İletişim Başkanı Duran: 1071 yılında Malazgirt Ovası’nda kurulan birlik bugün bu milletin mayasını oluşturmakta
İletişim Başkanı Duran: 1071 yılında Malazgirt Ovası’nda kurulan birlik bugün bu milletin mayasını oluşturmakta
İletişim Başkanı Duran, "1071 yılında Malazgirt Ovası'nda kurulan birlik bugün de bu milletin mayasını oluşturmaktadır. Bu birlik ruhu var oldukça Anadolu üzerinde hesap yapanlar emellerine kavuşamayacaktır." dedi.
ANKARA (AA) Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında düzenlenen 955. Yılında Malazgirt Zaferi Paneli’nde yaptığı konuşmada, Türk tarihinin belki de en önemli dönüm noktalarından biri olan, Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünü yad etmek ve hafızayı diri tutmak için bir araya geldiklerini belirtti.
Bu kutlu ve mübarek zaferin yıl dönümünü anlamlı bir eserle idrak etmek istediklerini ifade eden Duran, hazırladıkları “Malazgirt Zaferi: Türklerin Savaş Hüneri ve Sanat Estetiği” isimli kitabı kamuoyunun takdirlerine sunduklarını söyledi.
Burhanettin Duran, kutlu zaferin büyük komutanı Sultan Alparslan’ı ve bu toprakları vatan kılan bütün aziz şehitleri, gazileri rahmetle ve minnetle andı.
Tarih şuurunun muazzam bir hafıza olduğunu, bu hafızanın bir milletin seciyesini, istikametini ve ali değerlerini sinesinde barındırdığını vurgulayan Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu şuur, bir milletin vahdetinin ve bin yıllara sari kutlu yürüyüşünün tecelligahıdır. Malazgirt Zaferi, bugünün zaviyesinden dönülüp idrak edildiğinde Türklerin binlerce yıllık tarihi akışını Anadolu coğrafyasında buluşturan ve bu toprakları bugüne kadar bize vatan kılan bir dönüm noktasıdır. Nitekim Yahya Kemal, ‘Süleymaniye’de Bayram Sabahı’ adlı şaheserinde, asırları aşan bu kesintisiz yürüyüşü meçhul bir askerin simasında şöyle tarif ediyor: ‘Ne kadar saf idi siması bu mü’min neferin! Kimdi? Banisi mi, mimarı mı ulvi eserin? Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu. Bu nefer miydi? Derin, gözleri yaşlarla dolu…’ İşte Malazgirt, bu kutlu yürüyüşün Anadolu’daki o ihtişamlı başlangıcıdır. 26 Ağustos 1071’de kazanılan bu zafer, aynı zamanda Anadolu’nun kapılarını bir medeniyet tasavvuruna, bir devlet geleneğine ve köklü bir kültüre açmıştır. Malazgirt’ten sonra Anadolu, münhasıran üzerinde yaşanılan bir coğrafya olmaktan çıkmış, ilimle, irfanla, adaletle, vakıf kültürüyle, şehirleriyle, eserleriyle inşa olunan büyük bir medeniyet yurduna dönüşmüştür. Nitekim bugün tertip ettiğimiz bu panel, Malazgirt’i işte bu yönüyle, kültürel mirasımızın bir parçası olarak idrak etmeyi amaçlamaktadır.”
Büyük Taarruz
İletişim Başkanı Duran, muazzam bir hafızadan müteşekkil tarih şuurunun, Selçuklu Devleti’nden Osmanlı İmparatorluğuna, Cumhuriyet’in kuruluşundan Türkiye Yüzyılı’na kadar milleti ayakta tutan en büyük kuvvet olduğunu anımsattı.
Bugün, bu ortak şuur çerçevesinde bir araya gediklerine dikkati çeken Duran, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Anadolu’nun dört bir yanını birbirine bağlayan bu görünmez bağ, kubbemizi ayakta tutan sütunlardan birisidir. 955 sene evvel Sultan Alparslan’ın ordusunda tecessüm eden birlik ruhuyla, yüzyıllar sonra, günümüzden tam 104 sene evvel, Büyük Taarruz Muharebesi’nde ecdadın mukaddes emanetine sahip çıkan ruh aynı ruhtur. Dün, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Malazgirt Zaferini Anma Etkinlikleri’nde altını çizdiği gibi, ‘Biz, Malazgirt’te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, bu uğurda can alıp can vermiş, istiklaline aşık bir milletiz.’ Bu vesileyle Büyük Taarruz Zaferi’nin 104’üncü seneyi devriyesinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bizlere bu yurdu bir kez daha vatan kılan aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle yad ediyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımızı da şimdiden tebrik ediyorum.”
“Türkiye Cumhuriyeti tarihi sürekliliğin en köklü temsilcisidir”
Duran, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam etmek için tarih ve birlik şuuruna sıkı sıkıya sarılmanın zaruri olduğunu dile getirdi.
Malazgirt’in Türk milletine kıyamete kadar omuzlarında taşıması gereken büyük sorumluluklar yüklediğinin altını çizen Duran, şunları kaydetti:
“Öncelikle, orada tecessüm eden ruhu, ilanihaye muhafaza etmek, sorumluluklarımızın başında gelmektedir. Malazgirt’i anlamak demek birliğimizi, beraberliğimizi, ortak hedeflerimizi, millet olma şuurumuzu muhafaza etmek mecburiyetidir. Üzerinden yaklaşık bin yıl geçmiş olmasına rağmen bugün de bu değerler Türkiye Yüzyılı’nın kılcal damarlarında dolaşmaya devam etmelidir. Türkiye Cumhuriyeti, bu tarihi sürekliliğin en köklü temsilcisidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettikleri üzere ‘Türkiye Cumhuriyeti bizim bu topraklarda kurduğumuz ilk değil en son devletimizdir’. Bugün ülkemiz, bu tarihi yürüyüşünü güçlü biçimde sürdürmek adına bir kez daha milli birliğini tahkim etmenin gayreti içerisindedir.”
Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge süreci
Burhanettin Duran, Türkiye’nin terörün doğrudan ya da dolaylı olarak meydana getirdiği sorunlarla uzun yıllar boyunca mücadele ettiğini ve bu mücadele sırasında çok ciddi bedeller ödediğini ifade etti.
Bugün ise Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde bu sorunu kökünden çözmek, ülkeyi ve bölgeyi terörden tamamen arındırmak için kararlı adımlar attığını anlatan Duran, şöyle konuştu:
“Bu anlayışla sürdürülen Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge süreci, Gazi Meclis’imizde kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile bir anlamda ete kemiğe bürünmüştür. Bundan sonrasında da süreç, toplumumuzun desteğiyle ilerletilecek ve inşallah başarıyla nihayete erdirilecektir. Terör sorununu tamamen ortadan kaldıracak iradenin en önemli dayanaklarından biri de Anadolu’yu ortak bir vatan, müşterek bir kader ve birlikte yaşama iradesi etrafında buluşturan milli birlik şuurumuz olacaktır. Ülkemizin Türkiye Yüzyılı hedeflerine doğru yürüyüşü, küresel düzlemde artan belirsizliklere ve bölgemizde oluşturulmak istenen istikrarsızlığa rağmen devam edecektir. Milletimizin bu topraklardaki meşru varlığına yönelik doğrudan ya da dolaylı her türlü tehdit, ima ve söylem Türkiye Cumhuriyeti devleti için yok hükmündedir. Bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyen, uluslararası hukuku hiçe sayan, sivilleri hedef alan saldırılarıyla bütün dünyanın vicdanında mahkum edenler tabii ki Türkiye’nin bu yürüyüşüne hiçbir türlü engel olamayacaklardır.”
Suriye’deki gelişmeler
Terörsüz Türkiye’nin Terörsüz Bölge olarak başarılı olmasını istediklerine işaret eden Duran, şu ifadeleri kullandı:
“Suriye’de ortaya çıkan olumlu gelişmeler Türkiye’nin Terörsüz Bölge hedefine yönelik atılmış adımlardır. Türkiye, bölgede istikrarı, barışı, refahı, ekonomik işbirliğini öncelemektedir. Saldırganlığa ve yayılmacılığa karşıdır. Bu tür güçler bizim barış, işbirliği, adalet ve istikrar yönündeki gayretlerimizi engelleyemeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye’den Irak’a, Lübnan’dan Filistin’e, Körfez’den Afrika’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya kadar gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında tarih bizi birbirimize kardeş eyledi diyoruz. Bu, Cumhurbaşkanımızın en son kabine toplantısından sonra kullandığı cümleler. İşte biz, Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği bu kardeşlik siyasetini yüceltmek için uğraşıyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Hiç kimse tarihi gerçekleri ya da jeopolitik hakikatleri başka türlü yorumlayarak ülkemize yönelik çeşitli saldırılar yapmaya yönelmesin. Türkiye olarak bunları karşılayacak güçteyiz. Türkiye kudretli bir devlettir ve gereken neyse o yapılır ve yapılmaktadır.”
Dezenformasyon ve bilgi kirliliği
Duran, gittikçe sertleşen uluslararası rekabetin artık yalnızca askeri, ekonomik ya da diplomatik alanda gerçekleşmediğini belirtti.
İletişim alanının da bu rekabetin en önemli cephelerinden birisi haline geldiğini, özellikle de dezenformasyon ve bilgi kirliliğinin bu cephenin en güçlü tehditleri arasında yer aldığını söyleyen Duran, bugünün iletişimcileri, tarihçileri, akademisyenleri, kamu görevlileri olarak kendilerine düşen en önemli sorumluluklardan birisinin tarihin algoritmalarda kaybolmasının önüne geçmek olduğunu aktardı.
Bunun yolunun yapacakları yeni kültürel üretimler ve tarihimize sahip çıkan eserleri ortaya koymaktan geçtiğini ifade eden Duran, “Malazgirt Zaferi: Türklerin Savaş Hüneri ve Sanat Estetiği” isimli kitabın buna bir örnek olduğunu dile getirdi.
“Türkiye güçlü bir şekilde önümüzdeki on yıllara hazırlanmaktadır”
İletişim Başkanı Duran, 360 derece iletişim perspektifi ve stratejik iletişim imkanlarıyla Türkiye’nin kamu diplomasisinde öne çıkması gerektiğini düşündüklerini belirterek, şunları paylaştı:
“Hakikatin savunulması ile tarih bilincinin güçlendirilmesi yan yana gitmesi gereken ilkelerdir. İşte, İletişim Başkanlığı olarak da bunu birlikte yapmaya çalışıyoruz. Çünkü doğru bilgi önemlidir ama tarihin gerçeklerinin iletilmesi de gençlerimizin bu sosyalleşmeyle yetiştirilmesi de bizim millet olarak ayakta kalmamız için en vazgeçilmez öğelerdir. Bu anlayışla hazırladığımız yayınlar, gerçekleştirdiğimiz programlar ve bugün düzenlediğimiz bu panel yalnızca geçmişi anma amacı taşımıyor. Aynı zamanda hedefimiz, tarihimizi bilimsel bir perspektifle değerlendirmek, özellikle genç kuşaklarımızın kendi medeniyet mirasını sağlam kaynaklardan öğrenmesini temin etmektir. 1071 yılında Malazgirt Ovası’nda kurulan birlik bugün de bu milletin mayasını oluşturmaktadır. Bu birlik ruhu var oldukça Anadolu üzerinde hesap yapanlar da milletimizin varlığına gölge düşürmeye çalışanlar da hiçbir zaman emellerine kavuşamayacaktır. Bütün farklı etnisiteleriyle, mezhepleriyle, dini görüşleriyle Türkiye bir bütündür ve bu birlikte yaşamanın en güzel yeri olarak Türkiye Cumhuriyeti, güçlü bir şekilde önümüzdeki on yıllara hazırlanmaktadır. Bölgemizde saldırganlık, yayılmacılık isteyenler olabilir ama Türkiye istikrarı, barışı, güvenliği ve bölgesel sahiplenmeyi ilke olarak korumaktadır ve bunun için mücadele etmektedir. 1071 Malazgirt ruhunun bize verdiği milli şuurla hareket ettiğimiz sürece önümüzde hiçbir engel olmayacak ve Cumhurbaşkanımızın Türkiye Yüzyılı vizyonu başarıyla gerçekleşecektir. Yarınlarımıza aydınlık bir Türkiye bırakacağız.”
İletişim Başkanlığınca “955. Yılında Malazgirt Zaferi” paneli düzenlendi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü dolayısıyla “955. Yılında Malazgirt Zaferi” başlıklı panel düzenlendi.
İletişim Başkanlığında gerçekleşen panelin açılış konuşmasını, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran gerçekleştirdi.
Moderatörlüğünü Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Büyükelçi Prof. Dr. Derya Örs’ün üstlendiği panelde, 2015-2020 dönemi Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güray Kırpık ve Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu konuşmacı olarak yer aldı.
Panelde, Malazgirt Zaferi’nin, askeri, siyasi, sosyal ve medeniyet boyutları derinlemesine ele alındı.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, burada yaptığı konuşmada 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle, şükranla anmak istiyorum. Aynı şekilde Anadolu’yu bizlere vatan yapan Sultan Alparslan ve askerlerini yine rahmet, minnet, şükranla anıyorum” ifadelerini kullandı.
“ Dünyada yeni bir Malazgirt düzeni olmuştur”
2015-2020 dönemi Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan konuşmasında, 26 Ağustos’un önemine dikkati çekerek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz’u başlatarak 26 Ağustos 1071’e selam gönderdiğini ve bu tarihi tesadüfen seçmediğini vurguladı.
Turan, 26 Ağustos 1071’de Malazgirt’te Doğu Roma İmparatorluğu ile genç Selçuklu Devleti’nin karşı karşıya geldiğini anımsattı.
Selçuklu Devleti’nin kuruluşundan itibaren ordunun temel unsurlarından birinin atlı birlikler olduğunu ifade ederek, “Kaşgarlı Mahmut diyor ki, ‘At Türk’ün kanadıydı.’ Tam o anlamı veren Selçuklu süvarisidir.” dedi.
Turan, Sultan Alparslan’ın Malazgirt Zaferi öncesinde cuma namazının ardından askerlerine hitap ettiğini ve atının kuyruğunu bağladığını anlatarak, “Alparslan, etrafındakilere mesaj veriyor. Diyor ki, ‘Askerlerim, bugün düşman karşımızda, biz buradayız ve onlar bizden çok fazla ama bunun hiçbir önemi yok.'” diye konuştu.
Selçuklu Devleti’nin zaferin ardından da siyasette, hukukta, maliyede, askerlikte çok büyük bir dönüşüm sağladığını belirten Turan, “Malazgirt, aslında bir dünya savaşının sonuydu. Yani hep diyoruz ya işte Sykes-Picot düzeni, yeni dünya düzeni, Malazgirt Savaşı’nı diğer savaşlardan ayıran husus budur. Selçuklu Devleti bir Pax Devleti’ne dönüşmüştür. Yani dünyada yeni bir Malazgirt düzeni olmuştur.” değerlendirmesinde bulundu.
“Alparslan’ın muharebesi ‘ya istiklal ya ölüm’ tanımına tam olarak uyuyor”
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güray Kırpık da Sultan Alparslan’ın 1064’te Ani’yi fethetmesinin Malazgirt’e giden yolu açtığını belirterek, Malazgirt’in bir savunma savaşı niteliği taşıdığını vurguladı.
Kırpık, Sultan Alparslan’ın savaşın yapılacağı coğrafyayı, zamanı ve uygulanacak stratejiyi belirlemesinin önemli bir askeri üstünlük sağladığının altını çizerek, “Alparslan’ın ordusunda gönüllü birlikler vardır. Yani Alparslan’ın muharebesi ‘ya istiklal ya ölüm’ tanımına tam olarak uyuyor. Çünkü kaybederse Rey gidecek, Bağdat düşecek, ‘Hemedan’da kışlayacağım’ diyor. Bütün bunlar aslında bir varlık yokluk savaşına dönüşmüş.” ifadelerini kullandı.
Alparslan’ın savaş sırasında askerlerinin yanında yer aldığına dikkati çeken Kırpık, bunun komutanın ordu ve millet açısından temsil gücünü ortaya koyduğunu ifade etti.
Kırpık, Malazgirt Zaferi’nin gelecek nesillere aktarılması gereken önemli bir tarihsel miras olduğunu dile getirerek, “Sultan Alparslan’da da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’te de bir tarih bilinci var. Çanakkale’deki gibi. Tarih bilinci bize vatan ve millet bilincini getiriyor.” şeklinde konuştu.
“Alparslan elbette tek başına değildi”
Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu ise Alparslan’ın yanıdaki komutanlar Hacip Aytekin, Gevher Ayin, Saltekin, Emir Sanduk, Afşin Bey, Danişmend Gazi, Mengücek Gazi, Saltuk Bey, Artuk Bey, Dirmaçoğlu Mehmet Bey hakkında bilgi verdi.
Muharebeyi, Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan ve kutlu ordusunun kazandığını anımsatan Yakupoğlu, “Birinci rol Alparslan’a aittir. Hayatında yenilgi yüzü görmemiş, kumandanlıkla doğmuş, büyümüş ve o şekilde vefat etmiş meşhur Çağrı Bey’in oğlu olması başlı başına Alparslan için bir artı. Amcası Tuğrul Bey’in ekibi içerisinde yer alarak gençliğinden itibaren iyi bir eğitim görmesi, Horasan Valiliği yapması da bir artı.” dedi.
Yakupoğlu, Anadolu coğrafyasının gelecek nesillere kolay bırakılmadığının en önemli örneklerinden birinin Malazgirt Zaferi olduğunu vurgulayarak, “Alparslan elbette tek başına değildi. Savaşı Büyük Selçuklu komutanı Alparslan’ın yönetimindeki Selçuklu ordusu kazanmıştır. Biraz daha genel manada söylersek dönemin İslam ordusu kazanmıştır. Bunun ötesinde bir yerlere mal etmenin hiçbir anlamı yok. Hepsi bizim.” ifadelerini kullandı.