47,5574$% 0.18
54,8602€% 0.06
64,2310£% 0.41
6.175,37%-1,31
10.093,00%-1,09
฿%
02:00
Bir annenin yıllardır beklediği haber geldiğinde, açılan yalnızca bir dosya değildir; devletle vatandaş arasında yaralanan güven de onarılmaya başlar.
Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için gösterilen irade takdire şayandır. Bu iradenin tarihî değeri, her mağdura ulaşan, delile dayanan ve kesintisiz işleyen bir adalet düzenine dönüşmesindedir.
I — KARANLIK DOSYALAR AÇILIRKEN UMUT YENİDEN DOĞUYOR
Devletimizin ve hükümetimizin faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik kurumsal çabasını takdir ediyoruz. Cumhuriyet savcılarımızın, kolluk görevlilerimizin, adlî tıp ve kriminal inceleme uzmanlarımızın emeği, yıllardır cevap bekleyen aileler için büyük anlam taşımaktadır.
Anadolu Ajansının 14 Eylül 2026 tarihli haberinde, eski dosyaların güncel teknolojilerle yeniden incelendiği ve elde edilen somut delillerin ilgili başsavcılıklara aktarıldığı bildirilmektedir. Bu gelişmeler, unutulmuşluk duygusunun kırılması bakımından ümit vericidir. [1]
Mazlum ve mağdurların bu gelişmeleri “duamız kabul oluyor” sevinciyle karşılaması anlaşılır ve derin bir insanî karşılıktır. Bir evladın mezarı başında bekleyen anne için hakikate yaklaşılması, yıllardır taşınan yükün hafiflemesidir. Duaya karşılık olan adalet, görevini hakkıyla yapan insanın emeğinde görünür hâle gelir.
II — FAİLİN MEÇHUL OLMASI HAKKI MEÇHUL KILMAZ
Bir cinayetin faili henüz belirlenememiş olabilir. Öldürülen insanın değeri, yakınlarının acısı ve kamunun araştırma sorumluluğu belirsiz değildir. Dosyanın eskimesi, mağdurun unutulmasını haklı kılamaz. Ailelerin sesinin duyulmaması, başvurularının yıllarca karşılıksız kalması ve bilgilendirilmemesi, kaybın üzerine yeni bir mağduriyet ekler.
Hukuk devletinin ciddiyeti, güçsüzün başvurusuna gösterdiği özenle ölçülür. Her dosya, maktulün kimliğinden ve ailesinin imkânlarından bağımsız olarak aynı titizliği hak eder. Adaletin kapısı, yalnızca sesi çok çıkanlara açılan bir kapı olamaz.
III — KASÂMENİN TARİHE BIRAKTIĞI SORUMLULUK
İslâm hukukunda kasâme, failin yeterli delille belirlenemediği öldürme olaylarında başvurulan özel bir yemin usulüdür. Yeminlerin kim tarafından yapılacağı, hangi şartlarda uygulanacağı ve doğuracağı sonuçlar mezhepler arasında farklı biçimlerde açıklanmıştır.
Hanefî yaklaşımında bölge halkının suç isnadını reddeden yeminleri öne çıkarken, diğer bazı mezheplerde maktul yakınlarının yeminleri esas alınmıştır. Bu sebeple kasâmeyi tek biçimli bir toplu cezalandırma sistemi olarak anlatmak isabetli değildir. [2]
Kasâme tartışmalarında bugün için üzerinde durulması gereken düşünce, canın heder edilmemesi ve mağdur yakınlarının korunmasıdır. Hanefîlerin kamuya ait bazı yerlerde işlenen faili meçhul cinayetlerde diyetin hazineden karşılanmasına ilişkin görüşleri, güvenliği sağlama göreviyle malî sorumluluk arasında kurulan bağı gösterir. Burada ceza sorumluluğunun tespiti ile mağdurun zararının karşılanması ayrı meseleler olarak değerlendirilmelidir. [2]
Tarihin tecrübesinden yararlanmak, eski bir ispat usulünü bugüne aynen taşımayı gerektirmez. Bugünün görevi, bilimsel delillerle gerçeği araştırırken mağduru desteksiz bırakmamaktır. Kasâmenin hatırlattığı sorumluluk bilinci, çağdaş hukukta etkili soruşturma, mağdur desteği ve kamusal güvence üzerine düşünmemize katkı sunabilir.
IV — ADALETİN YÖNTEMİ DE ADİL OLMAK ZORUNDADIR
Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti, 10. maddesindeki eşitlik ve 17. maddesindeki yaşam hakkı güvenceleri, bu meselenin anayasal zeminidir. Aynı anayasal düzen, 38. maddede masumiyet karinesini, 138. maddede hâkimlerin bağımsızlığını korur. Mağdurun hakkını ararken bu güvenceleri aşındıramayız.
Bir olayın aydınlatıldığına ilişkin açıklama, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün yerine geçmez. Suç isnadı hukuka uygun delille sınanmalı; savunma dinlenmeli; karar bağımsız mahkemede verilmelidir. Kamuoyunun haklı heyecanı, şüpheliyi peşinen suçlu ilan etmeye dönüşmemelidir. Gerçek failin bulunması kadar masumun korunması da adaletin emridir.
Kur’ân’ın “كُونُوا قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ” çağrısı, adaleti ayakta tutma sorumluluğunu insanın kendisi ve yakınları aleyhine de olsa yerine getirmesini ister (en-Nisâ 4/135). Bu ölçü, adaletin aidiyete göre değişemeyeceğini öğretir. Nüfuz delilin önüne geçemez; husumet de delilin yerini alamaz. [3]
V — TAKDİRİN KALICI KARŞILIĞI KURUMSAL GÜVENCEDİR
Bugünkü çalışmaları değerli kılan irade, düzenli bütçe, uzman kadro, güvenilir delil muhafazası ve etkin denetimle korunmalıdır. Eski dosyalar yeni bilimsel imkânlar karşısında yeniden değerlendirilmeli; tanıkların güvenliği sağlanmalı; ailelere soruşturmanın gerekleriyle bağdaşan düzenli bilgi verilmelidir. Başarı, kişilerin görev süresine bağlı kalmayan bir kurum düzenine dönüşmelidir.
Cinayetlerin arkasındaki delil karartma, tehdit ve görevin ihmal edildiği iddiaları da somut bulgular üzerinden araştırılmalıdır. Kamu görevi, hakikate ulaşmanın güvencesi olmalıdır; soruşturulması gereken bir fiilin sığınağı hâline gelemez.
VI — ADALET AİLENİN HAYATINA DA ULAŞMALIDIR
Faili bulunan bir cinayette bile geride kalan ailenin hayatı kendiliğinden düzelmez. Kaybedilen gelir, yarıda kalan eğitim, ağırlaşan bakım yükü ve ruhsal yıkım devam edebilir. Suçun aydınlatılmasıyla başlayan adalet, mağdurun yeniden yaşayabilme imkânına da yönelmelidir. Bir çocuğun geleceği, soruşturmanın ne kadar süreceğine bağlı bırakılamaz.
Diyetin tarihî telafi işlevinden hareketle bugün savunduğumuz öneri şudur: Ağır şiddet suçlarının mağdurları ve hayatını kaybedenlerin yakınları için, mevcut destekleri tamamlayan açık ve erişilebilir bir kamusal tazmin ve destek sistemi kurulmalı veya güçlendirilmelidir. Failin bulunamadığı durumlar da bu sistemin kapsamına alınmalı; şartlar, ödeme ölçütleri ve sorumlulara başvuru usulleri kanunla belirlenmelidir. Bu, her olayda kendiliğinden doğan sınırsız devlet sorumluluğu iddiası değil, sosyal hukuk devletini güçlendiren bir yasama teklifidir.
VII — ADALETİN VAZGEÇİLMEZ HÜKÜMLERİ
Bu tarihî sorumluluğun hayata geçmesi için savunduğumuz ilkeler açıktır. Her biri, insan hayatını koruyan hukuk düzeninin sürekliliğine hizmet etmelidir:
1. Her can eşit değerdedir. Soruşturmanın özeni; maktulün inancına, kimliğine, toplumsal konumuna veya ailesinin nüfuzuna göre değiştirilemez.
2. Her ciddi bulgu araştırılmalıdır. Dosyaların işlem ve delil geçmişi izlenebilir olmalı; yeni delillerin gerektirdiği inceleme, yürürlükteki usul güvenceleri içinde yapılmalıdır.
3. Ceza sorumluluğu şahsîdir. Şüphe, akrabalık, toplumsal baskı veya söylenti tek başına mahkûmiyetin dayanağı olamaz.
4. Mağdurun korunması süreklidir. Hukukî yardım, ruhsal destek ve gerekli sosyal yardımlar, aileyi yeniden yıpratan başvuru engellerinden arındırılmalıdır.
5. Yetki hesap verebilir olmalıdır. Başarı kadar gecikme ve ihmal de denetlenmeli; açıklamalar soruşturmanın gizliliğine ve kişilerin haklarına uygun yapılmalıdır.
VIII — MAZLUMUN DUASI DEVLETİN ADALETİNDE YANKILANSIN
Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması yolundaki her sağlam adım, toplumun adalete güvenini büyütür. Bu uğurda çalışan yöneticilerimizi ve görevlerini titizlikle yerine getiren bütün kamu görevlilerimizi takdir ediyoruz. Beklentimiz, doğan umudun bütün mağdurları kuşatan kalıcı bir güvenceye dönüşmesidir.
Adaletin kış uykusu, bir annenin bekleyişi sona erdiğinde çözülür. Hakikat ortaya çıktığında, yıllardır suskun kalan bir evde yeniden nefes alınır. Tarihe bırakılacak sözümüz budur: Faili meçhul kalan hiçbir cinayet unutulmaya, hiçbir mağdur yalnızlığa terk edilmemelidir. Mazlumun duası, devletin adaletinde karşılık bulmalıdır.
Kaynak notları:
[1] Anadolu Ajansı, 14 Eylül 2026 — Faili meçhul dosyaların yeniden incelenmesi
[2] Ali Bardakoğlu, “Kasâme”, TDV İslâm Ansiklopedisi
[3] Diyanet İşleri Başkanlığı, Nisâ sûresi 135. ayet ve tefsiri
DİTİB “Bed-i Besmele” programlarında heyacanlı anlar yaşandı.
1
Uluslararası Aktivistler Gözaltında: “Madleen” Gemisi Tartışmaları Alevlendirdi
155648 kez okundu
2
New York’ta, ‘Azınlık Toplumu Olarak Müslümanca Yaşam’ konulu konferans!..
150206 kez okundu
3
Solingen Kurbanları Filibe’de toprağa verildi!..
118923 kez okundu
4
DİTİB, Hessen eyaletinde İslam din dersi eğitimine devam edecek
108867 kez okundu
5
Katar Başbakanı resmi olarak ateşkesi duyurdu!…
60232 kez okundu