44,7700$% 0.04
52,8605€% 0.05
60,7738£% 0.06
6.935,50%0,63
11.277,00%0,64
3327407฿%0.40344
02:00
Bir toplum, değerleriyle ayakta durur. Değerlerini kaybeden bir toplum ise yönünü kaybetmiş bir gemi gibidir; rüzgâr nereye savurursa oraya sürüklenir. Bugün ne yazık ki içinde bulunduğumuz tablo tam da bunu gösteriyor. Özentinin, taklidin ve başkalaşmanın gölgesinde; kendi özümüzden, kendi köklerimizden her geçen gün biraz daha uzaklaşıyoruz.
Eskiden “ayıp” denilen şeyler bugün sıradanlaştı. “Edep” dediğimiz kavram, yerini rahatlığa ve sınırsızlığa bıraktı. Aile içinde saygı, yerini mesafeye; sevgi ise çoğu zaman çıkar ilişkilerine terk etti. Oysa bizim medeniyetimiz; büyüklerin elini öpmeyi, küçüğe merhamet etmeyi, komşuya sahip çıkmayı, misafiri baş tacı etmeyi öğreten bir medeniyetti.
Bugün ise farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. Sosyal medya üzerinden pompalanan sahte hayatlar, insanları kendi yaşamlarından memnuniyetsiz hale getiriyor. İnsanlar artık yaşamak için değil, başkalarına göstermek için yaşıyor. Taklit edilen hayatlar, aslında ruhu boşaltılmış birer kabuktan ibaret. Ama ne yazık ki bu kabuklar, öz değerlerimizin önüne geçmeye başladı.
Aileler bu değişimin en çok etkilenen noktası. Aynı evin içinde yaşayan ama birbirine yabancılaşmış bireyler… Sofralar kuruluyor ama sohbet yok. Kalpler bir arada ama gönüller ayrı. Anne-baba ile evlat arasında kurulan bağlar zayıflıyor. Gelenekler unutuluyor, kültürel miras nesilden nesile aktarılamaz hale geliyor.
Oysa bir toplumun gücü; teknolojisinden, zenginliğinden ya da dış görünüşünden değil, sahip olduğu değerlerden gelir. Bizim değerlerimiz; inancımızdan, tarihimizden ve kültürümüzden süzülerek bugüne gelmiş birer emanettir. Bu emanetleri kaybetmek, sadece geçmişimizi değil, geleceğimizi de kaybetmek demektir.
Değerlerimizden uzaklaşmanın en büyük zararı; kimlik kaybıdır. Kim olduğunu bilmeyen bir insan, nereye ait olduğunu da bilemez. Aidiyet duygusu zayıflayan bireyler, savrulmaya mahkûm olur. Bu savrulma sadece bireyi değil, tüm toplumu etkiler. Çünkü toplum dediğimiz yapı, bireylerin toplamından oluşur.
Artık kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz kimiz ve nereye gidiyoruz?
Cevap aslında çok açık. Biz, köklü bir geçmişe sahip, derin değerleri olan bir milletiz. Ve gitmemiz gereken yer de yine o köklerin olduğu yerdir. Yani özümüze, aslımıza…
Değerler aslına dönmelidir.
Ama bu dönüş, sözle değil; yaşayarak olmalıdır.
Evlerimizde yeniden saygıyı inşa etmeliyiz.
Çocuklarımıza sadece bilgi değil, ahlak da öğretmeliyiz.
Komşuluk ilişkilerimizi canlandırmalıyız.
Bizi biz yapan ne varsa, ona sahip çıkmalıyız.
Unutmamalıyız ki;
Kökü sağlam olmayan bir ağacın ayakta kalması mümkün değildir.
Ve biz…
Köklerimize döndüğümüz gün, yeniden güçlü bir toplum olacağız.
Ş.Güney
Avrupa’daki Türk Gençleri İçin Büyük Fırsat: “Avrupa’nın Yıldızları” Seçmelerinde Yetenek Avı Başladı
1
New York’ta, ‘Azınlık Toplumu Olarak Müslümanca Yaşam’ konulu konferans!..
149315 kez okundu
2
Solingen Kurbanları Filibe’de toprağa verildi!..
118690 kez okundu
3
DİTİB, Hessen eyaletinde İslam din dersi eğitimine devam edecek
107964 kez okundu
4
Katar Başbakanı resmi olarak ateşkesi duyurdu!…
59968 kez okundu
5
Haydi Onurcan’a destek olalım
50613 kez okundu