Yerde Durabilmektir
Üç aylar, kandil geceleri, Miʿrâc, kabir ziyareti ve zikir gibi meseleler iman değil; amel ve fazilet alanına aittir. Bu alanlarda farklı düşünmek doğaldır. Tevhid, herkesin aynı görüşte birleşmesi değildir.
Tevhid, farklı görüşlerle birlikte yaşayabilme ahlâkıdır. Kimse Allah ve Peygamber adına mutlak konuşmamalı; “benim kanaatim budur, doğrusunu Allah bilir” demeyi elden bırakmamalıdır.
Bu Regaib Gecesi vesilesiyle hepimize düşen görev, başkalarının ameline değil kendi edebimize bakmaktır. Birliğimizi koruyan şey, aynı düşünmek değil; aynı rahmet ikliminde kalabilmektir.
Bu vesileyle bütün Müslümanların Regaib Gecesi’ni ve mübarek üç ayların başlangıcını tebrik ediyorum.
Allah Teâlâ bu geceyi; kalplerin yumuşadığı, dillerin edep kazandığı ve tevhid ruhunun güçlendiği bir ihya vesilesi kılsın.
Regaib Gecemiz mübarek olsun.
Prof. Dr. Hadi SAĞLAM İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
Noel ve Yılbaşında Çam Süsleme Modası, Eski Türklerin ‘Hayat Ağacı’ndan Kaynaklanıyor.
1
DİTİB, Hessen eyaletinde İslam din dersi eğitimine devam edecek
108433 kez okundu
2
Hüsnüşan Hayaline Kavuştu: Almanya’da bir ilki gerçekleştirdi!..
45245 kez okundu
3
Frankfurt’ta Mevlânâ’nın Evrensel Mesajına Büyük İlgi!..
27885 kez okundu
4
4. Avrupa Hafızlık Yarışması Sonuçlandı
12956 kez okundu
5
Almanya ve Türkiye’de Üniversite Eğitimi
10753 kez okundu