47,5574$% 0.18
54,8602€% 0.06
64,2310£% 0.41
6.175,37%-1,31
10.093,00%-1,09
฿%
02:00
Kürt de benim, Türk de benim; çünkü hiçbirimiz bu vatanın misafiri değiliz. Aynı toprağın evlatları, aynı devletin eşit vatandaşları ve ortak geleceğin kader ortaklarıyız. Türk ile Kürt birbirinin rakibi değil; aynı bedenin kalbiyle beyni, aynı vatanın iki kardeş nefesidir.
Bugün bir tarafın ötekine üstün gelme günü değil, kardeşliğin fitneye galip gelme günüdür. Mazlumlar ayağa kalktı; silah için değil sulh için, intikam için değil adalet için, kardeşini yenmek için değil insanlık onurunu yeniden doğrultmak için…
Tarih Türkiye’yi çağırıyor: Ayrılığı büyütmeye değil kardeşliği büyütmeye; yeni yaralar açmaya değil asırlık yaraları hukukla sarmaya çağırıyor. “Sulh hayırdır” hükmü (en-Nisâ 4/128) bugün büyük barışın bayramını ilan ediyor.

– İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
Sulh, ihtilafın üzerini örtmek veya haksızlığı unutmak değildir; hakları teslim ederek düşmanlığı sona erdirme iradesidir. “Sulh hayırdır” ilkesi, barışı geçici sessizlikten çıkarıp adaletle kurulan hukukî düzene dönüştürür.
Gerçek barışta kimse kimliğini inkâr etmez, dilinden utanmaz, acısını saklamak zorunda kalmaz; herkes eşit hukukun güvencesinde onurlu biçimde yaşar.
Barışın cesareti, geçmişin acılarını yeni intikamların yakıtı yapmadan konuşabilmektir. Devletin ve toplumun görevi hafızayı susturmak değil, onu ortak geleceği zehirlemeyecek bir adalet diliyle yönetmektir.
Sulh teslimiyet değildir; silahın, nefretin ve keyfîliğin yerine hukuku koymaktır. Hukuk konuştuğunda fitne susar; adalet yerini bulduğunda kardeşlik yeniden nefes alır.
Türk ve Kürt, aynı coğrafyada tesadüfen yan yana gelmiş iki yabancı topluluk değildir; sevinci, acısı, savunması, emeği ve geleceği birbirine karışmış tarihî kader ortaklarıdır.
Birinin güvenliği diğerinin huzurundan, birinin onuru diğerinin hukukundan ayrı düşünülemez. Aynı toprağa düşen gözyaşının Türkçesi veya Kürtçesi olmaz; acı da vatan da gelecek de ortaktır.
Birliği kurmak için kimlikleri tekleştirmek gerekmez. Büyük millet, farklılıklarını inkâr eden değil, onları ortak vatandaşlığın eşit koruması altında birleştirebilen millettir.
Kürt’ün dili Türk’ün varlığına, Türk’ün kimliği Kürt’ün onuruna tehdit değildir. Tehdit, farklılığı düşmanlığa çeviren siyaset; kimliği imtiyaz veya dışlama aracına dönüştüren fitne dilidir.
Zaman, Yusuf ile Bünyamin gibi yeniden kucaklaşma vaktidir. Kardeşleri ayıran kuyu, kin ve yanlış bilgidir; onları buluşturan ise hakikatin ortaya çıkması, sabır ve merhamettir.
Bu mecaz, geçmişi aynen tekrar etmek için değil, ayrılığın kader olmadığını göstermek için değerlidir. Kardeşlik yaralanabilir; fakat adalet, yüzleşme ve samimi iradeyle yeniden kurulabilir.
Kucaklaşma, sorunları yok saymak değil onları aynı masada, aynı hukuk içinde ve birbirinin insanlık onurunu koruyarak çözmektir. Bugün, çölde matarasında kalan son yudumu kendi dudaklarına değil ölüm döşeğindeki kardeşine uzatıp “Sen iç” diyebilme günüdür.
Çünkü kardeşlik, yalnız elde kalanı paylaşmak değil; kendine lazım olanı kardeşinden esirgememektir. Yusuf’un affı nasıl hakikati silmeden kardeşliği dirilttiyse, toplumsal sulh da unutma değil adalet içinde yeni başlangıç iradesidir.
Fitne; kardeşi kardeşe düşüren yalan, nefret, ayrımcılık, terör, provokasyon ve paralel egemenlik arayışıdır. Fitneyle mücadele hiçbir kimliğe, dile veya meşru düşünceye karşı savaş değildir.
Mücadelenin araçları hukuk, demokratik siyaset, doğru bilgi, adil yargı, eğitim ve toplumsal diyalogdur. Şiddet yeni yaralar üretir; hukuk yarayı kapatırken hakkı da korur.
Devlet içinde devlet, hukuk üstünde örgüt veya vatandaşlık üzerinde silahlı vesayet kabul edilemez. Aynı şekilde güvenlik gerekçesi hiçbir masum vatandaşı suçlu saymaya, kimliği şüphe konusu yapmaya veya temel hakları ölçüsüz sınırlamaya dönüşemez.
Tek devlet ilkesi eşit hukukla, kamu düzeni insan haklarıyla birlikte korunmalıdır. Güvenlik ile özgürlük birbirinin düşmanı değil hukuk devletinin iki sorumluluğudur.
Vatan yalnız üzerinde yaşanan toprak değil, herkesin hukuk içinde kendisini güvende hissettiği ortak haysiyet alanıdır.
Devlet hiçbir etnik kimliğin, mezhebin, cemaatin, tarikatın, ideolojinin veya sınıfın mülkü değildir; milletin tamamının hukukî çatısıdır. Kamu otoritesi kimlikler arasında taraf olamaz, yakınlığı liyakatin ve sadakati hakkın önüne geçiremez.
“Emanetleri ehline verin ve insanlar arasında adaletle hükmedin” buyruğu (en-Nisâ 4/58), devlet–millet ilişkisinin ana hükmüdür.
Vatandaş devlete hukuk içinde bağlılık gösterecek; devlet de vatandaşın canını, malını, dilini, inancını ve haysiyetini eşit biçimde koruyacaktır. İtaat keyfîliğe değil meşru hukuka, birlik suskunluğa değil ortak sorumluluğa dayanır.
Bir milleti birleştiren şey herkesin aynı düşünmesi değil, farklı düşünen herkesin aynı hukukun güvencesinde yaşayabilmesidir.
Eşit vatandaşlık çoğunluğun lütfu değil doğuştan insan onurunun ve anayasal düzenin sonucudur. Kimlik hak doğurabilir; fakat başkası üzerinde üstünlük ve ayrıcalık üretemez. Hiçbir çoğunluk azınlığın, hiçbir grup bireyin hukukunu ezemez.
Tevhidin hukukî ufku tek tipleştirmek değil, parçalanmayı adalet içinde aşmaktır. Beş parmak birbirine benzediği için değil, aynı avuçta birleştiği için kudret kazanır.
Türk, Kürt, Arap, Alevî, Sünnî, dindar ve seküler vatandaşlar da kimliklerini kaybettiklerinde değil; ortak vatan, eşit hak, müşterek sorumluluk ve üstün hukukta birleştiklerinde milletin kudretini büyütür.
Tarih bugünü bekledi. Vakit, seherde öten horozun yeni sabahı haber verdiği gibi, birlik ve beraberliğin içtima vaktidir. Mazlumun gözünü ufka çevirdiği, annenin evladını sağ salim beklediği bu seherde milletin beklediği yeni bir kavga değil, kardeşliği tarihe mühürleyecek adalet cesaretidir.
Mazlumlar ayağa kalktı; fakat ellerinde silahla değil, dillerinde sulh, kalplerinde adalet ve gözlerinde hür bir gelecek ümidiyle ayağa kalktı. Artık hayretin yeri yok; ibret, tevhid ve bayram vaktidir.
Bu bayram, bir kimliğin diğerine üstünlüğü değil; silahın yerine sözün, korkunun yerine güvenin, ayrılığın yerine kucaklaşmanın geçmesidir.
Yeni dil, hiçbir halkı kutsamaz veya suçlamaz; suçun şahsîliği ile kimliğin dokunulmazlığını ayırır. Terörü mahkûm ederken vatandaşını kucaklar, devleti korurken hukuku aşındırmaz, farklılığı tanırken ayrılığı kutsamaz. Siyasetçi oy, aydın görünürlük, din adamı taraftar kazanmak için yarayı kaşımamalıdır. Söz, fitne üreten silah değil sulhu büyüten emanet olmalıdır.
Bugün ilan edilmesi gereken hükümler açıktır: Tek devlet, ortak vatan, eşit vatandaşlık ve üstün hukuk birbirinden ayrılamaz. Hiçbir kimlik inkâr edilemez; hiçbir kimlik hukuk üstü egemenlik iddia edemez.
Kamu görevi liyakatle, kaynaklar hakkaniyetle, adalet bağımsız yargıyla, siyasal temsil demokratik iradeyle güvenceye alınmalıdır. Milletin birliği zorla değil güvenle kurulur.
Türk ile Kürt kalp ve beyin gibidir; hangisinin diğerinden üstün olduğu değil, aynı beden için nasıl birlikte çalıştığı önemlidir. Şimdi birbirimizi yenme değil fitneyi yenme; birbirimizi eksiltme değil Türkiye’yi birlikte büyütme vaktidir.
Bu barış ne Türk’ün kaybı ne Kürt’ün tavizidir; anaların duası, çocukların geleceği ve Türkiye’nin ortak zaferidir. Vatanı korumak vatandaşın hukukunu, devleti güçlendirmek adaleti ve kurumları korumaktır.
Bu manifestonun nihai ültimatomu şudur: Ya sulh, eşit vatandaşlık ve üstün hukukla kalıcılaştırılacak ya da fitne her nesilde yeni isimlerle geri dönecektir.
Ya Yusuf ile Bünyamin gibi kucaklaşıp tarihi birlikte yeniden yazacağız ya kardeşliği tüketenlerin senaryolarında birbirimizi kaybedeceğiz.
Tarih bugünü bekledi; çünkü mazlumların beklediği şey yeni bir savaş değil, hukukun ve merhametin öncülüğüdür. Bugün zafer bir kardeşin diğerine üstünlüğü değil, iki kardeşin fitneye birlikte galip gelmesidir.
Sulh hayırdır; acı hepimizin, vatan hepimizin, devlet hepimizin, bayram hepimizin, gelecek hepimizindir. Hukukun tevhid ettiği milleti hiçbir güç parçalayamaz.
Prof. Dr. Hadi Sağlam
İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
46 Ülkeden Medya Temsilcileri Taşkent’te ‘İslam Medeniyeti’ Forumu İçin Buluştu
1
New York’ta, ‘Azınlık Toplumu Olarak Müslümanca Yaşam’ konulu konferans!..
150125 kez okundu
2
Uluslararası Aktivistler Gözaltında: “Madleen” Gemisi Tartışmaları Alevlendirdi
136992 kez okundu
3
Solingen Kurbanları Filibe’de toprağa verildi!..
118884 kez okundu
4
DİTİB, Hessen eyaletinde İslam din dersi eğitimine devam edecek
108783 kez okundu
5
Cumhurbaşkanı Erdoğan belediye başkan adaylarını açıkladı
106089 kez okundu