& İNSANLAR ERGİNLİK ÇAĞINI AŞIP YORGUNLUK ÇAĞINA ULAŞMADAN EĞİTİLMELİDİR.
& DESENE İNSANI İNSAN YAPANDA, İNSANI METAL YAPANDA EĞİTİMDİR.
& TOPLUMSAL HUZUR ANCAK RUHLARIN RÖNESANSIYLA MÜMKÜNDÜR
& Her bireyin iki yönü bulunmaktadır.
& Bu iki yönünden biri ihmal edilirse, bireyden beklenilen sonuç elde edilemez.
& Desene bireyin üç tür kişiliği bulunmaktadır.
& Maddi ve manevi kişiliğinin yanında bir de toplumsal kişiliği bulunmaktadır.
& Bireyin sadece maddi kişiliğine önem veren toplumlar, bireyi makine gibi görürler.
& Oysa bireyin en önemli eğitilmesi gereken yönü ruhi kişiliğidir.
& Bireyin ruhi kişiliğini inşa eden de eğitimdir.
& Öyle ki eğitimde ruhun ihmali, halkı metal veya alkali metal yapar.
& Ruhi kişilik eğitimi, ihmal edilemez, vazgeçilemez ve devredilemez bir eğitimdir.
& Ruh elektrik misali bireyin damarlarında kan, kaslarındaki nöronlar gibidir.
& Her insanın istidat ve kabiliyeti farklı farklıdır.
& Bu istidat ve kabiliyetler eğitime muhtaçtır.
& Desene bu ruhi kişilik insana bir soydan gelen diğeri de eğitimle verilen bir şekildir.
& Birey ve toplumlar ağaçlar gibi köklerine bağlı kalmalıdırlar.i
& Geleceklerini bu kök üzerine inşa etmelidirler.
& Desene insanı insan yapan eğitimdir.
& Doğrusu insanı çürüten de metal yapan da yine eğitimdir.
& Üç asır önce içtihat kapısı kapandı dediler.
& Sonuçta tüyler ürperten taassuba ve taklide yöneldiler.
& Bir fabrika gibi İslami düşünce üretimini durdurdular.
& Düşünce üreten işçileri de işsiz koydular.
& Sonuçta bağlarımızda ve bahçelerimizde yabani otlar bitti.
& Toplumsal terakkiye de mani oldular.
& Oysa budanmayan ağaçlar meyve vermez, geleceği de olmaz.
& Müslümanlar yıllardır çorak bir çölde bocalayıp durdular.
& Bugün tartışılan meseleler ortadadır.
& Bugün dereler göllere, ırmaklar denizlere aktı.
& Ağaçlar orman oldu dallar sarardı.
& Toplumsal hayatta boşluklar oluştu.
& Sonra Müslümanlar zorunlu olarak Batı kültürünün kucağına itildi.
& Öz güvenlerini yitirdiklerinden sığınacak bir liman aradılar.
& Batı limanlarına demir attılar.
& Rönesans’ı kendi kültürlerinin dışında aradılar.
& Bin yıllık tarih kokan bir milleti perişan ettiler.
& Buna din idealini kazanç vasıtası yapanlar da eklendi.
& Bazı din adamları dini de kazanç yolu yaptılar.
& Bunlar cennette bile maddi hazların peşine düştüler.
& Batının hayatla alakası kesilmiş ruhsuz kanun ve ilkelerini dikta ettirdiler.
& Ruhsuz eğitim sistemini Anadolu’da uyguladılar.
& Anadolu’da tarihten kalan ruh ve ahlak temellerini de sarstılar.
& Batı medeniyetinde insan makine gibi görüldü.
& Sonunda ülkemizin insanlarını kör ve sağır vicdanlı bireylerin mezarlığına çevirdiler.
& Eğitimde bütün yapılanlar, sadece maddeye ve görsele önem verdiler.
& Oysa eğitimde bedensel ve fiziksel işlemler bir başlangıç olsa da sırf bu hizmetlerle toplumsal huzur sağlanamaz.
& Bugün insan bedenindeki ruhi kişilik adeta boğulmuştur.
& Bugün ilkokuldan itibaren ruhi eğitim ve ahlak bilgisi eğitimi verilmelidir.
& Mevlana’nın ruhuyla çiçekler sulanmalıdır.
& BÖYLE BİR EĞİTİMLE İLİM YOLUCULUĞUNA DEĞİL, ANCAK DİPLOMA AVCILIĞINA ÇIKILMISTIR.
& Görüyorsunuz ki ülkemde seherinde horozlar yerine eğitimde baykuşlar ötmeye başladı.
& Bugün insanlar ve gençler makine denilen zehirli aletlere teslim edildi.
& Bugün insanlık ve özellikle çocuklar makinenin kölesi olmaya doğru gidiyor.
& Makine, çocukların ruhunu dumura uğratmış adeta boğmaktadır.
& Desene bugün her birimizin bir ruh doktoruna ihtiyacımız var.
& Hem de ilkokuldan üniversiteye kadar milletin ruhunun tamir edilmesi gerekmektedir.
& Bütün mücadelemiz milletin gönül kalesine yapılan saldırılara karşı yeniden diriliştir.
& Yeniden dirilişin temellerini, yeni projelerle atmalıyız.
& Ruhumuza yapılan bu saldırı da öncelikle kavramlarımızı çaldılar.
& Arapçayı din dili, İngilizceyi bilim dili yaptılar.
& Bu sebepten bugün yaşama heyecanını kaybetmiş bir milletle karşı karşıyayız.
& Yarını kendine mezar gören heyecansız bir milletin geleceği hederdir.
& Bugün İslam kültürü ruhi bağlarını koparmış iskelet halinde gezmektedir.
& Metafizik bahisler ilköğretim kitaplarından çıkarılmıştır.
& Milletin ruhuyla bağları kopartılmıştır.
& Eğitim, millete insan yetiştirmek için değil fabrikaya usta yetiştirmek için hedeflenmiştir.
& Ruhsuz, idealsiz ve inançsız bir eğitim sistemi gençlere şahsiyet sağlayamamıştır.
& Özgüvenler kırılmış, onurlu yaşama hakkı da kalmamıştır.
& Bu eğitim sistemiyle insanlar, canlıların seviyesine düşürülmüştür.
& Kendi ruhlarının kurtuluşunu dini yaşayışta arayanların durumu daha da içler acısıdır.
& Din kültürü dinin yerine kaim edilmiştir.
& Bugün insanlar, ruhsuz ceset halinde yaşayan ölü gibidirler.
& Din kültürünü din saydıklarında ilme ve hakikat sevgisine düşman olmuşlardır.
& Bunlar Kur’an’ı, bol bol ezber okunan seslerin kurbanı yapmışlardır.
& Kur’an’ın musikiye tatbiki bir esas olmuştur.
& Törenlerde ve gecelerde ses ile nutuk atılır.
& Allah’ın kelamı ve emirleri ruhlara kuvvet kaynağı yapılmamıştır.
& Adeta Kur’an hocaların seslerine sermaye kaynağı yapılmıştır.
& Düşünce üretmek günümüzde bir felakete dönüşmüştür.
& Eğitimde ruhi kişiliğin kaynakları kurutulmuştur.
& Milletin evlatları aşiret ve kabilelerin kucağına itilmiştir.
& Desene düşmüş bir cemiyeti ayağa kaldıracak olan ancak ve ancak eğitimdir, eğitimdir, eğitimdir.
& BİR ÇİÇEĞİN KOKUSU BİR İNSANIN ŞAHSİYETİ GİBİDİR.
& HER ŞEY BİR ŞEYDİR, FAKAT ŞAHSİYETSİZ İNSAN HİÇ BİR ŞEYDİR.
& Birey eğitimde adeta iki yönlü istikamete zorlanmıştır.
& Biri Allah’ın kitabına düşman gören diğeri Allah’ın kitabını midesine sermaye yapan bakışı bulanıklar.
& Sesleriyle Allah’ın kelamını eşya gibi satan duygusuz istismarcılar.
& İki zümrede istismarda ortaktırlar.
& Biri ruhsuz makine biri de piyasa İslam’ı ortalarda kol geziyor.
& İnsanlık, biri İslam’a düşman olan diğeri İslam’ın içinde bağdaş kurup oturan iki musibete duçardır.
& Dini söze, sese ve bedeni hareketlere indirgeyen ruhunun harabesi ortadadır.
& Bugün ki eğitim insanın ruhunu yüceltmek için değildir.
& Bugün insan teknolojiye esir olmuş, midesinin saltanatını sürmektedir.
& Bugün hala bu ezberci eğitim sistemi devam ettiriliyor.
& Böylece nice istidatlara füzeler atılıyor.
& Ezberci eğitim gönül bahçemize vurulan en büyük darbe oldu.
& Cahilin kalbindeki darlık, ruhundaki tahammülsüzlük yaraları daha da kanattı.
& Ezber eğitim hafıza hamalları üretti.
& Çocuklar coğrafya derslerinde şehir ve dağ isimlerini ezberlemekten usandı.
& Keza tarihteki savaşları ve maddelerini ezberlemekten bıktı.
& Tek makineden çıkarılmış sürü halindeki kafalar ve şahsiyetler milletin dertlerine derman olamaz.
& Genç dimağlar bir teyp gibi hafıza cihazından başka bir şey görülmedi.
& İşte bugünün sokaktaki çocukları, yarınki hayat bahçemizin fidanlarıdır.
& Bugün makineleşmiş insanlara şahsiyet verilemez.
& Şahsiyet sahibi insanlar yetiştirmek zorundayız.
& Ruhi kişiliğin ağır bastığı bireyde içtimai şahsiyet önemli bir rol oynar.
& Başarılı olanların başlarına, başarısız olanların atanması eğitimi zaten bitirdi.
& Bütün atamalar objektif kriterlere göre yapılmalıdır.
& Devlet yetkisini aşiret ve kabilelere bırakmamalıdır.
& İnsanlar devletten ümitlerini kestiklerinden, güç kabul ettikleri aşiret ve kabilelere akın ettiler.
& Bir genç imtihanda birinci olmuş, sözlüde sonuncu, bu gencin yaşamak istemiyorum demesi vicdanları kanatmıştır.
& Düşünme araştırma, üretme ve bilgiye ulaşma yöntemleri kendilerine verilmesi lazımken; ezberi bir eğitimden vazgeçilmelidir.
& Maddi ezberden ziyade hayatın içinde yaşanarak doğrular verilmelidir.
& Zamanı değerlendirmek en büyük ibadettir.
& Çocukları eğitirken, kahvehanelerde boş oturan insanlar, yalan söyleyip toplumda tefessüh etmiş insanları hayat içinde göstererek, yaşatarak eğitilmelidir.
& Ruhi kişiliğin oluşturulması sağlanmalıdır ki toplumsal kişilik sağlam zeminlere demir atsın.
& Yaşayarak ve görerek öğrenme hem kalıcı hem de daha etkili ve kalıcıdır.
& Zamanında eğitim, zamanında çiçeklere su verelim.
& Zamanı zamanında değerlendirmek en büyük ibadettir.
& BUGÜN TORPİL SEBEBİYLE SINIFTA BİRİNCİ OLANLARIN, HAYATTA SONUNCU OLMASI VİCDANLARI KANATMIŞTIR.
Saygılarımla.