DOLAR

45,9422$% 0.17

EURO

53,6431% 0.16

STERLİN

61,8566£% 0.03

GRAM ALTIN

6.696,28%0,13

ÇEYREK ALTIN

0,00%0,00

BİTCOİN

3386558฿%-0.00556

İmsak Vakti a 02:00
Amsterdam ÇOK BULUTLU 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Baba Kurum; İnfak Kurumu/Sosyal Sigortalar Kurumu

"1" height="10" width="20%" direction="up">
– Bir babanın iki evladı varmış, biri Banka biri de Borsaymış. Desene Sosyal Güvenlik Kurumu (SİGORTA)
Ticarete yardımcı kurumlardan biri de **SİGORTADIR.*

Buna klasik dönemde üst kavram olarak, İNFAK ‘KURUMU’, modern dönemde ise ‘SOSYAL GÜVENLİK KURUMU’ denmiştir.

"1" height="250" width="100%" direction="up">

Ama her ne ise de bu kurum, ‘BABA BİR KURUMDUR’

Bu baba kurumunun iki evladı vardır. Biri kız, biri de erkektir. Kız evladının adı ‘BANKA’,  erkek evladının adı ise ‘BORSADIR’.

Bunlar aslında çoğu kez babalarından kalan mirası yerler. Bu kurum, hem çalışana, hem de çalışmayana hizmet eden iki kanatlı bir kurumdur.

Sosyal hukuk alanında sosyal hizmet veren sosyal siyaset aracıdır. Sosyal güvenlik kurumları, ‘Sosyal Sigortalar, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teknikleri’ kapsamında, ‘Zorunlu’ veya ‘İhtiyarı’ olarak hizmetler sunabilir.

Banka adeta kız evlada benzemektedir. İslam dünyasında ve Türkiye’mizde kız çocukları hep dayak yemiştir.
Zaten kadınına bakışımız da ortadadır. Türkiye’mizde bir yıl içinde dövülerek öldürülen kadınların sayısı da ortadadır.
Eee وَاضْرِبُوهُنَّ “kadını dövün, rivayetler de ‘hafifçe’ dövün diyor ya. Desene hızını kesemeyip fren boşalması oluyor.
İlk dönemlerde çok büyük allerji duyulan banka zamanla sempatik gelmeye de başladı. Eee ilk dönemler günahkâr görülen kadınlar da, zamanla sempatik görülmeye başlandı.
Ne de olsa para ve kadın, dünya hayatının ziyneti. Zaman içinde bankadaki hukuksuz işlemler, yavaş yavaş düzeltiliyor.
Bunlar yasal düzenlemeler ile yapılacak işlemlerdir.
Bilgi işlem merkezleri, bu yasal düzenleme verileri girildiğinde, bilgisayarlar da hukuka sorunsuz boyun eğecektir. Böylece pek çok haksız kazanç yolları tıkanmış olacaktır.

Bankalarda, yasal düzenlemelerle düzelecek yine de pek çok alan bulunmaktadır. Ancak bunların her biri yasal düzenlemelerle çözülebilecek konulardır.

Yasayı çıkaracak olan kanun koyucular, sermayedar olan Bankacıdan değil de halktan yana tavır koyabilecek kadar cesaretli yasal düzenleme yaptıkları ölçüde bu haksızlıklar ortadan kalkacaktır.

Bugün hangi taraf güçlü ise genellikle onun lehine yasal düzenleme yapılmaktadır. Kaldı ki bir de özerk kurumlar bulunmaktadır. Anlaşılan asıl beyinlerdeki hukuksuzlukları yok etmek gerekmektedir.

Banka bir aracı kurumdur. Bugün kız evlat konumundaki banka adeta babayı esir almıştır. Ülkemizde sigortacılık sektörü gelişmemiş olduğundan, sigortacılık faaliyetlerinin bankalar aracılığıyla fonksiyonlarını sürdürmelerinden kaynaklanan kültür problemlerini de dikkate almak gerekir.
Ülkemizde sigorta müesseseleri, bazı Batılı ülkelerde olduğu gibi bağımsızlığını elde edememiş olduğundan; taşralarda bankalar gibi örgütlenemeyip günümüzde bankalar bünyesinde faaliyetlerini belli bir komisyon karşılığında sürdürmektedirler.
Anladığımız kadarıyla, sigorta sözleşmesinin fâiz vasfı taşıdığı gerekçesi, aslında olmayıp kavramsal ve pratikteki uygulama şekliyle ilgilidir.
Mirastan daha çok pay alan erkek kardeş, ‘BORSA’ kanadını oluşturmaktadır. Erkek kardeş sermayesine sermaye katmak ve sermaye piyasasına girip ticaret yapmak isteyecektir.

Onun işi daha çok sermaye piyasasında büyük denizler ve büyük meydanlarda kendini göstermektir. Para kazanmaya, zengin olmaya taliptir. Eee sorumluluk alanı bunu gerekli kılıyor.

BABA DA MİRASINDAN KIZA BİR, OĞULA İKİ HİSSE VERİYOR.
Türkiye’nin kalkınması için 15 yıl önce bir proje önermiştim. Bu projenin ayak seslerini duyuyor gibiyim.
Türkiye’mizde acilen bir sosyal güvenlik ağı kurulmalıdır.

Var demeyin. Yeni fon kaynakları üretilmelidir. Bu sosyal güvenlik ağı, merkezde taşraya kadar acilen örgütlenmelidir.

Bunun için yasal düzenleme derhal çıkartılmalıdır. Dinin zorunlu ve ihtiyarı sosyal güvenlik fonlarının işlevselliği sağlanmalıdır. Fon kaynakları ve milletin geleceği heba edilmemelidir. Paranın asıl havuzunu sosyal güvenlik kurumları oluşturmalıdır.
Erkek ve kız evlat önlerini ilikleyip baba olan sosyal güvenlik havuzundan para dilenmeye gelmelidir. Babadan aldıkları parayla sermaye ve para piyasaları hayatlarını idame ettirmelidirler.

Diyanetin de desteği ile Kur’an’daki fon kaynakları acilen devreye sokulmalıdır. Sosyal riskler ve sosyal yükler bugün daha da artmıştır.

Bugün tabi ve sosyal nitelikli rizikolar çoğalmıştır. Şehit, dul, yetim, yoksul sayısı gitgide aramaktadır.

Biyolojik ve iktisadi rizikolar gün be gün çoğalmaktadır. İnsanlar sığınacak bir liman, tutunacak bir dal aramaktadırlar. Desene baba ve ana şefkatine muhtaçtırlar.
Kur’an, “İyilik ve takva üzerine yardımlaşın, kötülük ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın” ayetinin ilkesi gereği sosyal güvenlik havuzunu oluşturulması zorunludur.

İyilik ve takva üzerine dayanışma (sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumları) kurunuz. Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşacak müesseseler kurmayınız.

Biz ise tam tersini mi yaptık bilemiyorum. Her yasal olan hukuki değildir. Desene yasal soygun alanları ürettik de hırsızın elini ondan mı kesemedik.

FON KAYNAKLARIYLA BİRLİKTE MERKEZDEN TAŞRAYA KADAR SEFERBERLİK İLANI, NEHİRLERİ ASIL MECRASINA DÖNDÜRME ÇABALARI GEREKTİR

Bugün soysal değişme ve gelişmeler karşısında “Sorumluluk hukuku” yeniden yorumlanmış sonuçta; “Kusursuz sorumluluk ilkesinin” kabulü “Sigorta” kavramını doğurmuştur.

Bugün sosyal güvenliğin zorunlu araçlarından, gerek zarar (tazminat) sigortaları, gerekse meblağ sigortalarının mantığı aynıdır:

Her iki sigorta çeşidi de ihtiyaç duyulan bir “Tedbir” olarak görülmeli ve sigortalı topluluğunun aralarında gerçekleştirdikleri bir “Yardımlaşma” olarak algılanmalıdır.

Bu yardımlaşmanın kavramsal bazda “Sigorta” ile ifade edilmesi bu sözleşmenin yardımlaşma mahiyetini değiştirmez.

Keza sigorta fonunun işletilmesinden doğan kârın bir teşvik unsuru olarak bulunması, sigortalıların yardımlaşma gayesini de ortadan kaldırmaz.

Devletin teşvikleri yanında, fonun garantili alanlara yönlendirilmesi, bunun da kâr saikıyla desteklenmesi, sosyal güvenlik tedbirlerini sadece devletin doğrudan vergilerden finanse etmek yerine ‘Tarsim, kredi sigortası, hayat sigortası ve bireysel emeklilik sistemleri’ gibi yeni finansal araçlar üreterek, bireyleri de işin içine katması, devletin sosyal hukuk alanında ortaya koyduğu sosyal siyaset politikalarından biri gibi durmaktadır.

Fonların zorunlu olarak devlet garantili yatırımlara yönlendirilmesi ve böylece üretime katkı sağlanmasıyla elde edilen gelir, ribâ değil devletin bir yardımı ve ihsanı olarak görülmelidir.

Bu garantili yatırım alanlarının (iktisadi anlamda reel piyasa koşulları da dikkate alındığında) hukuken haksız kazanç olarak değerlendirilmesini de doğru bulmuyoruz.

Yıllardır sosyal güvenlik sisteminin açıkları devletin hazinesinden karşılanırken bir haksızlıktan söz edilmemesi de düşündürücüdür.

Desene kamu hukuku ve özel hukuk ayrımı yeterince fark edilememiştir.

Eee klasik fıkıh kitapları, efendi ile köle arasında riba cereyan etmez diyor. Hani baba ile evlat arasında da riba cereyan etmezdi.

Yoksa bir yerlerde bir hata mı yapıyoruz, bir metodoloji sorunumuz mu var?

BABA VE ÇOCUKLARI ARASINDA RİBA CEREYAN ETMEZDİ.

Günümüzde ihtiyaç duyulan, zaruret ve ticârî örf haline de gelmiş bulunan sigorta müessesesi ve soysal güvenlik tedbirleri, birey, toplum ve devletin bekası için faydalı ve devletin görevleri arasındadır.

Bu durum klasik fıkhî ifade ile “Maslahat ve İstihsân” olarak ifade edilir.

Zira Peygamberimiz (sav), deveyi bağlayıp öyle tevekkül edilmesini istemektedir. Devenin sağlam bağlanması, bu sistemin hukukî yasal bir zemine oturtulması, tarafların hukukunu koruyacak adil bir düzenlemenin yapılması demektir.
Keza devenin başkasının özel bağına bağlanmaması gerektiği de açıktır. Ancak devletin bağından her vatandaşın istifade etme hakkı da bulunmaktadır.

Sonuçta, insanlar ve kurumların, karşılaşma olasılıkları bulunan risklerin yol açacağı zararları önlemek amacıyla bir araya gelerek oluşturdukları organizasyon olarak sigorta işletmeleri, gerek bireysel emeklilik sistemi ve hayat sigortaları, gerekse kredi sigortaları ve tarım sigortaları aynı üniteler arasında, aynı tür rizikolara karşı sigorta ettirenlerin karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmasının organize edilmesinden ibarettir.

Sigorta işletmeleri, risklerle karşılaşma olasılığı bulunan ekonomik üniteleri bir araya getirmekte ve belirli bir bedel karşılığında risklerin gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak zararı karşılamayı taahhüt etmektedirler.

SİGORTA ÖLÇÜLEBİLEN RİZİKOLARA TEMİNET VERİR. ÖLÇÜLMEYEN RİZİKOLARDA KUMAR VE BAHİS HÜKÜMLERİ GEÇERLİDİR

Binaenaleyh, ticârete yardımcı kurumları bir insana benzetecek olursak; gövdeyi ‘Sigorta’, kolları da ‘Banka ve Borsa oluşturur.

Asıl gövde konumunda olan sigorta; bünyesindeki fonundan, riziko primleri fonu “Para piyasalarını”, tasarruf primleri fonu ise “Sermaye piyasalarını” fonlayarak ekonomide katalizör görevini üstlenir.

Sonuçta ülkemizde sigortacılık sektörü, devletin iktisat politikaları ve milletin sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel anlayışları gereği sağlam bir zemine oturtulamamıştır.

Sigortacı veya sigortalı, fonlarını devletin zorunlu-garantili yatırım araçlarında değerlendirmeleri, devletin özel sosyal güvenlik ve sosyal yardımlaşma ve dayanışma alanındaki topluluğa hukuken bir yönüyle güvence yükümlülüğü, bir yönüyle de sosyal yardımı olarak algılanmasının önündeki kültür engelinin aşılamadığı sanılmaktadır.

Binaenaleyh, sigorta bir yardımlaşmadır.

Toplumun huzuru ve devletin kalkınması için de özel sigorta fonları gereklidir.

Bir zaman sonra, Şili’de olduğu gibi devletin, bütün sosyal güvenlik kurumlarını özel sektör aracılığıyla işletmesi de söz konusu olabilir.

-Bugün bireysel emeklilik sistemi bunun bir göstergesi gibi durmaktadır.

**SİGORTACI EMEK VE SERMAYE ORTAKLIĞINA GÖRE TİCARET YAPAR
Saygılarımla.
Prof. Dr. Hadi SAĞLAM-İlahiyat/ Hukuk/ İktisat-

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Aydın'da hafif ticari araç ile otomobilin çarpışması sonucu 5 kişi yaralandı

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.