47,5574$% 0.18
54,8602€% 0.06
64,2310£% 0.41
6.175,37%-1,31
10.093,00%-1,09
฿%
02:00
BERLIN/Almanya siyaseti, Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’de sandıktan çıkan sonuçlarla birlikte yeni bir döneme evriliyor. Eski siyasi dengelerin artık geçerliliğini yitirdiğini gösteren sonuçlar, tüm demokratik partiler için güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.
Berlin’de Die Linke yüzde 25,7 oyla birinci parti olurken, CDU yüzde 18,8’de kaldı. AfD oylarını 7,2 puan artırarak yüzde 16,3’e yükseltti. SPD ise yüzde 12,1 ile tarihindeki en düşük eyalet seçim sonuçlarından birini aldı. Mecklenburg-Vorpommern’de ise AfD yüzde 38,2 ile sandıktan birinci parti olarak çıktı.
Seçim sonuçlarını değerlendiren SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, demokratik partilerin seçmenle arasındaki mesafeyi acilen sorgulaması gerektiğini vurguladı.
Elif Eralp’in Başarısı: “Sağa Göz Kırpmadan Kazanmak Mümkün”
Berlin’de Die Linke’nin Elif Eralp öncülüğünde elde ettiği başarıya ayrı bir parantez açan Karaahmetoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir sosyal demokrat olarak Elif Eralp’in başarısını elbette kıskanıyorum. Ama Türk ve göçmen kökenli biri olarak onunla gurur duyuyorum.”
Karaahmetoğlu, Eralp’in başarısının önemli bir siyasi mesaj içerdiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Seçim kazanmak için sağa göz kırpmak, göçmenleri hedef göstermek ya da göç üzerinden korku üretmek gerekmiyor. Kendi kimliğinden geri adım atmadan insanların gerçek sorunlarını merkeze aldı ve geniş kesimlere ulaşabildi. Almanya’da göç geçmişi olan insanların siyasetin en ön saflarında yer alması, ülkemizin geldiği nokta açısından son derece anlamlıdır.”
“AfD’nin Yükselişi Geçici Bir Protesto Değil”
Mecklenburg-Vorpommern’de AfD’nin yüzde 38,2 oyla birinci parti olmasının küçümsenmemesi gerektiğini belirten Karaahmetoğlu, seçmenin öfkesini taklit etmenin çözüm olmayacağını söyledi.
AfD’ye verilen oyların tamamını “protesto oyu” olarak açıklamanın artık mümkün olmadığını ifade eden Karaahmetoğlu, şunları kaydetti:
“Bir siyasi hareket bir eyalette neredeyse her on seçmenden dördünün oyunu alıyorsa, karşımızda yalnızca geçici bir protestodan ibaret olmayan ciddi bir siyasi gerçeklik vardır.”
Karaahmetoğlu’na göre demokratik partiler, birbirlerine sadece “AfD nasıl durdurulacak?” sorusunu sormak yerine şu temel meselelerle yüzleşmeli:
• İnsanlar neden demokratik partilerden uzaklaşıyor?
• Çalışanlar, emekliler, aileler, gençler ve kırsalda yaşayan vatandaşlar sorunlarının çözümünü neden bu partilerde göremiyor?
• Devletin sorunları çözme kapasitesine duyulan güven neden zayıflıyor?
• Sistem karşıtı tercihler neden giderek güç kazanıyor?
SPD’nin Önündeki Görev: Güveni Yeniden İnşa Etmek
Berlin’deki sonucun SPD açısından açık bir uyarı niteliği taşıdığını ifade eden Karaahmetoğlu, sosyal demokrasinin insanların hayatında yeniden somut karşılık üretmesi gerektiğini belirtti.
Bu kapsamda öne çıkan başlıkları şöyle sıraladı:
• Emeğin Karşılığı: Çalışanlar, emeklerinin karşılığını aldıklarını net biçimde hissetmeli.
• Gelecek Kaygısı: Aileler, çocuklarının geleceği ve barınma konusunda sürekli endişe duymamalı.
• Emeklilik Huzuru: Emekliler hayatlarının son dönemine korkuyla bakmamalı.
• Çözüm Üreten Devlet: Devlet, vatandaşın karşısına geciken veya ulaşılması zor bir bürokrasi olarak değil, sorun çözen güçlü bir kurum olarak çıkmalı.
Karaahmetoğlu, “İnsanlara yalnızca neye karşı olduğumuzu değil, neyi değiştireceğimizi de göstermek zorundayız. Güven, açıklamalarla değil; insanların hayatında görülen somut sonuçlarla yeniden inşa edilir” dedi.
“AfD’nin Dilini Taklit Etmek Çözüm Değil”
AfD’nin yükselişine verilecek yanıtın, bu partinin dilini kopyalamak olamayacağını vurgulayan Macit Karaahmetoğlu sözlerini şöyle tamamladı:
“Demokratik partiler daha yüksek sesle bağırarak, daha sert sloganlar kullanarak veya toplumdaki korkuları büyüterek AfD’nin alanını daraltamaz. AfD’nin güçlendiği zemini ancak iki adımla daraltabiliriz.
Birincisi, insanların gerçek sorunlarını çözmeliyiz. İkincisi ise AfD’nin demokratik kurumlara ve toplumsal birlikteliğe yönelik sistem karşıtı tutumunun ne anlama geldiğini açıkça anlatmalıyız. Ben bu konuda üzerime düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğim.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacağız
1
Uluslararası Aktivistler Gözaltında: “Madleen” Gemisi Tartışmaları Alevlendirdi
160684 kez okundu
2
New York’ta, ‘Azınlık Toplumu Olarak Müslümanca Yaşam’ konulu konferans!..
150246 kez okundu
3
Solingen Kurbanları Filibe’de toprağa verildi!..
118944 kez okundu
4
DİTİB, Hessen eyaletinde İslam din dersi eğitimine devam edecek
108903 kez okundu
5
Katar Başbakanı resmi olarak ateşkesi duyurdu!…
60244 kez okundu