DOLAR

46,6489$% 0.04

EURO

53,2087% 0.17

STERLİN

61,6590£% 0.13

GRAM ALTIN

6.091,93%-0,62

ÇEYREK ALTIN

10.096,00%0,99

BİTCOİN

2788094฿%-0.77751

İmsak Vakti a 02:00
Amsterdam PARçALı BULUTLU 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • EuTürk Haber
  • Avrupa
  • Bir Tabanca Dünyaya Diplomasi Tarihini Hatırlattı. Erdoğan’ın Hediyesi Dünyayı Konuşturdu

Bir Tabanca Dünyaya Diplomasi Tarihini Hatırlattı. Erdoğan’ın Hediyesi Dünyayı Konuşturdu

Diplomasi Tarihinin En İlginç Armağanları Yeniden Gündemde!..

"1" height="10" width="20%" direction="up">

Devlet başkanları yüzyıllardır yalnızca anlaşmalar imzalamıyor; ülkelerini simgeleyen armağanlar da veriyor. Pandalardan Komodo ejderlerine, develerden lüks otomobillere uzanan bu ilginç hediyelerin her birinin ardında ayrı bir diplomasi hikâyesi yatıyor.

"1" height="250" width="100%" direction="up">

Bir armağan bazen iki ülke arasındaki dostluğun simgesi oluyor, bazen uluslararası tartışmalara yol açıyor, bazen de diplomasi tarihinin unutulmayan anıları arasındaki yerini alıyor.

Çin’in Amerika’ya armağan ettiği pandalar, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın devesi, Putin’in Kim Jong-un’a verdiği makam otomobili, Hillary Clinton’ın “reset” düğmesi ve Berlusconi’nin Hollanda Başbakanı’na hediye ettiği saat… İşte diplomasi tarihinin en ilginç armağanlarından bazıları…

Erdoğan’ın NATO Zirvesi’nde liderlere verdiği hediyeden yola çıkarak, diplomasi tarihinin en sıra dışı armağanlarını araştırdım. Ortaya, dünya liderlerinin unutulmayan diplomatik jestlerini bir araya getiren ilginç bir dosya çıktı.

(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan)

Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, yalnızca alınan kararlar ve yapılan siyasi görüşmelerle değil, liderler arasında gerçekleşen diplomatik jestlerle de dünya gündeminde yer aldı.

Zirvenin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, toplantıya katılan devlet ve hükümet başkanlarına verdiği hediyeler, birçok ülkede farklı açılardan değerlendirildi. Kimileri bu hediyeleri Türkiye’nin köklü devlet geleneğinin bir devamı olarak yorumladı, kimileri ise, özellikle Hollanda Başbakanı Rob Jetten’e verilen tabancanın sembolik anlamı üzerinde durdu. Hatta bazı uluslararası medya organları, haberlerini yalnızca bu armağan üzerine kurdu.

Bazı yorumcular bunun tarihî ve kültürel bir armağan olduğunu savunurken, bazıları ise diplomatik hediyelerde silah tercih edilmesini tartışmaya açtı.

En dikkat çekici değerlendirmelerden biri Hollanda’dan geldi. Ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden De Telegraaf, Erdoğan’ın Rob Jetten’e verdiği tabancayı tek başına haberleştirmek yerine, bu olayı diplomasi tarihindeki ilginç hediyeleri hatırlatmak için bir başlangıç noktası olarak kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlere armağan ettiği tabanca, TİSAŞ tarafından üretilen ve geleneksel Türk süsleme sanatlarıyla bezeli özel üretim bir modeldi. Ankara, bu hediyenin Türk savunma sanayisini ve zanaatkârlığını simgeleyen sembolik bir armağan olduğunu vurguladı.

Ben de bunun üzerine diplomasi tarihinin sayfalarını karıştırdım ve şu sorunun cevabını aradım: “Dünya liderleri birbirlerine daha önce hangi sıra dışı hediyeleri verdi?”
Tabii ki ortaya hem ilginç hem de renkli olaylar çıktı.

Aslında diplomatik hediyeler, devletler arasındaki ilişkilerin en eski geleneklerinden biridir. Yüzyıllardır hükümdarlar, krallar, cumhurbaşkanları ve başbakanlar, resmî ziyaretlerde birbirlerine ülkelerini simgeleyen armağanlar sunuyor. Bu hediyeler bazen dostluğu, bazen teşekkürü, bazen de iki ülke arasındaki kültürel bağları temsil ediyor. Çoğu zaman maddi değerinden çok taşıdığı anlam önem kazanıyor.

Ancak diplomasi tarihinde öyle hediyeler var ki, aradan onlarca yıl geçmesine rağmen unutulmuyor. Kimisi dünyanın en sevimli hayvanları olarak hafızalara kazınıyor, kimisi uluslararası bir diplomatik gafa dönüşüyor, kimisi ise yıllarca mizah konusu oluyor.

Benim ortaya çıkardığım dosya, işte bu unutulmayan örnekleri bir araya getiriyor.

Araştırmamda, sadece Erdoğan’ın verdiği tabanca yer almıyor. Çin’in Amerika’ya armağan ettiği pandalar, Endonezya’nın hediye ettiği Komodo ejderleri, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’a verilen deve, Vladimir Putin’in Kim Jong-un’a armağan ettiği lüks makam otomobili, Hillary Clinton’ın diplomasi tarihine geçen “reset düğmesi”, Silvio Berlusconi’nin, Hollanda Başbakanı Jan Peter Balkenende’ye verdiği pahalı kol saati ve hatta içinden karıncalar çıkan dev bir portre halısı da dosyanın dikkat çeken örnekleri arasında bulunuyor.

Hediyelerin her birinin ayrı bir hikâyesi var…
Kimisi dostluk göstergesi olarak verildi.
Kimisi diplomatik nezaketin sembolü oldu.
Kimisi ise veren kadar alanı da zor durumda bıraktı.
Bazıları müzelerde sergilendi…
Bazıları yıllarca hayvanat bahçelerinde milyonlarca ziyaretçiyi ağırladı…
Bazıları da diplomasi tarihinin en ilginç anıları arasına girdi.

Şimdi gelin, arayıp bulduğum bu ilginç armağanların hikâyelerine birlikte göz atalım.

PANDALAR, DİPLOMASİ TARİHİNİN EN SEVİLEN HEDİYESİ OLDU

Bu dosyada ilk sırayı, belki de diplomasi tarihinin en sempatik armağanı alıyor. Yıl 1972…
ABD Başkanı Richard Nixon, Çin’e yaptığı tarihi ziyaret sırasında yalnızca iki ülke arasındaki buzları eritmekle kalmadı, aynı zamanda dünya kamuoyunun uzun yıllar unutmayacağı bir hediyeyle ülkesine döndü. Çin Başbakanı Zhou Enlai, Nixon’a iki dev panda hediye etti.
Bu jest, o dönemde Amerika ile Çin arasında başlayan yeni dönemin en güçlü sembollerinden biri olarak kabul edildi.

İşin ilginç yanı, bu hediyenin önceden planlanmamış olmasıydı. First Lady Pat Nixon, ziyaret sırasında pandaların ne kadar sevimli olduklarını söyleyince, Çin Başbakanı gülümseyerek, “O halde size iki panda hediye edelim.” karşılığını verdi.
Kısa süre sonra Ling-Ling ve Hsing-Hsing adlı iki panda Washington Hayvanat Bahçesi’ne getirildi. Milyonlarca Amerikalı yıllarca bu iki pandayı görmek için hayvanat bahçesine akın etti. Böylece iki hayvan, belki de tarihin en başarılı diplomatik armağanı olarak kayıtlara geçti.

ENDONEZYA, AMERİKA’YA KOMODO EJDERİ GÖNDERDİ

Diplomaside her hediye panda kadar sevimli olmuyor.
Endonezya Devlet Başkanı Suharto’nun tercihi ise çok daha farklıydı.
1986 yılında ABD Başkanı Ronald Reagan’a iki Komodo ejderi hediye edildi. Dünyanın en büyük kertenkele türü olan bu dev sürüngenler, ilk bakışta dostluk armağanından çok korku filmi kahramanlarını andırıyordu. Ancak Endonezya açısından Komodo ejderi, ülkenin en önemli doğal simgelerinden biriydi ve bu nedenle son derece anlamlı bir hediyeydi.

Suharto, dört yıl sonra aynı hediyeyi bu kez Başkan George H. W. Bush’a verdi. Daha sonra yapılan incelemelerde, Amerika’ya gönderilen üç Komodo ejderinin de erkek olduğu ortaya çıktı. Buna rağmen hayvanlar Chicago Hayvanat Bahçesi’nin yetiştirme programında önemli rol oynadı ve dünyaya gelen çok sayıdaki yavrunun genetik çeşitliliğine katkı sağladı. Böylece ilk bakışta ilginç görünen bu armağan, bilimsel açıdan da değer kazandı.

FRANSA CUMHURBAŞKANI’NA HEDİYE EDİLEN DEVE, SOFRADA SON BULDU

Araştırma dosyamdaki en ilginç hikâyelerden biri ise Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı François Hollande’a ait. Hollande, 2013 yılında Mali’yi ziyaret ettiğinde, Fransız ordusunun ülkedeki cihatçı gruplara karşı verdiği desteğe teşekkür amacıyla kendisine bir deve hediye edildi. Bu armağan, Mali halkının minnettarlığını göstermek için seçilmişti ve büyük bir jest olarak kabul edildi.

Ancak bu hikâyenin sonu beklenmedik şekilde gelişti. Hollande, doğal olarak deveyi Fransa’ya götüremedi. Hayvanın iyi bakılması için Mali’de güvenilir bir aileye emanet edilmesini istedi. Fakat aradan çok geçmeden, deveyi emanet alan ailenin hayvanı keserek yediği ortaya çıktı. Olay kısa sürede dünya basınının ilgisini çekti ve diplomasi tarihinin en talihsiz hediyelerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Bu üç örnek bile, devlet adamları arasında verilen hediyelerin yalnızca maddi değerden ibaret olmadığını gösteriyor. Kimi zaman iki panda, iki ülke arasındaki dostluğun simgesi oluyor…
Kimi zaman bir Komodo ejderi, ülkesinin doğal zenginliğini temsil ediyor…
Kimi zaman da iyi niyetle verilen bir deve, yıllarca anlatılacak ilginç bir hikâyeye dönüşüyor.

PUTİN’İN LÜKS MAKAM OTOMOBİLİ BİLE KİM JONG-UN’U İKNA EDEMEDİ

Araştırma dosyamda yer alan en güncel örneklerden biri, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında yaşanan ilginç hediyeleşme oldu.
Putin, 2024 yılında Pyongyang’a yaptığı resmi ziyaret sırasında Kim Jong-un’a, Rus otomotiv sanayisinin gururu sayılan Aurus Senat marka lüks bir makam otomobili hediye etti. Devlet başkanları için özel olarak üretilen bu araç, Rusya’nın en prestijli otomobilleri arasında gösteriliyor ve Kremlin tarafından da resmi törenlerde kullanılıyor.

Hediye teslim edildikten sonra iki lider, Pyongyang sokaklarında Aurus ile kısa bir tur attı. Dünya basınına servis edilen görüntülerde, Putin direksiyonda, Kim Jong-un ise yanında otururken samimi görüntüler veriyordu. Ama bu dostluk gösterisi uzun sürmedi. Putin ülkesine döndükten kısa bir süre sonra Kim Jong-un, yeniden en sevdiği makam aracı olan Mercedes-Maybach’ı kullanmaya başladı. Üstelik bu otomobilin, Kuzey Kore’ye uygulanan uluslararası yaptırımlara rağmen ülkeye kaçak yollarla getirildiği biliniyordu. Böylece milyonlarca dolar değerindeki Rus hediyesi, beklenen etkiyi yaratamadı.

HILLARY CLINTON’IN “RESET” DÜĞMESİ DİPLOMASİ TARİHİNE GAF OLARAK GEÇTİ

Diplomatik hediyeler bazen dostluğu pekiştiriyor, bazen de unutulmayacak hatalara dönüşüyor. Bunun en bilinen örneklerinden biri, ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’a verdiği sembolik “reset” düğmesi oldu. 2009 yılında Obama yönetimi, Rusya ile ilişkilerde yeni bir sayfa açmak istiyor ve bunu sembolik bir hediyeyle dünyaya duyurmayı planlıyordu.

Hazırlanan kırmızı düğmenin üzerine İngilizce “reset”yani “yeniden başlat” yazılacaktı. Ancak Rusça çeviri yapılırken ciddi bir hata yapıldı. Düğmenin üzerine, “yeniden başlat” yerine “aşırı yükleme” anlamına gelen kelime yazılmıştı. Lavrov hediyeyi alır almaz hatayı fark etti ve gülümseyerek, “Yanlış yazmışsınız.” dedi. Clinton da aynı tebessümle karşılık verdi ve “Bu konuda sizi suçlamayacağız.” diyerek durumu espriye çevirmeye çalıştı. İki bakan daha sonra birlikte düğmeye bastılar ama beklenen “yeni başlangıç” hiçbir zaman gerçekleşmedi. Aradan geçen yıllar, bu küçük çeviri hatasının aslında iki ülke ilişkilerinin geleceğini de adeta sembolize ettiğini gösterdi.

BERLUSCONİ’NİN PAHALI SAATİ HOLLANDA’DA KOLA TAKILAMADI

İtalya’nın eski Başbakanı Silvio Berlusconi, gösterişli yaşam tarzıyla tanınan bir siyasetçiydi. Bu özelliğini diplomatik hediyelerine de yansıtıyordu. Hollandalı mevkidaşı Jan Peter Balkenende’ye verdiği pahalı kol saati de bunun örneklerinden biriydi.

Ancak bu değerli armağan, Berlusconi’nin umduğu gibi Balkenende’nin bileğini süslemedi. Çünkü Hollanda’da devlet yöneticileri için oldukça katı etik kurallar uygulanıyor. Değeri elli avroyu aşan hiçbir hediye, bakanlar ya da başbakan tarafından kişisel olarak kabul edilemiyor. Bu tür armağanlar ilgili bakanlığa teslim ediliyor, devlet envanterine kaydediliyor ve görev süresi boyunca koruma altında tutuluyor. Gerek görüldüğünde müzelere ödünç veriliyor ya da resmî koleksiyonlarda muhafaza ediliyor. Bu nedenle Balkenende, çok beğendiği söylenen saati hiçbir zaman günlük yaşamında kullanamadı.

HOLLANDA’NIN EN BÜYÜK LÜKSÜ: DELFT MAVİSİ SERAMİK

Dünyanın birçok ülkesi devlet başkanlarına milyonlarca avro değerinde hediyeler sunarken, Hollanda bu konuda oldukça mütevazı davranıyor. Hollandalı yöneticilerin yabancı konuklara verdikleri hediyelerin başında, ülkenin simgelerinden biri kabul edilen Delft mavisi el yapımı seramikler geliyor. Bazen bunlara kadın konuklar için zarif bir şal, erkekler için ise kol düğmeleri gibi küçük hediyeler de ekleniyor.

Aslında bu tercih, Hollanda’nın devlet anlayışını da yansıtıyor. Gösterişten uzak, sade ama anlam taşıyan armağanlar… Belki dünyanın en pahalı hediyeleri değiller ama ülkenin kültürünü temsil ettikleri için büyük değer görüyorlar.

Bütün bu örnekler gösteriyor ki, diplomatik hediyeler yalnızca nezaket gereği verilen armağanlar değildir. Kimi zaman ülkelerin tarihini anlatırlar…
Kimi zaman kültürlerini temsil ederler…
Kimi zaman da yıllar boyunca unutulmayan hikâyelere dönüşürler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi sonrasında liderlere verdiği hediyeler gibi, diplomasi masalarında bazen bir imza kadar, bazen de uzatılan küçük bir hediye kadar, yıllar sonra bile konuşulmaya devam ediyor.

Erdoğan’ın NATO Zirvesi’nde verdiği tabanca da, ister beğenilsin ister eleştirilsin, artık diplomasi tarihinin konuşulan armağanları arasındaki yerini aldı.

***

EEN PISTOOL HERINNERDE DE WERELD AAN DE GESCHIEDENIS VAN DE DIPLOMATIE.

ERDOĞANS GESCHENK HIELD DE WERELD BEZIG.

DE MEEST BIJZONDERE GESCHENKEN UIT DE DIPLOMATIEKE GESCHIEDENIS OPNIEUW IN DE BELANGSTELLING

Staatshoofden ondertekenen al eeuwenlang niet alleen verdragen; zij geven ook geschenken die hun land symboliseren. Van panda’s tot Komodovaranen, van kamelen tot luxe staatsauto’s: achter elk van deze bijzondere geschenken schuilt een eigen diplomatiek verhaal.

Soms wordt een geschenk het symbool van de vriendschap tussen twee landen, soms leidt het tot internationale discussies en soms krijgt het een blijvende plaats in de geschiedenis van de diplomatie.

De panda’s die China aan de Verenigde Staten schonk, de kameel van de Franse president Hollande, de luxe staatsauto die Poetin aan Kim Jong-un gaf, Hillary Clintons “resetknop” en het horloge dat Berlusconi aan de Nederlandse minister-president schonk… Het zijn stuk voor stuk opmerkelijke voorbeelden uit de diplomatieke geschiedenis.

Geïnspireerd door het geschenk dat Erdoğan tijdens de NAVO-top aan de wereldleiders gaf, ben ik op zoek gegaan naar de meest bijzondere diplomatieke geschenken uit de geschiedenis. Het resultaat is een boeiend dossier waarin de meest onvergetelijke diplomatieke gebaren van wereldleiders samenkomen.

De NAVO-top in Ankara kwam niet alleen wereldwijd in het nieuws door de genomen besluiten en de politieke gesprekken, maar ook door de diplomatieke gebaren tussen de aanwezige leiders.

Na afloop van de top werden de geschenken die president Recep Tayyip Erdoğan aan de aanwezige staats- en regeringsleiders gaf, in veel landen vanuit verschillende invalshoeken beoordeeld.
Sommigen zagen er een voortzetting in van de diepgewortelde Turkse staatstraditie, terwijl anderen vooral de symbolische betekenis bespraken van het pistool dat aan de Nederlandse minister-president Rob Jetten werd geschonken. Sommige internationale media bouwden hun berichtgeving zelfs volledig rond dit ene geschenk op.

Terwijl sommige commentatoren benadrukten dat het om een historisch en cultureel geschenk ging, stelden anderen de keuze om een vuurwapen als diplomatiek geschenk te geven ter discussie.

Een van de meest opvallende reacties kwam uit Nederland. De Telegraaf, een van de grootste dagbladen van het land, koos ervoor het pistool dat Erdoğan aan Rob Jetten schonk niet als een op zichzelf staand nieuwsfeit te brengen, maar gebruikte het als aanleiding om aandacht te besteden aan de opmerkelijkste geschenken uit de geschiedenis van de diplomatie.

Het pistool dat president Erdoğan aan de leiders schonk, was een speciaal door TİSAŞ vervaardigd model, rijk versierd met traditionele Turkse motieven. Ankara benadrukte dat het geschenk een symbolische uitdrukking vormde van de Turkse defensie-industrie en het Turkse vakmanschap.

Dat bracht mij ertoe in de geschiedenis van de diplomatie te duiken en antwoord te zoeken op de vraag: “Welke bijzondere geschenken hebben wereldleiders elkaar door de jaren heen gegeven?”
Het leverde een reeks opmerkelijke en kleurrijke verhalen op.

Diplomatieke geschenken behoren in feite tot de oudste tradities tussen staten. Al eeuwenlang bieden keizers, koningen, presidenten en minister-presidenten elkaar tijdens officiële bezoeken geschenken aan die hun land symboliseren. Soms staan ze voor vriendschap, soms voor dankbaarheid en soms voor de culturele banden tussen twee landen. Vaak is niet de materiële waarde, maar juist de symbolische betekenis van doorslaggevend belang.

Toch zijn er in de geschiedenis van de diplomatie geschenken die, zelfs na tientallen jaren, niet zijn vergeten. Sommige werden wereldberoemd als de meest geliefde dieren uit de diplomatie, andere groeiden uit tot internationale blunders en weer andere bleven jarenlang onderwerp van humor.

Dit dossier brengt deze onvergetelijke voorbeelden bijeen.

In mijn onderzoek gaat het niet alleen om het pistool dat Erdoğan schonk. Ook de panda’s die China aan de Verenigde Staten gaf, de Komodovaranen uit Indonesië, de kameel die aan de Franse president François Hollande werd geschonken, de luxe staatsauto die Vladimir Poetin aan Kim Jong-un gaf, Hillary Clintons beroemde “resetknop”, het kostbare horloge dat Silvio Berlusconi aan de Nederlandse minister-president Jan Peter Balkenende gaf en zelfs een reusachtig wandtapijt waar mieren uit tevoorschijn kwamen, behoren tot de opvallendste voorbeelden in dit dossier.

Elk van deze geschenken heeft zijn eigen verhaal…
Sommige werden gegeven als teken van vriendschap.
Sommige werden het symbool van diplomatieke hoffelijkheid.
Andere brachten zowel de gever als de ontvanger in verlegenheid.
Sommige belandden in musea…
Andere trokken jarenlang miljoenen bezoekers naar dierentuinen…
Weer andere kregen een vaste plaats tussen de meest opmerkelijke verhalen uit de geschiedenis van de diplomatie.

Laten we nu samen kijken naar de bijzondere verhalen achter deze opmerkelijke diplomatieke geschenken.

PANDA’S WERDEN HET MEEST GELIEFDE DIPLOMATIEKE GESCHENK UIT DE GESCHIEDENIS

In dit dossier begint het verhaal misschien wel met het sympathiekste diplomatieke geschenk ooit. Het jaar was 1972… Tijdens zijn historische bezoek aan China slaagde de Amerikaanse president Richard Nixon er niet alleen in het ijs tussen beide landen te breken, maar keerde hij ook terug naar huis met een geschenk dat de wereld nog jarenlang zou bijblijven. De Chinese premier Zhou Enlai schonk Nixon twee reuzenpanda’s. Dit gebaar werd al snel gezien als een van de krachtigste symbolen van de nieuwe relatie tussen China en de Verenigde Staten.

Het opmerkelijke was dat dit geschenk helemaal niet vooraf was gepland. Toen First Lady Pat Nixon tijdens het bezoek opmerkte hoe schattig zij de panda’s vond, glimlachte premier Zhou Enlai en antwoordde: “Dan schenken wij u twee panda’s.”
Kort daarna arriveerden Ling-Ling en Hsing-Hsing in de National Zoo van Washington. Jarenlang trokken miljoenen Amerikanen naar de dierentuin om de twee panda’s te bewonderen. Zo groeiden zij uit tot misschien wel het succesvolste diplomatieke geschenk uit de geschiedenis.

INDONESIË STUURDE KOMODOVARANEN NAAR AMERIKA

Niet elk diplomatiek geschenk is zo vriendelijk als een panda.
De keuze van de Indonesische president Soeharto was dan ook heel anders.
In 1986 schonk hij de Amerikaanse president Ronald Reagan twee Komodovaranen. Deze reusachtige reptielen, de grootste hagedissensoort ter wereld, deden eerder denken aan hoofdrolspelers uit een avonturen- of horrorfilm dan aan een teken van vriendschap. Voor Indonesië was de Komodovaraan echter een van de belangrijkste nationale natuursymbolen en daarom een bijzonder betekenisvol geschenk.

Vier jaar later schonk Soeharto opnieuw Komodovaranen, ditmaal aan president George H. W. Bush. Later bleek dat alle drie de naar de Verenigde Staten gestuurde dieren mannetjes waren. Toch speelden zij een belangrijke rol in het fokprogramma van de dierentuin van Chicago en leverden zij een waardevolle bijdrage aan de genetische diversiteit van de vele jongen die later werden geboren. Zo kreeg een geschenk dat op het eerste gezicht vooral opmerkelijk leek, uiteindelijk ook een belangrijke wetenschappelijke betekenis.

DE KAMEEL DIE AAN DE FRANSE PRESIDENT WERD GESCHONKEN, EINDIGDE OP TAFEL

Een van de opmerkelijkste verhalen in mijn onderzoeksdossier gaat over de voormalige Franse president François Hollande. Toen Hollande in 2013 Mali bezocht, kreeg hij als blijk van dank voor de steun van het Franse leger in de strijd tegen jihadistische groeperingen een kameel cadeau. Het geschenk was bedoeld als uiting van de dankbaarheid van het Malinese volk en werd gezien als een bijzonder groot gebaar.

Maar het verhaal kreeg een onverwachte afloop. Hollande kon de kameel uiteraard niet meenemen naar Frankrijk en vroeg daarom of het dier in Mali aan een betrouwbare familie kon worden toevertrouwd. Nog geen korte tijd later bleek echter dat die familie de kameel had geslacht en opgegeten. Het nieuws haalde al snel de wereldpers en groeide uit tot een van de ongelukkigste diplomatieke geschenken uit de geschiedenis.

Zelfs deze drie voorbeelden laten zien dat diplomatieke geschenken veel meer zijn dan voorwerpen met een materiële waarde. Soms worden twee panda’s het symbool van de vriendschap tussen twee landen… Soms vertegenwoordigt een Komodovaraan de natuurlijke rijkdom van zijn land… En soms verandert een goedbedoeld cadeau, zoals een kameel, in een verhaal dat nog jarenlang wordt naverteld.

ZELFS POETINS LUXE STAATSAUTO KON KIM JONG-UN NIET OVERTUIGEN

Een van de meest recente voorbeelden in mijn onderzoeksdossier is de opmerkelijke uitwisseling van geschenken tussen de Russische president Vladimir Poetin en de Noord-Koreaanse leider Kim Jong-un.
Tijdens zijn officiële bezoek aan Pyongyang in 2024 schonk Poetin Kim Jong-un een luxe Aurus Senat-staatsauto, het paradepaardje van de Russische auto-industrie. Deze speciaal voor staatshoofden ontwikkelde limousine behoort tot de meest prestigieuze auto’s van Rusland en wordt ook door het Kremlin gebruikt tijdens officiële plechtigheden.

Na de overhandiging maakten beide leiders samen een korte rit door de straten van Pyongyang in de Aurus. Op de beelden die wereldwijd werden verspreid, zat Poetin achter het stuur terwijl Kim Jong-un naast hem plaatsnam. De vriendschappelijke symboliek duurde echter niet lang. Kort nadat Poetin naar Rusland was teruggekeerd, stapte Kim Jong-un weer over op zijn favoriete dienstauto: een Mercedes-Maybach. Opmerkelijk genoeg was bekend dat deze auto, ondanks de internationale sancties tegen Noord-Korea, via illegale kanalen het land was binnengebracht. Daarmee slaagde het miljoenen kostende Russische geschenk er uiteindelijk niet in de gewenste indruk achter te laten.

HILLARY CLINTONS “RESETKNOP” GING DE DIPLOMATIEKE GESCHIEDENIS IN ALS EEN PIJNLIJKE BLUNDER

Diplomatieke geschenken versterken soms de onderlinge vriendschap, maar kunnen ook uitgroeien tot onvergetelijke blunders. Een van de bekendste voorbeelden is de symbolische “resetknop” die de voormalige Amerikaanse minister van Buitenlandse Zaken Hillary Clinton in 2009 aan haar Russische ambtgenoot Sergey Lavrov overhandigde. De regering-Obama wilde destijds een nieuw hoofdstuk openen in de betrekkingen met Rusland en dat met een symbolisch geschenk wereldkundig maken.

Op de rode knop moest het Engelse woord “reset”komen te staan, oftewel “opnieuw beginnen”. Bij de Russische vertaling ging het echter mis. In plaats van “opnieuw instellen” stond er een woord dat “overbelasting” betekende. Lavrov merkte de fout onmiddellijk op en zei glimlachend: “Jullie hebben het verkeerd geschreven.” Clinton reageerde met een lach en antwoordde: “Daar zullen we jullie niet de schuld van geven.” Vervolgens drukten beide bewindslieden gezamenlijk op de knop, maar van de gehoopte “nieuwe start” kwam uiteindelijk niets terecht. Achteraf bleek deze kleine vertaalfout bijna symbolisch voor de latere ontwikkeling van de Amerikaans-Russische betrekkingen.

BERLUSCONI’S DURE HORLOGE BELANDDE IN NEDERLAND NIET OM EEN POLS

De voormalige Italiaanse premier Silvio Berlusconi stond bekend om zijn luxueuze levensstijl. Die voorkeur kwam ook terug in zijn diplomatieke geschenken. Het kostbare polshorloge dat hij aan zijn Nederlandse collega Jan Peter Balkenende gaf, is daarvan een treffend voorbeeld.

Toch sierde dit waardevolle cadeau nooit de pols van Balkenende, zoals Berlusconi waarschijnlijk had gehoopt. In Nederland gelden namelijk strenge ethische regels voor bewindspersonen. Geschenken met een waarde van meer dan vijftig euro mogen door ministers en minister-presidenten niet persoonlijk worden gehouden. Ze worden overgedragen aan het betrokken ministerie, opgenomen in de staatsinventaris en gedurende de ambtsperiode bewaard. Indien gewenst worden ze uitgeleend aan musea of opgenomen in officiële collecties. Daarom heeft Balkenende het horloge, dat hij naar verluidt zeer mooi vond, nooit privé kunnen dragen.

DE GROOTSTE LUXE VAN NEDERLAND: DELFTS BLAUW

Delfts blauw nu beter beschermd dankzij nieuwe verordening - EW

Terwijl veel landen staatshoofden geschenken aanbieden die miljoenen euro’s waard zijn, kiest Nederland juist voor bescheidenheid. Tot de bekendste diplomatieke geschenken behoren de handgemaakte voorwerpen van Delfts blauw, een van de nationale symbolen van het land. Soms worden daar voor vrouwelijke gasten een elegante sjaal en voor mannelijke gasten manchetknopen aan toegevoegd.

Die keuze weerspiegelt eigenlijk ook de Nederlandse bestuurscultuur: geen overdadige luxe, maar eenvoudige geschenken met een duidelijke symbolische betekenis. Misschien behoren ze niet tot de duurste cadeaus ter wereld, maar juist doordat zij de Nederlandse cultuur vertegenwoordigen, worden ze bijzonder gewaardeerd.

Al deze voorbeelden laten zien dat diplomatieke geschenken veel meer zijn dan een beleefdheidsgebaar. Soms vertellen ze de geschiedenis van een land… Soms vertegenwoordigen zij een cultuur… En soms groeien zij uit tot verhalen die tientallen jaren later nog steeds worden verteld.

Net als de geschenken die president Erdoğan na de NAVO-top aan de wereldleiders overhandigde, blijven sommige diplomatieke gebaren nog jarenlang onderwerp van gesprek. Soms is een klein geschenk even veelzeggend als een handtekening onder een belangrijk verdrag.

Ook het pistool dat Erdoğan tijdens de NAVO-top schonk, heeft – of men het nu waardeert of bekritiseert inmiddels zijn plaats ingenomen tussen de meest besproken diplomatieke geschenken uit de geschiedenis.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasıyla yeni bir hikaye yazmaya başlayacağız

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.