47,5574$% 0.18
54,8602€% 0.06
64,2310£% 0.41
6.175,37%-1,31
10.093,00%-1,09
฿%
02:00
Medeniyetler, yalnızca şehirler ve kurumlar inşa ederek değil; aileyi koruyarak, ilmi yücelterek ve insan onurunu muhafaza ederek varlıklarını sürdürürler.
Çünkü aile, toplumun ilk mektebi; medeniyetin ise en sağlam temelidir. Aileyi koruyan toplumlar geleceğini korur, ilmi önceleyen milletler ise medeniyet yürüyüşünü devam ettirir.
Devletimizin 2026-2035 dönemini “Aile On Yılı” ilan etmesi, aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik güçlü bir iradenin ve medeniyet perspektifinin ifadesidir.
Böyle anlamlı bir dönemde kadın ve aile alanında ortaya konulan nitelikli akademik çalışmalar, yalnızca bilim dünyasına değil, aynı zamanda ülkemizin aile politikalarına ve toplumsal geleceğine de önemli katkılar sunmaktadır.
Bu anlayışın güzel örneklerinden biri de Samsun İl Müftülüğü Kadın Başvaizi Dr. Emine Sağlam tarafından hazırlanan “Ulusal ve Uluslararası Fetva Heyetlerinin Kadın ve Aile Konusundaki Fetvaları” başlıklı doktora tezidir. Başarıyla tamamlanan tez savunmasının ardından kendisi Bilim Doktoru unvanını almaya hak kazanmıştır.
Tez jürisi; Prof. Dr. Murat Polat, Prof. Dr. Muhammed Fatih Turan, Dr. Öğr. Üyesi Duygu Mete Doğan ve Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Kısbet hocalarımızdan oluşmuştur.
Jüri üyelerinin oy birliğiyle başarılı bulunan Dr. Emine Sağlam’ı gönülden tebrik ediyor; ilmî hayatında, akademik çalışmalarında ve milletimize hizmet yolculuğunda üstün muvaffakiyetler diliyorum.
Bu başarı, yalnızca bir doktora tezinin tamamlanması değildir. Aynı zamanda bir dönemin acılarının ilimle aşılmasının, sabrın başarıya dönüşmesinin ve inancın ilimle buluşmasının sembolüdür.
28 Şubat süreci, yakın tarihimizin yalnızca siyasî bir kırılma noktası değil; aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin ağır biçimde sınandığı acı bir dönem olarak milletimizin hafızasında yerini almıştır.
O günlerde başörtüsü, sadece bir inancın sembolü değil; eğitim hakkının, çalışma özgürlüğünün, fırsat eşitliğinin ve insan onurunun da imtihanına dönüştürülmüştür. Kadın kimliğimizle camilere gittik; kimi zaman kendi mabedimizde bile kendimize yeterince yer bulamadık.
Başörtümüzle üniversite kapılarında bekletildik. Eğitim hakkımız engellendi. Meslek sahibi olmak istediğimizde liyakatimizin önüne başörtümüz konuldu. Yılların emeği, görünmez duvarlara çarptırıldı.
İnancımız sorgulandı, kimliğimiz yargılandı. Bizden; inancımız ile eğitimimiz, başörtümüz ile mesleğimiz, değerlerimiz ile geleceğimiz arasında tercih yapmamız istendi. Oysa biz hiçbir zaman ne dinimizden vazgeçtik ne ilimden ne de milletimize hizmet etme idealinden.
Sabrettik…
Direndik…
Çalıştık…
Çünkü biliyorduk ki zulüm geçicidir; hakikat ise kalıcıdır. Bugün alınan her diploma, kazanılan her akademik unvan; okul kapılarında bekletilen genç kızların, mesleğinden uzaklaştırılan kadınların, sessizce bedel ödeyen ailelerin ve dualarıyla ayakta kalan annelerin ortak emeğini taşımaktadır.
Bugün geriye dönüp baktığımızda şu hakikati daha güçlü görüyoruz: Hiçbir beşerî irade, insanı inancı ile hakkı arasında tercih yapmaya mecbur bırakamaz. Tarih, yasakları değil; hakikati, adaleti ve insan onurunu yaşatmıştır.
İşte bu sebeple kadın ve aile üzerine yapılan her ilmî çalışma, yalnızca akademik literatüre kazandırılmış bir eser değildir.
Aynı zamanda aileyi güçlendiren, toplumsal huzuru besleyen, dinî bilgi ile sosyal gerçekliği buluşturan ve medeniyet tasavvurumuza katkı sunan kıymetli bir ilim hizmetidir.
Bugün devletimizin aileyi merkeze alan vizyonu ile üniversitelerimizde üretilen ilmî çalışmalar aynı hedefte buluşmaktadır. Güçlü aileyi inşa eden bilgi, güçlü toplumu; güçlü toplum ise köklü ve kalıcı bir medeniyeti inşa edecektir.
Çünkü aile, yalnızca aynı çatıyı paylaşan bireylerin oluşturduğu bir kurum değildir; değerlerin, ahlâkın, merhametin, adaletin ve inancın nesilden nesile aktarıldığı en köklü medeniyet ocağıdır. Bu sebeple inanıyoruz ki; aileyi korumak medeniyeti korumaktır.
Medeniyeti korumak ise insan onuruna, inanç hürriyetine, ilme ve adalete sahip çıkmaktır. Geleceğe bırakılacak en büyük miras, güçlü aileler ve onların inşa edeceği güçlü bir medeniyettir.
– Prof. Dr. Hadi Sağlam
Toptan Allah’ın İpine Sarılalım!..
1
Uluslararası Aktivistler Gözaltında: “Madleen” Gemisi Tartışmaları Alevlendirdi
160778 kez okundu
2
New York’ta, ‘Azınlık Toplumu Olarak Müslümanca Yaşam’ konulu konferans!..
150303 kez okundu
3
Solingen Kurbanları Filibe’de toprağa verildi!..
118968 kez okundu
4
DİTİB, Hessen eyaletinde İslam din dersi eğitimine devam edecek
108955 kez okundu
5
Katar Başbakanı resmi olarak ateşkesi duyurdu!…
60264 kez okundu
Galatasaraylı futbolcu İlkay Gündoğan’a büyük onur
İsrail’in Gazze’deki katliamını anlatan NAZA filmi, İtalyanları etkiledi.
California’da Ramazan ve Kurban bayramları resmi tatil olarak tanındı
Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Türkiye ile vize muafiyeti anlaşmasını onayladı
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Portekiz’deki Müslüman toplumun temsilcileriyle bir araya geldi
İsrail basını: Ankara’nın hamleleri Tel Aviv’i izole ediyor
Fransa’da yolsuzluktan yargılanan eski Kültür Bakanı hakkında 4 yıl hapis cezası istendi
Müslüman Kadının Naaşının Yakılmasında Sorumlular Araştırılıyor
Frankfurt’ta Kültürler Sanatla Buluşacak: KULTÜR 2026 Festivali 65 Yıllık Göç Hikâyesine Işık Tutacak
Çelik: Fon soruşturmalarında ‘Yanlış yapan kim olursa olsun hesap sorulacaktır’ ilkesiyle meselelerin üzerine gidilecek