46,6489$% 0.04
53,2087€% 0.17
61,6590£% 0.13
6.091,93%-0,62
10.096,00%0,99
2788094฿%-0.77751
02:00
Bugün İslâm dünyası, tarihinin en karamsar ve en çetin dönemlerinden birini yaşamaktadır. Ruhlar adeta birbirinden kopmuş, insanlar içten içe birbirleriyle mücadele hâline gelmiştir. Artık ne camilerdeki cemaat, ne cuma ve bayram namazları, ne de hac ibadeti Müslümanların ruhî birlikteliğini sağlayabilmektedir.
Bunun temel sebebi açıktır: Ahlâkî ilkelerin yozlaşması. İlkelerine isyan eden toplumlar ise hiçbir zaman gerçek anlamda iflah olamazlar. Çünkü böyle bir zeminde batıl hak, hak ise batıl gibi gösterilmeye başlanır.
Bugün Müslümanlar geleneksel ve ilahî emir olan ibadetlerini yerine getirmede titiz davranmalarına rağmen arzu edilen birlik ve dirliği sağlayamamışlardır. Bu durum, insan vicdanının ve ruhunun adeta esir alındığını göstermektedir.
Düşünmenin neredeyse günah sayıldığı bir zihniyet ortaya çıkmış; cehalet, sorgusuz kabullenme ve taassup birçok yerde dinî bir görünüm kazanmıştır. Bireysel sorumluluk bilincinin yerine sürü psikolojisi hâkim olmuş; kalplere adeta oklar saplanmış, vicdanlar yaralanmıştır.
İnsanların ruhlarına esaret zinciri vuran, onları köleleştirip şartlandıran ve özgürlüklerini çalan kişiler toplumda hâlâ itibar görüyorsa, bu durum İslâm dünyasının içinde bulunduğu buhranın ne kadar derin olduğunu göstermektedir. Ne yazık ki bugün insanlık, gücü alkışlamayı hakikati savunmaktan daha cazip görmektedir.
Öte yandan günümüzde birçok şer ve fitne kendisini kutsal bir görüntü içinde sunabilmektedir. Her biri başka bir kötülükten beslenerek büyümekte; hatta bazı kimseler din adına adeta cenneti parselleme iddiasına kadar varabilmektedir. Dinî hayatın ruhu giderek zayıflamakta; din, çoğu zaman ses, şekil ve ritüel kalıpları içinde donuk bir forma indirgenmektedir. Şekil vardır, fakat ruh zayıflamıştır.
Bir kısım insanlar da dinin özünden uzaklaşarak günlerini yalnızca ses estetiğine dayalı mevlitler, dualar, mukabeleler ve kasideler arasında geçirmektedir. Böylece dinin özüne değil kabuğuna yönelmiş olmaktadırlar.
Oysa İslâm’ın ilk emri olan “oku” çağrısı, cehaletle mücadeleyi ve bilinçli bir inşa sürecini ifade eder. Fakat bugün kılınan namazlar dahi birçok insanı haksızlıktan ve adaletsizlikten alıkoymamaktadır. Dün olduğu gibi bugün de bazı çevreler kuvvetin adını hukuk koyma eğilimindedir.
Oysa gerçek iman, insanın kendisi için istediğini kardeşi için de isteyebilmesidir. Böyle bir ahlâkî bilinç oluşmadığında ibadetlerin toplumsal yaptırım gücü de zayıflar. Nitekim bugün haksızlık ve hukuksuzluk birçok yerde adeta altın çağını yaşamaktadır.
Ayakların baş olduğu, liyakatin yerini menfaatin aldığı toplumlarda problemler çözülmez; bilakis daha da derinleşir. Menfaat ve çıkar odakları davul çalarken, dürüst insanlar çoğu zaman gölgede kalmaktadır.
Bu ortamda münafıklık prim kazanmakta, samimiyet ise değer kaybetmektedir. Böyle bir anlayış içinde onurlu ve karakter sahibi insan yetiştirmek oldukça zor görünmektedir. Günümüz insanı çoğu zaman nefsinin ve midesinin esiri hâline gelmiştir.
Oysa onurlu insan, beden ile ruhun aynı istikamette buluştuğu, ahlâk ile iman arasındaki nikâhın kurulduğu insandır. Toplumların yeniden dirilişi de ancak bu bütünlüğün yeniden tesis edilmesiyle mümkündür. Prof. Dr. Hadi Sağlamİslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
YTB Başkanı Abdulhadi Turus’tan Bulgaristan’da Yoğun Temas
1
New York’ta, ‘Azınlık Toplumu Olarak Müslümanca Yaşam’ konulu konferans!..
149978 kez okundu
2
Uluslararası Aktivistler Gözaltında: “Madleen” Gemisi Tartışmaları Alevlendirdi
120036 kez okundu
3
Solingen Kurbanları Filibe’de toprağa verildi!..
118834 kez okundu
4
DİTİB, Hessen eyaletinde İslam din dersi eğitimine devam edecek
108628 kez okundu
5
Katar Başbakanı resmi olarak ateşkesi duyurdu!…
60133 kez okundu