47,5574$% 0.18
54,8602€% 0.06
64,2310£% 0.41
6.175,37%-1,31
10.093,00%-1,09
฿%
02:00
06 Eylül 2026 Pazar
Türkiye'de Liyakat ve Vurdumduymazlık Sorunu!..
Sıra kimde?
Gemici'den Alman vatandaşı yurttaşlarımıza: 'Türk Vatandaşlığı İçin Başvurun'
Miço Şaşırma, Sabrımızı Taşırma!..
Riba, Ülkemizi Vatan mı edinmiş?..
FRANKFURT/EUTURKHABER – Almanya demokrasisinin sembolü ve beşiği kabul edilen tarihi Paulskirche Meydanı, dinler arası diyalog etkinlikleri kapsamında ilk kez cuma namazına ev sahipliği yaptı. Müslüman cemaat için tarihi bir gün olarak kayda geçen bu anlamlı organizasyon, büyük bir huşu içerisinde gerçekleştirildi.
30 Ağustos – 4 Eylül 2026 tarihleri arasında düzenlenen “Unter einem Zelt – Bir Çadırın Altında” adlı dinler arası diyalog etkinliği çerçevesinde planlanan cuma namazı, Frankfurt Türk Cami Dernekleri Çalışma Birliği’nin sorumluluğunda organize edildi.

“Müslümanların Toplumun Bir Parçası Olduğunun Sembolüdür”
Tarihi meydanda kılınan ilk cuma namazı öncesinde açılış konuşmasını Frankfurt Türk Cami Dernekleri Çalışma Birliği Koordinatörü Dr. Hüseyin Kurt yaptı. Konuşmasında şu vurgular öne çıktı:
• Tarihi Bir Gün: 1848-1849 yılları arasında Alman halkının hür iradesiyle seçilen ilk parlamenterlere ev sahipliği yapan ve bugün herkesin yararlandığı temel hak ve hürriyetlerin temellerinin atıldığı ilk parlamento binasının (Paulskirche) bulunduğu meydanda ilk kez cuma namazı kılınmasının Müslümanlar adına onur verici olduğunu belirtti. Bu anın, Müslümanların Almanya’da toplumun asli bir parçası olduklarını sembolize eden tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.

• Teşekkür Mesajı: Bu tarihi imkânı ve hoşgörüyü sunan Alman halkına, namaz için gerekli yasal izinleri veren Frankfurt yerel makamlarına ve “Unter einem Zelt” programı kapsamına cuma namazını dâhil eden organizatörler Dr. Ertuğrul Şahin ile Susanna Faust Kallenberg’e teşekkürlerini sundu.
• Cemaate Sesleniş: Alanda toplanan Müslüman cemaate seslenen Kurt, bu tarihi ve benzersiz ana yerinde şahitlik ettikleri için çok şanslı olduklarını dile getirdi.

Genç İlahiyatçılar Görev Aldı
Tarihi buluşmada dinî vecibeler büyük bir huşu ve huzur içerisinde yerine getirildi. Programda görev alan din görevlilerinin Almanya’da yetişmiş ve Frankfurt Goethe Üniversitesi İslam İlahiyatı Bölümü’nden mezun olmuş genç nesli temsil etmesi dikkat çekti.
Frankfurt Abu Bakr Camii İmamı Ömer Arslan tarafından kısa bir Kur’an-ı Kerim tilavetinden sonra Ezan-ı Muhammedî meydanda yankılandı. Ardından Hanau İslam Cemiyeti din görevlisi Mustafa Macit Bozkurt, cuma hutbesini Almanca olarak irat ederek namazı kıldırdı.

Hutbede Evrensel Mesaj
İmam Mustafa Macit Bozkurt hutbesine, Frankfurt’un kalbinde bu tarihi meydanda cuma namazı kılınmasına vesile olan ve izin veren yetkililere teşekkür ederek başladı.
Allah’a kulluğun önemine ve bu kulluğun insana yüklediği sorumluluklara dikkat çekti. Müslümanların içinde yaşadıkları topluma ve komşularına karşı önemli görevleri olduğunu hatırlattı.
Her Müslümanın çevresine adalet, rahmet (barmherzigkeit) ve şefkatle yaklaşması gerektiğini vurgulayan Bozkurt, hutbesinin odağına Hucurat Suresi 13. ayetini aldı:
“Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki sizin Allah katında en şerefliniz, takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.”
Dinler Günü – Religion und Frieden
Frankfurt’ta dinler arası buluşmaların bir diğer önemli durağı ise 06 Eylül 2026’da düzenlenen 9. Tag der Religionen (Dinler Günü) oldu. “Religion und Frieden – Din ve Barış” temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, farklı inanç gruplarını bir araya getirdi.
Program Akışı:
• 14:00 Başlangıç ve müzik dinletisi
• 14:15 Açılış konuşması: Dr. Armin von Ungern-Sternberg
• 14:30 Selamlama: Tugsan Talasyüm (Rat der Religionen)
• 14:50 Müzikal intermezzo: Chasan Daniel Kempin
Bühnenbeiträge I (Sahne Katkıları I):
• 15:00 Kur’an tilaveti: Macit Bozkurt, Hanau Camii İmamı
• 15:10 Hindu topluluğu: Indian Music Academy çocuk korosu
• 15:20 Fo-Guang-Shan Budist Tapınağı: “Liebe und Frieden” şarkısı
• 15:30 Yahudi Cemaati: Rabbiner Julien Chaim Soussan ve Chasan Daniel Kempin
• 15:40 Mormon Kilisesi: Görsel ve sözlü katkı
• 15:50 Ahmadiyya Muslim Jamaat: Barış temalı video sunumu
• 16:00 Frankfurt Dinler Konseyi tanıtım filmi
• 16:10 Panel: “Religion und Frieden” – Katılımcılar: Kirsten Wang, Gonca Aydin, Anja Baukmann, Ijaz Janjua
Bühnenbeiträge II (Sahne Katkıları II):
• 16:45 Afgan Hindu Kültür Derneği
• 16:55 Bahá’í topluluğu: kutsal metinlerden alıntılar ve koro
• 17:05 Sünni ve Şii Müslümanlar: Tuba ve Warisha’nın Nasheed performansı
• 17:15 Sikh topluluğu: Bilgelik, ilahi ve müzik sunumu
• 17:25 Hristiyan topluluğu: Pesona Indonesia dans grubu
• 17:35 Tüm dinlerin ortak barış bildirisi
Etkinliklerin tamamı YouTube üzerinden izlenebilir: Tarihi Cuma Namazı – Paulskirche Meydanı.
Barış ve Hoşgörünün Simgesi
Paulskirche Meydanı’ndaki bu tarihi organizasyon; barış, karşılıklı saygı, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünün en somut ve güzel örneklerinden biri olarak hafızalarda yerini aldı.
Etkinliğin tamamı YouTube üzerinden izlenebilir: Tarihi Cuma Namazı – Paulskirche Meydanı
ROTTERDAM/Bir Zeytin Ağacı Dik Vakfı tarafından ülkenin 11 kentinde düzenlenen etkinliklerde, Gazze’deki saldırılara dikkat çekmek ve İsrail’in Gazze Şeridi’nden uçurulan uçurtmaların sınırdaki İsrail yerleşim birimlerine düştüğü gerekçesiyle Filistinlilere yönelik sürgün ve saldırı tehdidinde bulunmasına tepki göstermek amacıyla uçurtmalar uçuruldu.
İngiliz İşgali ve Petrolün Gölgesindeki Yıkım
İngilizlerin 1918’de Türk yurdu Kerkük’ü işgal etmesi, Irak Türkleri için bir dönüm noktası oldu. Bu işgal yalnızca bir toprak kaybı değil; bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi, petrol kaynaklarının sömürgeci güçlerin eline geçmesi ve Orta Doğu’da günümüze kadar sürecek istikrarsızlık sınırlarının çizilmesi anlamına geliyordu.
İngilizler, Kerkük ve Musul havzasındaki devasa petrol rezervlerini kontrol etmek için “böl ve yönet” politikası uyguladı. Türk egemenliği döneminde bölgenin kurucu unsuru olan Irak Türkleri sistemli şekilde yönetimden uzaklaştırıldı, baskı ve zulme maruz bırakıldı, göçe zorlandı.
Petrolün Bulunmasıyla Başlayan Felaketler
1927’de Kerkük’te petrolün bulunması, bölge halkı için refah değil; zulüm ve asimilasyonun fitilini ateşledi. Türkmenler, zengin petrol yataklarının gölgesinde tarihin en ağır bedellerini ödedi.
Petrol, Kerkük için bir nimet değil, bir lanet oldu. Eğer bu zenginlik olmasaydı Kerkük böylesine önem kazanır mıydı ve halkı bu felaketleri yaşar mıydı?
Kerkük’ün Petrol Rezervleri
Kerkük, sahip olduğu 10 milyar varillik petrol rezerviyle Irak’ın enerji merkezlerinden biri. Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre Irak petrolünün yüzde 18’i Kerkük sahasından çıkarılıyor.
Ancak bu zenginlik, halkın yüzünü güldürmek yerine geri kalmışlık ve kaos getirdi. Sorunların çözülmemesi bilinçli bir politikanın sonucuydu ve bu politika büyük ölçüde başarıya ulaştı.
86 Yıl Sonra Bir Türkmen Vali
16 Nisan 2026’da Kerkük Vilayet Meclisi’nde Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağa, Kerkük Valisi seçildi. Bu gelişme, Türkmen siyasi temsili açısından tarihi bir dönüm noktası oldu.
Ağa, ilk basın toplantısında “Bugün Kerkük’te yaklaşık 100 yıllık bir hasreti giderdik. Artık bir Türkmen, Kerkük valisidir. Türkmen, Arap, Kürt ve Hristiyan; tüm Kerküklülerin hizmetkarı olacağım” sözleriyle sürecin önemini vurguladı.
86 yıl sonra bir Türkmen’in valilik makamına yükselmesi, Kerkük’ün makus talihini değiştirebilecek bir fırsat olarak görülüyor.
Petrolün Bedeli ve Türkmenlerin Mücadelesi
Kerkük’ün petrol zenginliği, bölge halkı için refah değil; zulüm, sürgün ve asimilasyonun kaynağı oldu. Ancak 2026’da bir Türkmen valinin seçilmesi, Kerkük’ün geleceği için umut ışığı yakıyor.
Eğer destek ve imkan verilirse, Mehmet Seman Ağa’nın vizyonu Kerkük’ün tarihsel kaderini değiştirebilir.
GAZZE/Filistin Futbol Federasyonu tarafından düzenlenen turnuvanın açılış maçları üç bölgede eş zamanlı olarak yapıldı.
Demokrasi Katılımla Ayakta Kalır
IGMG Genel Sekreteri Ali Mete, 6 Eylül 2026 Pazar günü (yarın) yapılacak Saksonya‑Anhalt eyalet meclisi seçimlerine tüm seçmenleri katılmaya davet etti. Mete, “Demokrasi katılımla ve insanların sorumluluk üstlenmesiyle ayakta kalır.” dedi.
Aşırı Sağcı Tutumlara Tepki
Mete, aşırı sağın İslam’ı eyalete ait görmediğini, kamusal görünürlüğünü kısıtlamak istediğini ve devlet okullarında İslam din derslerine karşı çıktığını belirterek, bunun Müslümanların eşit muamele görüp görmeyeceği meselesi olduğunu ifade etti.
Eğitimde Ayrımcılığa Karşı
Mülteci ve sığınmacı çocukların ayrı sınıflarda eğitime tabi tutulması yönündeki görüşlerin endişe verici olduğunu söyleyen Mete, okulun farklılıkları aşan bir yer olması gerektiğini vurguladı.
Temel Haklar Lütuf Değildir
Din özgürlüğü, insan onuru ve eşitliğin siyasi çoğunlukların lütfu olmadığını hatırlatan Mete, Müslümanların demokratik toplumun bir parçası olduğunu ve sorumluluk taşıdığını dile getirdi.
Oy Vermek Demokratik Sorumluluktur
Seçim gününde oy kullanmayanların ülkenin geleceğini başkalarına bırakacağını belirten Mete, “Demokrasiyi savunmak için harekete geçin.” çağrısında bulundu.