DOLAR

47,5574$% 0.18

EURO

54,8602% 0.06

STERLİN

64,2310£% 0.41

GRAM ALTIN

6.175,37%-1,31

ÇEYREK ALTIN

10.093,00%-1,09

BİTCOİN

฿%

İmsak Vakti a 02:00
Amsterdam AZ BULUTLU 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • EuTürk Haber
  • Avrupa
  • Lahey Mahkemesinin Önceki Günkü Duruşmasında Cemil Önal Cinayetinde Bazı Bilinmezler Ortaya Serildi

Lahey Mahkemesinin Önceki Günkü Duruşmasında Cemil Önal Cinayetinde Bazı Bilinmezler Ortaya Serildi

Kıbrıs’ta Halil Falyalı cinayeti ile başlayan kanlı ve karanlık hesaplaşma Hollanda’ya uzandı. Perde aralanıyor, ama asıl soru hâlâ cevapsız: İnfaz emrini kim verdi?

"1" height="10" width="20%" direction="up">

Cinayetin kilit şüphelilerinden biri, Cemil Önal’ın öldürülmesinden altı gün önce sahte plakalı çalıntı bir otomobille yakalandı. Otomobilde daha sonra çok sayıda silah bulundu, ama şüpheli çoktan serbest bırakılmıştı.

"1" height="250" width="100%" direction="up">

“Elimdeki bilgiler sonunda beni öldürecek” diyen Cemil Önal, ölüm tehlikesini Hollanda makamlarına bildirdi ve koruma istedi. Buna rağmen, müşterilerle dolu bir terasta, herkesin gözü önünde kurşunlanmaktan kurtulamadı.

Kıbrıs’ta Halil Falyalı’yı öldürenler cezalandırıldı, Hollanda’da Cemil Önal’ı öldürdüğünden şüphelenilen kişiler Almanya ve Fransa’da yakalandı. Ancak iki cinayet arasındaki görünmeyen hattın arkasında kimlerin bulunduğu hâlâ çözülemedi.

Tetikçilerin izleri bulundu, silahlar ele geçirildi, kaçış güzergâhları belirlendi. Fakat dosyanın en karanlık sorusu hâlâ cevapsız: Cemil Önal, Falyalı cinayetinin intikamı için mi öldürüldü, yoksa bildiklerini açıklamasın diye mi susturuldu?

(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan)

Değerli Okurlarım,

Elinizdeki dosya, yalnızca Hollanda’da işlenen bir cinayetin hikâyesi değildir.
Bu hikâye, 8 Şubat 2022’de Kuzey Kıbrıs’ta, Halil Falyalı ile şoförü Murat Demirtaş’ın pusuya düşürülerek öldürülmesiyle başladı.
Falyalı’nın mali işlerini yıllarca yöneten ve O’nun en yakınındaki isimlerden biri olan Cemil Önal’ın Hollanda’ya kaçışı, Türkiye’nin iade talebi üzerine tutuklanması, cezaevinden çıktıktan sonra konuşmaya başlaması ve 1 Mayıs 2025’te Rijswijk’te bir restoranın terasında öldürülmesiyle devam etti.

Arka arkaya yaşanan bu iki cinayetin arasında yalnızca kişisel ilişkiler bulunmuyordu.
Dosyanın içinde yasa dışı bahis, sanal kumar, kara para, milyonlarca dolarlık para trafiği, rüşvet ve şantaj görüntüleriyle ilgili çok ağır iddialar vardı.

Kıbrıs, Türkiye, İngiltere, Dubai ve Hollanda’ya kadar uzandığı ileri sürülen bir ilişki ağından söz ediliyordu. Bu ağın merkezindeki isimlerden biri olduğu belirtilen Halil Falyalı, Kıbrıs’ta öldürüldü.

Falyalı’nın “kara kutusu” olarak tanımlanan Cemil Önal ise, yaklaşık üç yıl sonra Hollanda’da susturuldu. Türkiye, Cemil Önal’ı, Halil Falyalı cinayetinin planlayıcılarından biri olmakla suçladı ve Hollanda’dan iadesini istedi. Önal ise bu suçlamayı reddetti. Falyalı’nın yönettiği öne sürülen para trafiği ve bazı kişilerle kurduğu ilişkiler hakkında çok önemli bilgilere sahip olduğu için hedef hâline getirildiğini savundu. Önal, Hollanda’da 16 ay tutuklu kaldıktan sonra Mart 2025’te serbest bırakıldı.

Serbest kaldıktan sonra susmadı. Kıbrıslı gazeteci Ayşemden Akın’a ve uluslararası araştırmacı gazetecilere konuştu. Yasa dışı bahis gelirlerinden bazı siyasetçilere ve görevlilere para gönderildiğini, Falyalı’nın elinde etkili kişilere ait gizli görüntüler bulunduğunu ve O’nun ölümünden sonra da kurulan sistemin işlemeye devam ettiğini iddia etti. Bu iddialar henüz bağımsız ve kesin biçimde kanıtlanmış değildir. İsimleri anılan kişilerin suçlu olduklarını söylemek de mümkün değildir. Ancak Cemil Önal’ın anlattıkları, hem Kıbrıs’ta hem Türkiye’de hem de Avrupa’da büyük yankı yarattı.

Önal, konuşmaya başladıktan sonra ölüm tehditleri aldığını söyledi. Avukatı, müvekkilinin hayatının tehlikede olduğunu Hollanda Savcılığına defalarca bildirdiklerini açıkladı. Cemil Önal da ölümünden yalnızca birkaç gün önce görüştüğü gazeteciye, elindeki bilgilerin sonunda hayatına mal olacağını söyledi. Nitekim 1 Mayıs 2025 günü, Hollanda’nın Rijswijk kentinde müşterilerle dolu bir restoran terasında, herkesin gözü önünde kurşunlanarak öldürüldü.

İlk bakışta bu cinayet, Kıbrıs’ta öldürülen Halil Falyalı’nın intikamı olarak değerlendirildi.
Ancak başka ihtimaller de vardı. Önal, Falyalı cinayetinde oynadığı ileri sürülen rol nedeniyle mi öldürüldü? Yoksa yasa dışı bahis ve kara para düzeni hakkında konuşmaya başladığı için mi susturuldu?
Elinde bulunduğunu söylediği belgeler ve görüntüler kimleri rahatsız etmişti?
Cinayetin emrini kim vermiş, infaz ekibini kim Hollanda’ya göndermişti?

O günlerde bu soruların hiçbirinin cevabı yoktu. Aradan 15 ay geçti. Hollanda polisi, önce Almanya’da, ardından Fransa’da şüphelilere ulaştı. Kamera görüntüleri, silahlar, atılan kıyafetler ve kaçış güzergâhları incelendi.

Nihayet önceki gün 12 Ağustos 2026’da Lahey Mahkemesi’nde yapılan duruşmada, cinayetin nasıl hazırlandığına ilişkin çok önemli bilgiler ilk kez kamuoyuna açıklandı. Ortaya çıkan en şaşırtıcı gerçek şuydu: Cemil Önal cinayetinde kritik rol oynadığı öne sürülen şüphelilerden biri, infazdan altı gün önce Hollanda polisi tarafından sahte plakalı çalıntı bir otomobille yakalanmıştı. Otomobilde daha sonra çok sayıda silah bulunduğu hâlde şüpheli serbest bırakılmış, altı gün sonra Cemil Önal öldürülmüştü.

İşte okuyacağınız bu dosyada, Kıbrıs’ta Halil Falyalı’ya kurulan pusudan Hollanda’da Cemil Önal’a sıkılan kurşunlara kadar uzanan kanlı zincirin bütün halkalarını, mahkeme kayıtlarını, resmî açıklamaları, gazetecilik araştırmalarını ve henüz cevaplandırılmamış soruları kronolojik biçimde bir araya getiriyorum.
Çünkü bu hikâyeyi anlayabilmek için yalnızca Rijswijk’teki terasta tetiği çeken kişiye bakmak yeterli değildir. Önce Kıbrıs’a dönmek, Halil Falyalı’nın kim olduğunu, Cemil Önal’ın neler bildiğini ve iki cinayet arasındaki görünmeyen hattı anlamak gerekiyor.

LAHEY’DEKİ DURUŞMA

Şimdi, önceki günkü son mahkeme duruşmasında ortaya çıkan şaşırtıcı gelişmeyle başlayayım.

Cemil Önal’ın Rijswijk’te öldürülmesinden altı gün önce, cinayetin kilit şüphelilerinden Hassan Y.’nin sahte plakalı çalıntı bir otomobille yakalandığı, otomobilde daha sonra çok sayıda silah bulunduğu ortaya çıktı.


Mahkemede HassanY.’i savunan avukat Özlem Saki’nin duruşma sırasında çizilen fotoğrafı.

Lahey Mahkemesi’nde açıklanan kamera kayıtlarına göre şüpheliler, cinayetten önce restoranın çevresinde defalarca keşif yaptı. Hassan Y., saldırıdan yalnızca 15 dakika önce Cemil Önal’ın bulunduğu terasta dolaştı.

Hollanda Savcılığı, Hassan Y.’nin tetiği çeken kişi olmadığını, ancak önceden hazırlanan infazda “kritik bir rol” oynadığını ve şüphelilerin gerektiğinde birbirlerinin görevlerini üstlenebilecek şekilde hareket ettiklerini belirtti.

Tetiği çektiğinden şüphelenilen 34 yaşındaki Türk, Fransa’da yakalandı. Ancak yasak silah bulundurma suçundan önce Fransa’da yargılanacağı için Hollanda’ya teslim edilmesi gecikiyor.

Cemil Önal’ın 1 Mayıs 2025’te Hollanda’da öldürülmesiyle başlayan hikâyenin ilk perdesi, aslında 8 Şubat 2022’de Kıbrıs’ta Halil Falyalı ve şoförü Murat Demirtaş’ın öldürülmesiyle açılmıştı.

Tetikçilerin kimlikleri birer birer ortaya çıkarılırken, dosyanın en büyük sırrı hâlâ çözülmedi: Cemil Önal’ın öldürülmesi, Halil Falyalı cinayetinin intikamı mıydı; yoksa Önal’ın açıklamaya başladığı bilgiler nedeniyle gerçekleştirilen bir susturma operasyonu muydu?

SAHTE PLAKALI OTOMOBİL, GİZLENMİŞ SİLAHLAR VE KAÇIRILAN FIRSAT

Değerli Okurlarım,

Bazı cinayetler, işlendiği yerde başlayıp orada sona ermez. Kurşunun sıkıldığı nokta yalnızca olay yeridir. Cinayetin gerçek başlangıcı bazen yıllar önce, yüzlerce kilometre uzakta yaşanan başka bir olayda aranmalıdır.
1 Mayıs 2025’te, Hollanda’nın Rijswijk kentinde Cemil Önal’ın herkesin gözü önünde öldürülmesi de böyle bir cinayettir. Bu cinayetin görünen yüzü Hollanda’dadır. Ancak hikâyenin başlangıcı Kıbrıs’tadır.
Kıbrıs’ta öldürülen Halil Falyalı’nın mali işlerini yöneten Cemil Önal, Türkiye’nin iade talebi, yasa dışı bahis ve kara para iddiaları, Kıbrıslı gazeteci Ayşemden Akın’ın röportajları, ölüm tehditleri ve sonunda Hollanda’daki infaz…

Parçalar yan yana getirildiğinde ortaya sıradan bir cinayet dosyası değil, Kıbrıs’tan Türkiye’ye, Hollanda’dan Almanya ve Fransa’ya uzanan çok katmanlı bir hesaplaşma çıkıyor.

Bu dosyadaki son ve son derece çarpıcı gelişme, önceki gün 12 Ağustos 2026 Çarşamba günü Lahey Mahkemesi’nde yapılan hazırlık duruşmasında ortaya çıktı. Hollanda Savcılığının mahkemede açıkladığı bilgilere göre, Cemil Önal cinayetinin kilit şüphelilerinden 31 yaşındaki Hassan Y., infazdan altı gün önce, 25 Nisan 2025’te Barneveld’de polis tarafından durdurulmuştu.

Kullandığı otomobil çalıntıydı. Üzerindeki plaka sahteydi. Polis, Hassan Y.’yi gözaltına almış ve otomobile el koymuştu. Ancak o anda, Hassan Y.’yi daha uzun süre tutuklu bulundurmayı gerektirecek yeterli gerekçe bulunamadığı değerlendirilmişti. Bunun üzerine Y., şartlı olarak serbest bırakıldı. Otomobilde daha sonra yapılan ayrıntılı aramada ise gizlenmiş bir bölmede çok sayıda ateşli silah bulundu. OCCRP’nin aktardığı mahkeme bilgilerine göre ele geçirilenler arasında bir Glock tabanca ve mühimmat da vardı.

Bu gelişmenin vahameti, tarihler yan yana konulduğunda daha iyi anlaşılıyor: Hassan Y. 25 Nisan’da yakalandı. Serbest bırakıldı. Altı gün sonra, 1 Mayıs 2025’te Cemil Önal öldürüldü.
Şimdi cevap bekleyen soru şudur: Polis, sahte plakalı çalıntı otomobili kullanan şüpheliyi yakaladığı gün, araçtaki gizli silahları da bulabilseydi Cemil Önal cinayeti önlenebilir miydi? Bugün bu sorunun kesin cevabını vermek mümkün değildir. Ancak mahkemede ortaya çıkan zaman çizelgesi, Hollanda güvenlik makamlarının uygulamalarını ve kaçırılmış olabilecek bir fırsatı tartışmaya açmıştır.

İNFAZDAN ÖNCE TERASTA KEŞİF YAPTILAR

Lahey Mahkemesi’nde açıklanan kamera görüntüleri, Cemil Önal cinayetinin anlık bir saldırı olmadığını, önceden hazırlanmış ve çevresi keşfedilmiş bir infaz olduğunu gösteriyor. Savcılığa göre Hassan Y. ile tetiği çektiği düşünülen diğer şüpheli, cinayetten önce Rijswijk’teki restoranın çevresinde defalarca görüldü. Şüphelilerin yaklaşık bir saat boyunca bölgede birlikte hareket ettikleri belirlendi. Hassan Y.’nin, silahlı saldırıdan yalnızca 15 dakika önce Cemil Önal’ın bulunduğu terasta dolaştığı da kamera görüntülerine yansıdı.

Savcılık, bu hareketin Önal’ın yerini kesin olarak belirlemek amacıyla yapılan son bir kontrol olabileceğini değerlendiriyor. O sırada Cemil Önal, “Brasserie Bijna Thuis” adlı işletmenin terasında, eski Türk savcısı Bayram Bozkurt ile birlikte oturuyordu. Saldırgan, müşterilerle dolu terasa geldi. Cemil Önal’a yakın mesafeden defalarca ateş etti. Kurşunlardan biri Önal’ın başına isabet etti. Önal olay yerinde yaşamını yitirdi. Saldırgan ve onunla birlikte hareket eden diğer şüpheli yaya olarak kaçtı. Kaçış sırasında üzerlerindeki bazı kıyafetleri çıkardıkları ve silahlarını attıkları belirlendi.

Cinayetin işlendiği teras, Rijswijk’teki Hotel Hoevevoorde bünyesinde faaliyet gösteren “Brasserie Bijna Thuis” adlı işletmeye aitti. Otelin sahipleri arasında Türk girişimci Ali Altan da bulunuyordu. Böylece Kıbrıs’ta başlayan, Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan ve Hollanda’da kanlı bir infaza dönüşen olayın gerçekleştiği mekânda da dikkat çekici bir Türk bağlantısı ortaya çıkıyordu.

Hollanda polisi daha sonra atılan eşyaları ve cinayette kullanıldığı belirtilen silahı buldu. Savcılığa göre şüphelilerin cinayetten önce birlikte keşif yapmaları, saldırı sonrasında aynı güzergâhı kullanarak kaçmaları, kıyafet ve silahlarını benzer şekilde atmaları, aralarında planlı bir görev paylaşımı bulunduğunu gösteriyor.
Savcılık, Hassan Y.’nin doğrudan ateş eden kişi olmadığı kanaatinde. Ancak Y.’nin cinayetin hazırlanması ve gerçekleştirilmesinde önemli bir rol oynadığını, iki şüphelinin gerektiğinde birbirlerinin görevlerini üstlenebilecek şekilde hareket ettiklerini savunuyor.

Bu nedenle Hassan Y., Cemil Önal’ın öldürülmesine birlikte iştirak etmek, ateşli silah ve mühimmat bulundurmakla suçlanıyor.

Cinayet sırasında Cemil Önal ile aynı masada oturan eski Türk savcısı Bayram Bozkurt’un soruşturmadaki konumu da bütünüyle açıklığa kavuşmuş değildir. OCCRP’nin son duruşmaya ilişkin haberine göre Bozkurt, cinayet soruşturması kapsamında şüpheli olarak değerlendirilmiş, ancak daha sonra geçici olarak serbest bırakılmıştır. Hollanda makamlarının Bozkurt hakkında dava açıp açmayacağına henüz karar vermediği belirtilmektedir. Bu nedenle O’nun olay sırasındaki konumu ve soruşturmada neden şüpheli olarak değerlendirildiği de cevap bekleyen başlıklardan biri olarak durmaktadır.

BİR ŞÜPHELİ ALMANYA’DA, MUHTEMEL TETİKÇİ FRANSA’DA YAKALANDI

Cemil Önal cinayeti soruşturmasında isimleri ve rolleri birbirinden farklı birkaç şüpheli bulunuyor. Bu ayrımı yapmak çok önemlidir. Önceki günkü duruşmanın sanığı, 31 yaşındaki Hassan Y.’dir. Hassan Y., cinayetten altı gün önce Barneveld’de sahte plakalı çalıntı otomobille yakalanan ve daha sonra Almanya’da ele geçirilerek Hollanda’ya teslim edilen kişidir. Savcılık, Hassan Y.’yi tetiği çeken kişi olarak değil, infazda kritik rol oynayan şüpheli olarak değerlendiriyor.

Tetiği çektiğinden şüphelenilen kişi ise sabit bir ikametgâhı bulunmayan 34 yaşındaki başka bir Türk’tür. Bu şüpheli, Mart 2026’da Fransa’da yakalandı. Ancak Fransa’da yasak silah bulundurmak ve başka suçlara karışmakla da suçlandığı için önce bu ülkede hâkim karşısına çıkacak. Fransa’daki davanın Ekim 2026’da görülmesi bekleniyor. Hollanda makamları, yargılama tamamlandıktan sonra şüphelinin ekim ayının sonlarına doğru Hollanda’ya teslim edilebileceğini umuyor.

Dosyada ayrıca, Kasım 2025’te Almanya’nın Bergheim kentinde yakalanarak Ocak 2026’da Hollanda’ya teslim edilen 47 yaşında başka bir şüpheli daha vardı. Ancak Hollanda Savcılığı, yürütülen soruşturmanın bu kişinin tutukluluğunu sürdürmeye yetecek ölçüde delil sağlamadığını belirterek serbest bırakılmasını istedi. Mahkeme de Nisan 2026’da tutukluluğu kaldırdı. Bu kişi hakkındaki şüphe tamamen ortadan kalkmış değil, ancak şu anda tutuklu bulunmuyor.

Dolayısıyla 12 Ağustos’taki duruşmada dosyası ele alınan 31 yaşındaki Hassan Y. ile daha önce serbest bırakılan 47 yaşındaki şüpheli aynı kişi değildir. Hassan Y. hazırlık duruşmasına katılmamıştır.
Bir sonraki hazırlık duruşması 3 Kasım 2026 tarihinde yapılacak. Savcılık, Fransa’daki iade süreci tamamlanırsa, Hassan Y. ile tetiği çektiği düşünülen şüpheliyi aynı anda hâkim karşısına çıkarmayı hedefliyor. Fakat Hollanda polisi, infazı gerçekleştirdiği ya da infaza yardım ettiği düşünülen kişilere ulaşmaya başlamış olsa da, cinayeti kimin azmettirdiği henüz kamuoyuna açıklanmış değildir.

Dosyanın en karanlık noktası da budur.

BU CİNAYETİN BAŞLANGICI HOLLANDA DEĞİL, KIBRIS’TI

Cemil Önal’ın neden hedef seçildiğini anlayabilmek için 1 Mayıs 2025’ten üç yıl geriye gitmek gerekiyor.
Tarih, 8 Şubat 2022…
Yer, Kuzey Kıbrıs’ın Girne kentine bağlı Çatalköy…
Kıbrıslı Türk iş insanı Halil Falyalı, akşam saatlerinde otelinden evine gitmek üzere yola çıktı. Falyalı’nın bulunduğu otomobili şoförü Murat Demirtaş kullanıyordu. Otomobil, Çatalköy’de önceden belirlenmiş bir noktada pusuya düşürüldü. Saldırganlar uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Otomobil kurşun yağmuruna tutuldu. Murat Demirtaş olay yerinde yaşamını yitirdi. Ağır yaralanan Halil Falyalı hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı.

Olay yerinin yakınındaki dere yatağında iki Kalaşnikof, bir tabanca ve mühimmat bulundu. Kuzey Kıbrıs polisi ile Türkiye’deki güvenlik makamları tarafından yürütülen operasyonlarda çok sayıda şüpheli gözaltına alındı. Cinayetle ilgili olarak Kıbrıs’ta ve Türkiye’de iki ayrı yargılama süreci yürütüldü. Girne Ağır Ceza Mahkemesi, 7 Ağustos 2024’te açıkladığı kararda Ömer Tunç’u ömür boyu, Veysel Sare’yi 35 yıl, Musa Çiçek’i ise 20 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Mahkeme, sanıkların Halil Falyalı ile şoförü Murat Demirtaş’ın otelden çıkış saatini hesapladıklarını, saldırı bölgesinde pusu kurduklarını ve cinayeti planlı biçimde gerçekleştirdiklerini belirtti.
Türkiye’de İstanbul 36’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ise Mustafa Söylemez, iki kişiyi tasarlayarak öldürmekten iki kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Cinayete yardım ettikleri gerekçesiyle Abdurrahim Çelik, Cengiz Şener ve Ender Yıldız’a da ayrı ayrı cezalar verildi.

Türkiye’deki yargılama bununla da sona ermedi. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, 2025 yılında verdiği kararla Mustafa Söylemez, Abdurrahim Çelik, Cengiz Şener ve Ender Yıldız hakkındaki mahkûmiyet hükümlerini onadı. Buna karşılık, Mehmet Faysal Söylemez ile Metin Süs hakkında verilen beraat kararlarını, Kuzey Kıbrıs’taki dava dosyasının yeterince incelenmediği gerekçesiyle bozdu. Böylece bazı sanıklar yönünden cezalar kesinleşirken, dosyanın diğer bölümü yeniden değerlendirilmek üzere İstanbul 36’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Böylece Halil Falyalı cinayetinin sahadaki failleri ve organizasyonun bazı parçaları yargı önüne çıkarıldı. Fakat Cemil Önal’ın adı, bu noktada dosyanın başka bir bölümünde ortaya çıktı.

TÜRKİYE’NİN SUÇLADIĞI, HOLLANDA’NIN İADE ETMEDİĞİ ADAM

Cemil Önal, Halil Falyalı’nın yanında yıllarca çalışan ve mali işlerini yürüten isimlerden biriydi. Kendisini daha sonra “kara kutu” olarak tanımlamasının nedeni de buydu. Paranın nereden geldiğini, hangi hesaplardan geçtiğini, kimlere gönderildiğini ve sistemin hangi ülkelerde nasıl işlediğini bildiğini ileri sürüyordu. Türkiye’deki adli makamlar ise Cemil Önal’ın Halil Falyalı ve Murat Demirtaş cinayetinin planlayıcılarından biri olduğunu iddia etti.

Önal bu suçlamayı reddetti. Türkiye’nin talebi ve uluslararası arama kararı üzerine Cemil Önal, Aralık 2023’te Hollanda’da yakalandı. Yaklaşık 16 ay tutuklu kaldı. Türkiye, Önal’ın kendisine teslim edilmesini istedi. Önal ise iade edilmesi hâlinde hayatının tehlikede olacağını savundu. Falyalı cinayetinin planlayıcısı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, asıl hedefin kendisini susturmak olduğunu ileri sürdü. Hakkındaki iade süreci tamamlanmadan, Mart 2025’te cezaevinden serbest bırakıldı. Öldürüldüğü sırada, Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanlığının iade konusunda vereceği nihai kararı bekliyordu.

İşte bu noktadan sonra dosyanın yönü değişti. Türkiye tarafından bir cinayetin planlayıcısı olmakla suçlanan Cemil Önal, cezaevinden çıktıktan sonra kendisini bir ihbarcı olarak tanıtmaya ve bildiklerini gazetecilere anlatmaya başladı.

“KARA KUTU” KONUŞMAYA BAŞLADI

Cemil Önal’ın açıklamalarının en geniş bölümü, uluslararası araştırmacı gazetecilik kuruluşu OCCRP’ye ve Kıbrıs’ta yayınlanan Bugün Kıbrıs gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ayşemden Akın’a verdiği röportajlarda yer aldı. Önal’ın anlattıkları, yasa dışı sanal bahis ve kara para trafiğinin yalnızca Kıbrıs’la sınırlı olmadığı, Türkiye, İngiltere, Curaçao ve Dubai dâhil farklı ülkelere yayıldığı iddiasına dayanıyordu. OCCRP’nin Şubat 2025’te yayınladığı araştırmada, Önal’ın anlatımları ile Türk savcılık dosyalarındaki bulgular yan yana getirildi.

Önal, Falyalı’nın yönettiğini ileri sürdüğü yasa dışı bahis sisteminin ayda en az 80 milyon dolar gelir sağladığını iddia etti. Kendisinin de her ay yaklaşık 15 milyon dolarlık “sponsorluk” ve ödeme trafiğini yönettiğini, bu paraların Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki bazı yetkililere ulaştırıldığını öne sürdü. OCCRP, bu rakamları bağımsız biçimde doğrulayamadığını açıkça belirtti. Ancak araştırmada, Falyalı’nın eşine ait olduğu belirtilen Dubai’deki 60 milyon doları aşan taşınmazlar ile yasa dışı bahis gelirlerinin taşınmasında kullanılan banka, kredi kartı, kripto para ve çevrim içi ödeme hesaplarına ilişkin bulgulara da yer verildi.

Önal ayrıca, Halil Falyalı’nın bazı etkili kişiler hakkında gizlice kaydedilmiş görüntüler bulundurduğunu ve bu görüntülerin şantaj amacıyla kullanıldığını iddia etti. Bu iddiaların tamamı yargı kararıyla kanıtlanmış gerçekler değildir. Önal’ın anlattıkları arasında isimleri geçen kişilerin suçlu olduklarını söylemek de mümkün değildir. Fakat açıklamaların kapsamı, ayrıntıları ve uluslararası araştırmacı gazetecilik kuruluşlarının konuya yönelmesi, Cemil Önal’ı çok sayıda çevre açısından tehlikeli bir bilgi kaynağı hâline getirmiş olabilir.

AYŞEMDEN AKIN’IN “HALİL FALYALI YAŞIYOR” DİZİSİ

Cemil Önal’ın açıklamalarını Kıbrıs kamuoyuna taşıyan en önemli gazetecilerden biri, “Bugün Kıbrıs”ın Genel Yayın Yönetmeni Ayşemden Akın oldu. Akın, Önal ile Hollanda’da, yüksek güvenlik önlemleri altında üç gün süren görüşmeler yaptı. Bu görüşmeler, Nisan 2025’te “Halil Falyalı Yaşıyor” başlığı altında üç bölüm hâlinde yayınlandı. Başlığın anlamı açıktı: Halil Falyalı fiziksel olarak ölmüştü; fakat kurduğu ileri sürülen yasa dışı bahis, para ve ilişki ağı yaşamaya devam ediyordu.

Önal, Falyalı’nın ölümünden sonra da sistemin işlemesini sürdürdüğünü; Kıbrıs, Türkiye ve başka ülkelerdeki para trafiğinin kesilmediğini iddia etti. Yazı dizisi yayınlandıktan sonra Ayşemden Akın, Türkiye’ye ait bir telefon hattından arandı. Telefondaki kadın, kendisini korumak istediğini söyleyerek Akın’dan yayınları durdurmasını istedi. Aksi takdirde öldürülebileceğini belirtti. Görüşmede, üç kişinin “gereğini yapmak”amacıyla Kıbrıs’a geldiği de iddia edildi.

Ayşemden Akın, yaklaşık 27 dakika süren telefon görüşmesinin kaydını polise teslim etti ve resmî şikâyette bulundu. Akın geri adım atmadı. Fakat tehdidin yapılmasından yalnızca birkaç gün sonra, röportajlarının ana kaynağı olan Cemil Önal Hollanda’da öldürüldü. Bu zamanlama, olayın yalnızca Hollanda’daki bir suç örgütü hesaplaşması olarak değerlendirilmesini daha da güçleştirdi.

“ELİMDEKİ BİLGİLER SONUNDA BENİ ÖLDÜRECEK”

Cemil Önal, ölümünden önce yalnızca Kıbrıslı gazetecilere konuşmadı. Hollanda merkezli araştırmacı gazetecilik platformu Follow the Money’dan David Davidson ile de görüştü. Davidson, Cemil Önal ile öldürülmesinden yalnızca üç gün önce Lahey’de buluştuğunu açıkladı. Önal görüşmede, bildiklerinin ve açıkladığı rüşvet iddialarının sonunda ölümüne neden olacağını düşündüğünü söyledi. Avukatının açıklamasına göre Cemil Önal, öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu Hollanda Savcılığına birden fazla kez bildirmişti.

Hollanda Savcılığı, Önal ve avukatıyla sık sık temas kurulduğunu doğruladı. Ancak o dönemde daha ileri bir soruşturma veya özel koruma tedbiri alınmasına imkân verecek yeterli ve somut bilgi bulunmadığını açıkladı. Bugün ise aynı dosyada, cinayetin kilit şüphelilerinden birinin saldırıdan altı gün önce sahte plakalı çalıntı otomobille yakalandığını ve otomobilde gizlenmiş silahlar bulunduğunu öğreniyoruz. Bir tarafta, “Beni öldürecekler” diyerek savcılığı uyaran bir adam…

Diğer tarafta, cinayetten altı gün önce silahlarla bağlantılı olarak polisin eline geçen, ancak serbest bırakılan bir şüpheli… Ve altı gün sonra, müşterilerle dolu bir terasta gerçekleştirilen infaz… Bu tablo, Hollanda makamlarının cevaplandırması gereken son derece ciddi sorular ortaya çıkarıyor. Önal’ın ihbarları ile Barneveld’de yakalanan Hassan Y. arasında cinayetten önce herhangi bir bağlantı kurulmuş muydu? Sahte plakalı çalıntı otomobile neden hemen kapsamlı arama yapılmadı?

Otomobildeki silahlar ne zaman ve hangi nedenle yeniden araştırıldı?
Silahların tamamı Cemil Önal cinayeti için mi hazırlanmıştı, yoksa başka hedefler de mi vardı? Hassan Y.’nin serbest bırakılmasından sonra takibe alınıp alınmadığı bilinmiyor.
Ama bilinen şudur: Polisin eline geçen kişi, altı gün sonra işlenecek cinayette Savcılık tarafından bugün “kritik rol oynayan şüpheli” olarak gösteriliyor.

FALYALI CİNAYETİNİN İNTİKAMI MIYDI?

Cemil Önal’ın öldürülmesinden sonra en çok dile getirilen ihtimallerden biri, infazın Halil Falyalı cinayetinin intikamı olduğudur. Bu ihtimalin bütünüyle temelsiz olduğu söylenemez. Çünkü Türkiye, Önal’ı Falyalı cinayetinin planlayıcılarından biri olmakla suçlamıştı. Önal’ın Falyalı ailesinin mali sistemi ve ilişkileri hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olduğu ileri sürülüyordu. Falyalı cinayetinden sonra Türkiye’de ve Kıbrıs’ta gerçekleştirilen operasyonlar, silahlı grubun sahadaki unsurlarını ortaya çıkarmıştı. Fakat cinayetin arkasındaki bütün mali ve siyasi bağlantıların aydınlatılıp aydınlatılmadığı tartışmalı kaldı.

Nitekim 2023 yılında Türkiye basınına yansıyan bazı güvenlik raporlarında, Halil Falyalı’nın öldürülmesine karşılık bir intikam eylemi hazırlığında bulunulduğu ve bir infaz ekibinin Türkiye’ye gönderildiği iddia edilmişti. Bununla birlikte, Cemil Önal cinayetinin Falyalı’nın intikamı olduğu bugün için mahkeme kararıyla kanıtlanmış değildir. İkinci ihtimal, Önal’ın yasa dışı bahis, kara para, rüşvet ve siyasi ilişkiler hakkında konuşmaya başlaması nedeniyle susturulmuş olmasıdır.

Üçüncü ihtimal ise yasa dışı bahis sisteminin kontrolü, milyonlarca dolarlık gelirlerin paylaşımı ve örgüt içindeki çıkar çatışmalarıdır. Bu ihtimaller birbirinden tamamen bağımsız da olmayabilir. İntikam, susturma ve para paylaşımı, aynı cinayette bir araya gelmiş olabilir. Ancak Hollandaca’da söylenen şekliyle, “opdrachtgever”, yani infaz emrini veren kişi veya kişiler belirlenmeden cinayetin gerçek nedeni de tam anlamıyla açıklanmış olmayacaktır.

TETİKÇİLER BULUNUYOR, PEKİ EMRİ VERENLER?

Hollanda polisi, yaklaşık bir buçuk yıl süren soruşturmanın ardından önemli mesafe aldı. Kamera görüntüleri incelendi. Şüphelilerin izlediği yollar belirlendi. Atılan kıyafetler ve silahlar bulundu. Bir şüpheli Almanya’da yakalandı. Tetiği çektiğinden şüphelenilen kişi Fransa’da ele geçirildi. Cinayetten önce keşif yapıldığı ve şüphelilerin birlikte hareket ettikleri ortaya konuldu. Bunlar azımsanmayacak gelişmelerdir. Ancak hâlâ açıklanmayan çok önemli noktalar vardır:

Şüpheliler Cemil Önal’ın yerini nasıl öğrendi?
Önal’ın o gün Rijswijk’teki restorana gideceğini kim biliyordu?
Hedef ne kadar süre takip edildi?
Cinayet için ne kadar para ödendi?
Şüphelilerin Hollanda’daki bağlantıları kimlerdi?
Sahte plakalı otomobil ve içindeki silahlar kim tarafından temin edildi?
Kaçış planını kim hazırladı?
Ve en önemlisi: Cemil Önal’ın öldürülmesi emrini kim verdi?
Şu ana kadar açıklanan adli bilgiler, infazın nasıl gerçekleştirildiğini büyük ölçüde ortaya koyuyor.

Fakat neden gerçekleştirildiği ve arkasında kimlerin bulunduğu hâlâ karanlıktadır.

6 MAYIS 2025’TE SORDUĞUM SORULAR BUGÜN DAHA DA AĞIRLAŞTI

Cemil Önal’ın öldürülmesinden beş gün sonra, 6 Mayıs 2025’te ilhankaracay.com’da yayınladığım yazıda şöyle demiştim: “Bu tür olaylarda sessizlik her zaman suskunluk değildir. Bazen sessizlik, konunun ağırlığına duyulan saygıdır. Bazen de konuşmak için en doğru zamanı beklemektir.”
O yazıda, Cemil Önal cinayetinin basit bir adli vakayla açıklanamayacak kadar katmanlı olduğunu belirtmiş ve şu soruları sormuştum: Cemil Önal neden öldürüldü?

Halil Falyalı’nın karanlık mirası kime tehdit oluşturuyordu?
Bu suikast yalnızca bir susturma eylemi miydi?
Hollanda makamları Önal’ın karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi biliyor muydu?
Aradan 15 ay geçti. Önceki günkü Lahey duruşması, bazı sorulara kısmen cevap verdi.
Artık cinayetin önceden hazırlandığını biliyoruz.
Şüphelilerin olay yerinde keşif yaptığını biliyoruz.
Hassan Y.’nin saldırıdan 15 dakika önce terasta dolaştığını biliyoruz.

Cinayetin ardından kıyafetlerin ve silahların atıldığını biliyoruz. Muhtemel tetikçinin Fransa’da, infazda kritik rol oynadığı öne sürülen şüphelinin ise Hollanda’nın elinde olduğunu biliyoruz. Fakat 6 Mayıs 2025’te sorduğum en önemli soru bugün de cevapsızdır:

Cemil Önal neden ve kimin emriyle öldürüldü?
Üstelik bugün bu soruya bir yenisi daha eklenmiştir:
Cinayetin şüphelilerinden biri, altı gün önce sahte plakalı çalıntı otomobil ve daha sonra bulunan silahlarla polisin eline geçtiği hâlde bu infaz neden önlenemedi?

KIBRIS’TA AÇILAN DOSYA HOLLANDA’DA KAPANMADI

Halil Falyalı’nın 8 Şubat 2022’de Kıbrıs’ta öldürülmesiyle açılan dosya, 1 Mayıs 2025’te Cemil Önal’ın Rijswijk’te öldürülmesiyle kapanmadı. Tam tersine, daha da büyüdü. Birinci cinayetin failleri Kıbrıs ve Türkiye’de yargılandı. İkinci cinayetin şüphelileri Almanya ve Fransa’da yakalandı. Ancak iki cinayeti birbirine bağlayan görünmez hattın bütün parçaları henüz ortaya çıkarılamadı. Bu dosya, yalnızca iki insanın öldürülmesinin hikâyesi değildir.

Yasa dışı bahis gelirlerinin, kara para trafiğinin, uluslararası suç örgütlerinin, siyasi ilişki iddialarının, gazetecilere yönelik tehditlerin ve sınırları aşan infaz ekiplerinin hikâyesidir. Cemil Önal, bildiklerinin sonunda ölümüne neden olacağını söylemişti. Gerçekten de öldürüldü. Fakat öldürülmesi, anlattıklarını tamamen ortadan kaldırmadı. Görüştüğü gazeteciler, yayınlanan röportajlar, araştırma dosyaları ve Hollanda polisinin elde ettiği deliller geride kaldı.

Şimdi görev Hollanda yargısınındır. 3 Kasım’daki yeni duruşmada şüphelilerin rollerine ilişkin daha fazla bilgi ortaya çıkabilir. Ama dosyanın gerçek anlamda aydınlatıldığını söyleyebilmek için yalnızca tetiği çekenin ve ona yardım edenlerin yargılanması yeterli değildir. Tetiğin arkasındaki iradenin de bulunması gerekiyor. Çünkü kiralık bir silahın namlusunda görünen kişi, çoğu zaman cinayetin son halkasıdır.
Asıl hikâye, o silahı kimin doğrulttuğu değil, kimin doğrultturduğudur.

Cemil Önal dosyası da bugün tam olarak bu noktada duruyor:
Tetikçiler ortaya çıkıyor…
Ama emri verenler hâlâ karanlıkta.

                        *********
DEĞERLİ OKURLARIM,

Kıbrıs’ta Halil Falyalı ile şoförü Murat Demirtaş’ın öldürülmesiyle başlayan kanlı hesaplaşmanın, yıllar içinde Türkiye’den Hollanda’ya, oradan Almanya ve Fransa’ya kadar uzanan karanlık hikâyesini yukarıda okudunuz.

Aradan geçen zaman, bazı bilinmezleri ortadan kaldırdı; bazı soruların cevabını ise daha da önemli hâle getirdi. Hollanda polisi şüphelilerin izini sürdü, güvenlik kamerası görüntülerini inceledi, kaçış güzergâhlarını belirledi, silahları ve atılan kıyafetleri buldu. Cinayete karıştığından şüphelenilen kişilerden biri Almanya’da, tetiği çektiği düşünülen kişi ise Fransa’da yakalandı.

Son olarak Lahey Mahkemesi’nde yapılan duruşmada, Cemil Önal cinayetinin nasıl hazırlandığına ilişkin çok önemli bilgiler ortaya çıktı. Cinayetin kilit şüphelilerinden birinin, Önal’ın öldürülmesinden altı gün önce sahte plakalı çalıntı bir otomobille yakalandığı; otomobilde daha sonra çok sayıda silah bulunduğu öğrenildi.

Ancak dosyanın en büyük sırrı hâlâ çözülebilmiş değildir:
Cemil Önal’ın öldürülmesi emrini kim verdi?
Bu infaz, Halil Falyalı cinayetinin intikamı mıydı?
Yoksa Cemil Önal, yasa dışı bahis, kara para, rüşvet ve siyasi ilişkiler hakkında konuşmaya başladığı için mi susturuldu?

Bugün elimizde, cinayetin işlendiği günlere kıyasla çok daha fazla bilgi bulunuyor. Fakat bu dosyayı sağlıklı değerlendirebilmek için yalnızca bugün bildiklerimize bakmak yeterli değildir. Cemil Önal’ın öldürülmesinden hemen sonra kamuoyuna hangi bilgilerin yansıdığını, o günlerde hangi iddiaların konuşulduğunu ve henüz hiçbir şüpheli yakalanmamışken hangi soruların sorulduğunu da hatırlamak gerekir.

Ben, Cemil Önal’ın 1 Mayıs 2025’te Rijswijk’te öldürülmesinden beş gün sonra, 6 Mayıs 2025’te bu cinayeti geniş biçimde ele almıştım. O gün henüz tetikçinin kimliği bilinmiyor, şüphelilerin Almanya ve Fransa’ya uzanan izleri ortaya çıkarılamıyor, cinayetten önce yapılan keşif çalışmaları ile sahte plakalı otomobilde bulunan silahlardan söz edilmiyordu.

Buna rağmen cinayetin sıradan bir adli vaka olmadığını, Kıbrıs’taki Halil Falyalı dosyasından ayrı değerlendirilemeyeceğini ve olayın arkasında uluslararası boyutlara ulaşan çok daha geniş bir ilişki ağı bulunabileceğini yazmıştım.

O günlerde sorduğum soruların bir bölümü, bugün Lahey Mahkemesi’nde açıklanan bilgilerle daha da anlam kazandı. Bazı sorular ise aradan geçen zamana rağmen hâlâ cevapsız kaldı.

Bu nedenle, Cemil Önal’ın öldürülmesinden hemen sonra kaleme aldığım haberi değiştirmeden, kısaltmadan ve bugünün bilgilerini içine eklemeden, yayınlandığı şekliyle, Hollandaca haberin altında sizlere sunuyorum.

************

NEDERLANDSE VERSIE

TIJDENS DE ZITTING VAN DE RECHTBANK DEN HAAG KWAMEN NIEUWE ONBEKENDEN IN DE MOORDZAAK-CEMİL ÖNAL AAN HET LICHT

De bloedige en duistere afrekening die op Cyprus begon met de moord op Halil Falyalı, strekte zich uit tot Nederland.

Het doek wordt langzaam opgelicht, maar de belangrijkste vraag blijft onbeantwoord: Wie gaf opdracht tot de liquidatie?

Een van de hoofdverdachten werd zes dagen vóór de moord op Cemil Önal aangehouden in een gestolen auto met valse kentekenplaten. Later werden in de auto meerdere wapens aangetroffen, maar de verdachte was toen al vrijgelaten.

Cemil Önal, die had gezegd: ‘De informatie waarover ik beschik, zal mij uiteindelijk het leven kosten’, meldde het levensgevaar bij de Nederlandse autoriteiten. Toch kon niet worden voorkomen dat hij op een vol terras, voor de ogen van iedereen, werd doodgeschoten.

De daders van de moord op Halil Falyalı op Cyprus werden veroordeeld. Verdachten van de moord op Cemil Önal in Nederland werden in Duitsland en Frankrijk aangehouden. Maar wie zich achter de onzichtbare lijn tussen beide moorden bevindt, is nog altijd niet opgehelderd.

De sporen van de uitvoerders werden gevonden, wapens werden in beslag genomen en vluchtroutes werden vastgesteld. Toch blijft de donkerste vraag in het dossier onbeantwoord: Werd Cemil Önal vermoord uit wraak voor de moord op Falyalı, of werd hij het zwijgen opgelegd om te verhinderen dat hij zijn kennis openbaar zou maken?

İlhan KARAÇAY schrijft:

Geachte lezers,

Het dossier dat voor u ligt, is niet alleen het verhaal van een moord die in Nederland werd gepleegd. Het verhaal begon op 8 februari 2022 in Noord-Cyprus, waar Halil Falyalı en zijn chauffeur Murat Demirtaş in een hinderlaag werden doodgeschoten. Het vervolgde met de vlucht naar Nederland van Cemil Önal, die jarenlang de financiële zaken van Falyalı beheerde en tot diens naaste vertrouwelingen behoorde; met zijn arrestatie op verzoek van Türkiye, zijn verklaringen na zijn vrijlating en uiteindelijk zijn dood op 1 mei 2025 op het terras van een restaurant in Rijswijk.

Tussen deze twee moorden bestonden niet uitsluitend persoonlijke banden. Het dossier bevatte zeer ernstige beschuldigingen over illegale weddenschappen, online gokken, witwassen, geldstromen van miljoenen dollars, omkoping en compromitterende beelden. Er werd gesproken over een netwerk dat zich volgens de beschuldigingen uitstrekte van Cyprus en Türkiye tot Engeland, Dubai en Nederland. Halil Falyalı, die als een van de centrale figuren binnen dat netwerk werd genoemd, werd op Cyprus vermoord.

Cemil Önal, die als de ‘zwarte doos’ van Falyalı werd omschreven, werd ongeveer drie jaar later in Nederland het zwijgen opgelegd. Türkiye beschuldigde Önal ervan een van de organisatoren van de moord op Halil Falyalı te zijn en verzocht Nederland om zijn uitlevering. Önal ontkende dit. Hij stelde dat hij doelwit was geworden omdat hij over belangrijke informatie beschikte over de vermeende geldstromen van Falyalı en diens relaties. Na zestien maanden detentie in Nederland werd Önal in maart 2025 vrijgelaten.

Na zijn vrijlating bleef hij niet zwijgen. Hij sprak met de Turks-Cypriotische journaliste Ayşemden Akın en met internationale onderzoeksjournalisten. Hij beweerde dat uit de opbrengsten van illegale weddenschappen geld was overgemaakt aan bepaalde politici en functionarissen, dat Falyalı over geheime opnamen van invloedrijke personen beschikte en dat het opgebouwde systeem ook na diens dood bleef functioneren. Deze beschuldigingen zijn tot op heden niet onafhankelijk en definitief bewezen. Evenmin kan worden gesteld dat de personen wier namen werden genoemd, schuldig zijn. De verklaringen van Cemil Önal veroorzaakten echter grote beroering op Cyprus, in Türkiye en in Europa.

Önal zei dat hij na zijn verklaringen doodsbedreigingen ontving. Zijn advocaat verklaarde dat zij het Nederlandse Openbaar Ministerie herhaaldelijk hadden gemeld dat zijn leven gevaar liep. Enkele dagen vóór zijn dood vertelde Cemil Önal ook aan een journalist dat de informatie waarover hij beschikte hem uiteindelijk het leven zou kosten. Op 1 mei 2025 werd hij op een vol terras in Rijswijk, voor de ogen van alle aanwezigen, doodgeschoten.

Aanvankelijk werd de moord gezien als mogelijke wraak voor de moord op Halil Falyalı op Cyprus. Maar er waren ook andere mogelijkheden. Werd Önal vermoord wegens de rol die hij volgens de beschuldigingen bij de moord op Falyalı had gespeeld? Of werd hij het zwijgen opgelegd omdat hij begon te spreken over illegale weddenschappen en witwassen? Wie voelde zich bedreigd door de documenten en beelden die hij zei te bezitten? Wie gaf opdracht tot de moord en wie stuurde het executieteam naar Nederland?

Destijds bestonden op geen van deze vragen antwoorden. Inmiddels zijn vijftien maanden verstreken. De Nederlandse politie kwam verdachten op het spoor in Duitsland en Frankrijk. Camerabeelden, wapens, achtergelaten kleding en vluchtroutes werden onderzocht.

Tijdens de zitting van 12 augustus 2026 bij de rechtbank Den Haag werden voor het eerst belangrijke bijzonderheden openbaar over de voorbereiding van de moord. Het meest opmerkelijke gegeven was dat een verdachte die volgens justitie een cruciale rol bij de liquidatie speelde, zes dagen vóór de moord door de Nederlandse politie was aangehouden in een gestolen auto met valse kentekenplaten. Hoewel later meerdere wapens in die auto werden gevonden, was de verdachte vrijgelaten. Zes dagen daarna werd Cemil Önal vermoord.

In dit dossier breng ik de gehele bloedige keten chronologisch bijeen: van de hinderlaag tegen Halil Falyalı op Cyprus tot de kogels die Cemil Önal in Nederland troffen, aan de hand van processtukken, officiële verklaringen, journalistieke onderzoeken en vragen die nog altijd niet zijn beantwoord. Om dit verhaal te begrijpen, volstaat het niet uitsluitend te kijken naar degene die op het terras in Rijswijk de trekker overhaalde. We moeten eerst terug naar Cyprus en begrijpen wie Halil Falyalı was, wat Cemil Önal wist en welke onzichtbare lijn beide moorden met elkaar verbond.

De bloedige afrekening die op Cyprus begon, strekte zich uit tot Nederland.

DE ZITTING IN DEN HAAG

Laten we beginnen met de opmerkelijke feiten die tijdens de zitting van 12 augustus naar voren kwamen.

Zes dagen voordat Cemil Önal in Rijswijk werd vermoord, werd Hasan Y., een van de hoofdverdachten, aangehouden terwijl hij in een gestolen auto met valse kentekenplaten reed. Later bleek dat zich in de auto meerdere wapens bevonden.

Volgens de tijdens de zitting besproken camerabeelden voerden de verdachten vóór de moord meerdere verkenningen uit rond het restaurant. Hasan Y. liep slechts vijftien minuten vóór de aanslag over het terras waar Cemil Önal zat.

Een tijdens de zitting gemaakte rechtbanktekening van advocate Özlem Saki, die Hasan Y. verdedigt.

Het Openbaar Ministerie beschouwt Hasan Y. niet als de schutter, maar stelt dat hij een ‘cruciale rol’ speelde bij de vooraf voorbereide liquidatie. Volgens justitie waren de verdachten in staat elkaars taken zo nodig over te nemen.

De 34-jarige Turkse man die ervan wordt verdacht de schutter te zijn, werd in Frankrijk aangehouden. Omdat hij daar eerst terecht moet staan wegens verboden wapenbezit en andere vermoedelijke strafbare feiten, laat zijn overlevering aan Nederland op zich wachten.

Het eerste bedrijf van het verhaal dat eindigde met de moord op Cemil Önal op 1 mei 2025 in Nederland, was in werkelijkheid al begonnen met de moord op Halil Falyalı en zijn chauffeur Murat Demirtaş op 8 februari 2022 op Cyprus.

Terwijl de vermoedelijke uitvoerders een voor een worden geïdentificeerd, blijft het grootste geheim onopgelost: Was de moord op Cemil Önal een wraakactie voor de liquidatie van Halil Falyalı, of een operatie om Önal het zwijgen op te leggen vanwege de informatie die hij openbaar begon te maken?

DE GESTOLEN AUTO MET VALSE KENTEKENPLATEN, VERBORGEN WAPENS EN EEN GEMISTE KANS

Geachte lezers,

Sommige moorden beginnen en eindigen niet op de plaats waar zij worden gepleegd. De plek waar de kogel wordt afgevuurd, is slechts de plaats delict. Het echte begin van een moord moet soms jaren eerder en honderden kilometers verderop worden gezocht. De moord op Cemil Önal, op 1 mei 2025 in Rijswijk en voor de ogen van iedereen, is zo’n zaak. De zichtbare kant van deze moord ligt in Nederland, maar het verhaal begon op Cyprus: Cemil Önal, die de financiële zaken van de op Cyprus vermoorde Halil Falyalı beheerde; het uitleveringsverzoek van Türkiye; de beschuldigingen over illegale weddenschappen en witwassen; de interviews van Ayşemden Akın; de doodsbedreigingen en ten slotte de liquidatie in Nederland.

Wanneer deze onderdelen naast elkaar worden gelegd, ontstaat geen gewone moordzaak, maar een meerlagige afrekening die van Cyprus via Türkiye naar Nederland en vervolgens naar Duitsland en Frankrijk reikt. De nieuwste en meest opzienbarende ontwikkeling kwam tijdens de voorbereidende zitting van 12 augustus 2026 in Den Haag aan het licht. Volgens het Openbaar Ministerie werd de 31-jarige Hasan Y., een hoofdverdachte in de moordzaak-Önal, op 25 april 2025, zes dagen vóór de liquidatie, in Barneveld door de politie staande gehouden.

De auto waarin hij reed, was gestolen en voorzien van valse kentekenplaten. Hasan Y. werd aangehouden en de auto werd in beslag genomen. Op dat moment werd geoordeeld dat er onvoldoende grond was om hem langer vast te houden, waarna hij werd vrijgelaten. Bij een latere grondige doorzoeking van de auto werden in een verborgen ruimte meerdere vuurwapens gevonden. Volgens de door OCCRP weergegeven procesinformatie bevonden zich daaronder een Glock-pistool en munitie.

De ernst van deze ontwikkeling wordt duidelijk wanneer de data naast elkaar worden gelegd: Hasan Y. werd op 25 april aangehouden en vervolgens vrijgelaten. Zes dagen later, op 1 mei 2025, werd Cemil Önal vermoord. Daarmee rijst een onvermijdelijke vraag: Had de moord op Önal kunnen worden voorkomen als de politie de verborgen wapens al had gevonden op de dag waarop de bestuurder van de gestolen auto met valse kentekenplaten werd aangehouden? Een definitief antwoord is niet mogelijk. De tijdens de zitting ontstane tijdlijn stelt echter wel het handelen van de Nederlandse veiligheidsinstanties en een mogelijk gemiste kans ter discussie.

VOORAFGAAND AAN DE LIQUIDATIE VERKENDEN ZIJ HET TERRAS

De camerabeelden die tijdens de zitting werden besproken, wijzen erop dat de moord niet het gevolg was van een plotseling besluit, maar een voorbereide liquidatie waarvoor de omgeving vooraf werd verkend. Volgens het Openbaar Ministerie werden Hasan Y. en de vermoedelijke schutter vóór de moord herhaaldelijk rond het restaurant gezien. Zij zouden ongeveer een uur gezamenlijk in de omgeving hebben rondgelopen. Op beelden was eveneens te zien dat Hasan Y. vijftien minuten vóór de schietpartij over het terras liep waar Cemil Önal zich bevond.

Volgens justitie kan dit een laatste controle zijn geweest om de precieze locatie van Önal vast te stellen. Op dat moment zat Cemil Önal samen met de voormalige Turkse officier van justitie Bayram Bozkurt op het terras van Brasserie Bijna Thuis. De schutter liep het volle terras op en vuurde van korte afstand meerdere kogels op Önal af. Een van de kogels trof hem in het hoofd. Önal overleed ter plaatse. De schutter en de man die met hem samenwerkte, vluchtten te voet.

Onderweg zouden zij kledingstukken hebben uitgetrokken en wapens hebben weggegooid.

Het terras waar de moord plaatsvond, behoorde tot Brasserie Bijna Thuis, gevestigd in Hotel Hoevevoorde in Rijswijk. Ook de Turkse ondernemer Ali Altan behoorde tot de eigenaren van het hotel. Daarmee kende zelfs de locatie waar de op Cyprus begonnen en via Türkiye naar Europa doorlopende zaak in een bloedige liquidatie eindigde, een opvallende Turkse verbinding.

De plaats delict bij Brasserie Bijna Thuis in Rijswijk.

De Nederlandse politie vond later de weggegooide spullen en het wapen dat bij de moord zou zijn gebruikt. Volgens het Openbaar Ministerie wijzen de gezamenlijke verkenning, dezelfde vluchtroute en het op vergelijkbare wijze weggooien van kleding en wapens op een vooraf bepaalde taakverdeling. Justitie gaat ervan uit dat Hasan Y. niet zelf heeft geschoten, maar een belangrijke rol speelde bij de voorbereiding en uitvoering en dat beide verdachten zo nodig elkaars taken konden overnemen.

Hasan Y. wordt daarom verdacht van medeplegen van de moord op Cemil Önal en van het bezit van vuurwapens en munitie.

Ook de positie van Bayram Bozkurt, de voormalige Turkse officier van justitie die tijdens de moord aan dezelfde tafel als Önal zat, is nog niet volledig opgehelderd. Volgens het OCCRP-verslag over de zitting werd Bozkurt in het onderzoek als verdachte aangemerkt, maar later voorlopig in vrijheid gesteld. De Nederlandse autoriteiten zouden nog niet hebben beslist of hij wordt vervolgd. Waarom hij als verdachte werd beschouwd en wat zijn positie tijdens het incident precies was, blijft daarmee eveneens een open vraag.

EEN VERDACHTE AANGEHOUDEN IN DUITSLAND, DE VERMOEDELIJKE SCHUTTER IN FRANKRIJK

In het onderzoek bevinden zich verscheidene verdachten met verschillende rollen. Dat onderscheid is van groot belang. De zaak die op 12 augustus werd behandeld, betreft de 31-jarige Hasan Y. Hij is degene die zes dagen vóór de moord in Barneveld in de gestolen auto met valse kentekenplaten werd aangehouden en later in Duitsland werd opgespoord en aan Nederland overgeleverd. Het Openbaar Ministerie ziet hem niet als de schutter, maar als een verdachte die een cruciale rol bij de uitvoering speelde.

De vermoedelijke schutter is een andere, 34-jarige Turkse man zonder bekende vaste woon- of verblijfplaats. Hij werd in maart 2026 in Frankrijk aangehouden. Omdat hij daar ook wordt verdacht van verboden wapenbezit en andere feiten, moet hij eerst in Frankrijk terechtstaan. Die strafzaak wordt in oktober 2026 verwacht. De Nederlandse autoriteiten hopen dat hij daarna, mogelijk eind oktober, kan worden overgeleverd.

Daarnaast werd in november 2025 in Bergheim, Duitsland, een 47-jarige andere verdachte aangehouden en in januari 2026 aan Nederland overgeleverd. Het Openbaar Ministerie stelde later dat het onderzoek onvoldoende bewijs had opgeleverd om zijn voorlopige hechtenis te laten voortduren en verzocht om zijn vrijlating. De rechtbank hief zijn voorarrest in april 2026 op. De verdenking is niet volledig verdwenen, maar de man zit niet langer vast.

De 31-jarige Hasan Y., wiens zaak op 12 augustus werd behandeld, is dus niet dezelfde persoon als de eerder vrijgelaten 47-jarige verdachte. Hasan Y. was niet aanwezig bij de voorbereidende zitting. De volgende pro-formazitting staat gepland voor 3 november 2026. Indien de overleveringsprocedure in Frankrijk tijdig wordt afgerond, wil het Openbaar Ministerie Hasan Y. en de vermoedelijke schutter gelijktijdig voor de rechter brengen. Hoewel de politie inmiddels vermoedelijke uitvoerders en helpers heeft opgespoord, is publiekelijk nog niet bekendgemaakt wie opdracht tot de moord gaf.

Daar bevindt zich het donkerste punt van het dossier.

Beeld van de man die ervan wordt verdacht Cemil Önal te hebben doodgeschoten.

DE OORSPRONG VAN DEZE MOORD LAG NIET IN NEDERLAND, MAAR OP CYPRUS

Om te begrijpen waarom Cemil Önal doelwit werd, moeten we drie jaar vóór 1 mei 2025 teruggaan. Het is 8 februari 2022, in Çatalköy bij Girne in Noord-Cyprus. De Turks-Cypriotische zakenman Halil Falyalı vertrok ’s avonds vanuit zijn hotel naar huis. De auto werd bestuurd door zijn chauffeur Murat Demirtaş. Op een vooraf gekozen plek werd het voertuig in een hinderlaag gelokt. De aanvallers openden met automatische wapens het vuur en doorzeefden de auto. Murat Demirtaş overleed ter plaatse. De zwaargewonde Halil Falyalı werd naar het ziekenhuis gebracht, maar kon niet worden gered.

In een beekbedding op ongeveer een kilometer afstand vond de politie twee kalasjnikovs, een pistool en munitie. Bij operaties van de Turks-Cypriotische politie en de veiligheidsdiensten in Türkiye werden meerdere verdachten aangehouden. Er volgden twee afzonderlijke strafprocessen, op Cyprus en in Türkiye. Het gerechtshof in Girne veroordeelde Ömer Tunç op 7 augustus 2024 tot levenslang, Veysel Sare tot 35 jaar en Musa Çiçek tot twintig jaar gevangenisstraf.

Halil Falyalı en beelden uit het onderzoek na de aanslag op Cyprus.

Volgens de rechtbank hadden de verdachten het vertrektijdstip van Halil Falyalı en Murat Demirtaş uit het hotel berekend, bij de plaats van de aanslag een hinderlaag voorbereid en de moorden planmatig uitgevoerd. In de zaak bij de 36e rechtbank voor zware strafzaken in İstanbul werd Mustafa Söylemez wegens de met voorbedachten rade gepleegde moord op twee personen tweemaal tot levenslang veroordeeld. Abdurrahim Çelik, Cengiz Şener en Ender Yıldız kregen afzonderlijke straffen wegens medeplichtigheid.

Daarmee eindigde de procedure in Türkiye niet. De Eerste Strafkamer van het Turkse Hof van Cassatie bevestigde in 2025 de veroordelingen van Mustafa Söylemez, Abdurrahim Çelik, Cengiz Şener en Ender Yıldız. De vrijspraken van Mehmet Faysal Söylemez en Metin Süs werden daarentegen vernietigd, omdat het dossier van de zaak in Noord-Cyprus onvoldoende was onderzocht. Voor een deel van de verdachten werden de straffen daarmee definitief, terwijl het overige deel voor een nieuwe beoordeling naar de 36e rechtbank voor zware strafzaken in İstanbul werd teruggestuurd.

Zo werden de uitvoerders op het terrein en enkele onderdelen van de organisatie voor de rechter gebracht. Op dit punt verscheen de naam Cemil Önal echter in een ander deel van het dossier.

DE MAN DIE DOOR TÜRKİYE WERD BESCHULDIGD, MAAR DOOR NEDERLAND NIET WERD UITGELEVERD

Cemil Önal werkte jarenlang naast Halil Falyalı en beheerde diens financiële zaken. Daarom omschreef hij zichzelf later als de ‘zwarte doos’. Hij beweerde te weten waar het geld vandaan kwam, via welke rekeningen het liep, naar wie het werd gestuurd en hoe het systeem in verschillende landen functioneerde. De Turkse justitiële autoriteiten stelden echter dat Cemil Önal een van de organisatoren was van de moord op Halil Falyalı en Murat Demirtaş.

Önal ontkende. Op verzoek van Türkiye en op grond van een internationaal opsporingsbevel werd hij in december 2023 in Nederland aangehouden. Hij zat ongeveer zestien maanden vast. Türkiye vroeg om zijn uitlevering, maar Önal stelde dat zijn leven gevaar zou lopen als hij werd overgeleverd. Volgens hem was de beschuldiging dat hij de moord had georganiseerd onwaar en was het werkelijke doel hem het zwijgen op te leggen.

In maart 2025 werd hij vrijgelaten terwijl de uitleveringsprocedure nog niet definitief was afgerond. Toen hij werd vermoord, wachtte hij nog op de uiteindelijke beslissing van de Nederlandse minister van Justitie en Veiligheid.

Vanaf dat moment veranderde de richting van het dossier. De man die door Türkiye werd beschuldigd van het organiseren van een moord, presenteerde zich na zijn vrijlating als klokkenluider en begon journalisten te vertellen wat hij wist.

DE ‘ZWARTE DOOS’ BEGON TE SPREKEN

De uitgebreidste verklaringen van Cemil Önal verschenen in interviews met de internationale organisatie voor onderzoeksjournalistiek OCCRP en met Ayşemden Akın, hoofdredacteur van de Turks-Cypriotische krant Bugün Kıbrıs. Volgens Önal bleef het vermeende netwerk van illegale online weddenschappen en witwassen niet beperkt tot Cyprus, maar strekte het zich uit tot onder meer Türkiye, Engeland, Curaçao en Dubai. In een OCCRP-onderzoek van februari 2025 werden zijn verklaringen naast bevindingen uit Turkse strafdossiers gelegd.

Önal beweerde dat het illegale weddenschapssysteem dat volgens hem door Falyalı werd geleid, minstens 80 miljoen dollar per maand opleverde. Hij stelde dat hij zelf maandelijks ongeveer 15 miljoen dollar aan ‘sponsorbetalingen’ en andere geldstromen beheerde, die naar bepaalde functionarissen in Türkiye en Noord-Cyprus zouden zijn gegaan. OCCRP vermeldde uitdrukkelijk dat deze bedragen niet onafhankelijk konden worden geverifieerd. Het onderzoek wees ook op vastgoed in Dubai ter waarde van meer dan 60 miljoen dollar, dat aan de weduwe van Falyalı werd toegeschreven, en op bank-, creditcard-, cryptovaluta- en online betaalrekeningen die zouden zijn gebruikt om opbrengsten van illegale weddenschappen te verplaatsen.

Önal beweerde bovendien dat Halil Falyalı heimelijk opgenomen beelden van invloedrijke personen bezat en die als chantagemiddel gebruikte. Geen van deze beschuldigingen is door een rechter als vaststaand feit bewezen. Evenmin kan worden gezegd dat de personen die in zijn verklaringen werden genoemd, schuldig zijn. Maar de omvang en gedetailleerdheid van zijn verklaringen en de belangstelling van internationale onderzoeksjournalisten kunnen Cemil Önal voor verschillende kringen tot een gevaarlijke informatiebron hebben gemaakt.

DE REEKS ‘HALİL FALYALI LEEFT’ VAN AYŞEMDEN AKIN

Een van de belangrijkste journalisten die de verklaringen van Cemil Önal onder de aandacht van het Turks-Cypriotische publiek bracht, was Ayşemden Akın, hoofdredacteur van Bugün Kıbrıs. Zij sprak Önal drie dagen lang in Nederland, onder strenge veiligheidsmaatregelen. De gesprekken werden in april 2025 in drie delen gepubliceerd onder de titel ‘Halil Falyalı leeft’. De betekenis daarvan was duidelijk: Halil Falyalı was fysiek dood, maar het vermeende netwerk van illegale weddenschappen, geld en relaties dat hij had opgebouwd, zou nog altijd voortbestaan.

Cemil Önal sprak uitvoerig met journaliste Ayşemden Akın; daarna ontving zij doodsbedreigingen.

Önal beweerde dat het systeem ook na de dood van Falyalı bleef functioneren en dat de geldstromen tussen Cyprus, Türkiye en andere landen niet waren gestopt. Na publicatie van de reeks werd Ayşemden Akın gebeld vanaf een Turks telefoonnummer. Een vrouw zei dat zij Akın wilde beschermen, maar eiste dat zij de publicaties stopzette en waarschuwde dat zij anders zou kunnen worden gedood. Tijdens het gesprek werd ook beweerd dat drie mensen naar Cyprus waren gekomen om ‘te doen wat nodig was’.

Akın overhandigde de opname van het ongeveer 27 minuten durende telefoongesprek aan de politie en deed officieel aangifte. Zij week niet terug. Slechts enkele dagen na de bedreiging werd Cemil Önal, de belangrijkste bron van haar interviews, in Nederland vermoord. Deze timing maakte het nog moeilijker om de zaak uitsluitend als een afrekening binnen het Nederlandse criminele milieu te beschouwen.

‘DE INFORMATIE WAAROVER IK BESCHIK, ZAL MIJ UITEINDELIJK HET LEVEN KOSTEN’

Cemil Önal sprak vóór zijn dood niet alleen met Turks-Cypriotische journalisten. Hij had ook contact met David Davidson van het Nederlandse platform voor onderzoeksjournalistiek Follow the Money. Davidson verklaarde dat hij Önal drie dagen vóór diens dood in Den Haag had ontmoet. Tijdens dat gesprek zei Önal te verwachten dat zijn kennis en zijn beschuldigingen over omkoping uiteindelijk tot zijn dood zouden leiden. Volgens zijn advocaat had Önal het Openbaar Ministerie meerdere malen gemeld dat hij gevaar liep te worden vermoord.

Het Openbaar Ministerie bevestigde dat er regelmatig contact was geweest met Önal en zijn advocaat, maar verklaarde dat er destijds onvoldoende concrete informatie bestond om verder onderzoek of bijzondere beveiligingsmaatregelen mogelijk te maken. Inmiddels weten we dat een hoofdverdachte zes dagen vóór de moord in een gestolen auto met valse kentekenplaten was aangehouden en dat daarin verborgen wapens werden gevonden. Aan de ene kant stond een man die het Openbaar Ministerie waarschuwde: ‘Ze zullen mij vermoorden’.

Aan de andere kant stond een verdachte die zes dagen vóór de moord in handen van de politie was geweest in verband met een auto waarin wapens bleken te liggen, maar die werd vrijgelaten. Zes dagen later volgde de liquidatie op een vol terras. Dit roept zeer ernstige vragen op voor de Nederlandse autoriteiten. Was vóór de moord enig verband gelegd tussen de waarschuwingen van Önal en Hasan Y., die in Barneveld was aangehouden? Waarom werd de gestolen auto met valse kentekenplaten niet onmiddellijk volledig doorzocht?

Wanneer en om welke reden werden de wapens alsnog gevonden? Waren alle wapens bestemd voor de moord op Cemil Önal, of waren er andere doelen? Het is niet bekend of Hasan Y. na zijn vrijlating werd gevolgd. Eén feit staat echter vast: de man die zes dagen vóór de moord in handen van de politie was, wordt nu door het Openbaar Ministerie beschouwd als een verdachte die bij de liquidatie een ‘cruciale rol’ speelde.

WAS HET WRAAK VOOR DE MOORD OP FALYALI?

Een van de meest genoemde mogelijkheden na de dood van Cemil Önal was dat de liquidatie wraak voor de moord op Halil Falyalı zou zijn. Die mogelijkheid kan niet zonder meer terzijde worden geschoven. Türkiye beschuldigde Önal immers ervan een van de organisatoren van de moord op Falyalı te zijn. Tevens werd gesteld dat hij gedetailleerde kennis had van het financiële systeem en de relaties van de familie Falyalı. Na de moord brachten operaties in Türkiye en op Cyprus de uitvoerende elementen van de gewapende groep aan het licht. De vraag bleef echter of alle financiële en politieke verbindingen achter de moord waren opgehelderd.

In sommige veiligheidsberichten die in 2023 in de Turkse pers verschenen, werd beweerd dat er als vergelding voor de moord op Halil Falyalı een executie werd voorbereid en dat een speciaal team naar Türkiye was gestuurd. Toch is tot op heden niet door een rechter vastgesteld dat de moord op Cemil Önal daadwerkelijk wraak voor Falyalı was. Een tweede mogelijkheid is dat Önal werd vermoord omdat hij begon te spreken over illegale weddenschappen, witwassen, omkoping en politieke relaties.

Een derde mogelijkheid betreft de controle over het illegale goknetwerk, de verdeling van miljoeneninkomsten en interne belangenconflicten. Deze motieven hoeven elkaar niet uit te sluiten. Wraak, het zwijgen opleggen en geldbelangen kunnen in dezelfde moord zijn samengekomen. Zolang de opdrachtgever of opdrachtgevers niet zijn geïdentificeerd, kan ook de werkelijke reden voor de moord niet volledig worden verklaard.

DE UITVOERDERS WORDEN GEVONDEN, MAAR WIE GAF DE OPDRACHT?

Na ongeveer anderhalf jaar onderzoek heeft de Nederlandse politie belangrijke vooruitgang geboekt. Camerabeelden werden onderzocht, de routes van de verdachten vastgesteld, weggegooide kledingstukken en wapens gevonden, een verdachte in Duitsland aangehouden en de vermoedelijke schutter in Frankrijk opgespoord. Ook werd duidelijk dat de omgeving vóór de moord was verkend en dat de verdachten gezamenlijk opereerden. Dit zijn aanzienlijke ontwikkelingen.

Toch blijven belangrijke vragen onbeantwoord:

Hoe kwamen de verdachten te weten waar Cemil Önal zich bevond? Wie wist dat hij die dag naar het restaurant in Rijswijk zou gaan? Hoelang werd hij gevolgd? Hoeveel werd voor de moord betaald? Wie waren de Nederlandse contacten van de verdachten? Wie leverde de gestolen auto met valse kentekenplaten en de wapens? Wie stelde het vluchtplan op? En bovenal: Wie gaf opdracht tot de moord op Cemil Önal?

De tot dusver bekendgemaakte justitiële informatie maakt grotendeels duidelijk hoe de liquidatie werd uitgevoerd. Waarom zij werd uitgevoerd en wie erachter zat, blijft echter in het duister.

DE VRAGEN DIE IK OP 6 MEI 2025 STELDE, WEGEN VANDAAG NOG ZWAARDER

Vijf dagen na de moord op Cemil Önal schreef ik op 6 mei 2025 op ilhankaracay.com: ‘Zwijgen betekent bij dergelijke gebeurtenissen niet altijd dat men niets wil zeggen. Soms komt stilte voort uit respect voor de ernst van het onderwerp. Soms wacht men op het juiste moment om te spreken.’ In dat artikel stelde ik dat de moord op Cemil Önal te gelaagd was om als een eenvoudige strafzaak te worden behandeld. Ik vroeg: Waarom werd Cemil Önal vermoord? Voor wie vormde de duistere nalatenschap van Halil Falyalı een bedreiging? Was deze liquidatie uitsluitend bedoeld om iemand het zwijgen op te leggen? Wisten de Nederlandse autoriteiten welk gevaar Önal liep?

Vijftien maanden later heeft de zitting in Den Haag enkele vragen gedeeltelijk beantwoord. We weten nu dat de moord vooraf werd voorbereid, dat de verdachten verkenningen uitvoerden, dat Hasan Y. vijftien minuten vóór de aanslag over het terras liep en dat na de liquidatie kleding en wapens werden weggegooid. We weten dat de vermoedelijke schutter in Frankrijk zit en dat de verdachte die volgens justitie een cruciale rol speelde, zich in Nederlandse handen bevindt.
Maar de belangrijkste vraag die ik op 6 mei 2025 stelde, blijft onbeantwoord:

Waarom en in wiens opdracht werd Cemil Önal vermoord?

Daar is nu een tweede vraag bijgekomen:

Waarom kon deze liquidatie niet worden voorkomen, terwijl een van de verdachten zes dagen eerder in handen van de politie was geweest in een gestolen auto met valse kentekenplaten, waarin later wapens werden gevonden?

HET DOSSIER DAT OP CYPRUS WERD GEOPEND, WERD IN NEDERLAND NIET GESLOTEN

Het dossier dat met de moord op Halil Falyalı op 8 februari 2022 op Cyprus werd geopend, werd met de moord op Cemil Önal op 1 mei 2025 in Rijswijk niet gesloten. Integendeel, het werd nog omvangrijker. De daders van de eerste moord werden op Cyprus en in Türkiye berecht. Verdachten van de tweede moord werden in Duitsland en Frankrijk aangehouden. Toch zijn nog niet alle delen blootgelegd van de onzichtbare lijn die beide moorden met elkaar verbindt. Dit dossier is niet alleen het verhaal van twee vermoorde mensen.

Het is ook het verhaal van inkomsten uit illegale weddenschappen, witwassen, internationale misdaadorganisaties, beschuldigingen van politieke relaties, bedreigingen tegen journalisten en executieteams die grenzen overschrijden. Cemil Önal had gezegd dat zijn kennis hem uiteindelijk het leven zou kosten. Hij werd inderdaad vermoord. Maar zijn dood heeft zijn verklaringen niet volledig uitgewist. De journalisten met wie hij sprak, gepubliceerde interviews, onderzoeksdossiers en het door de Nederlandse politie verzamelde bewijs bleven bestaan.

Nu ligt de taak bij de Nederlandse rechter. Tijdens de volgende zitting op 3 november kan meer duidelijk worden over de rollen van de verdachten. Om echter te kunnen zeggen dat het dossier werkelijk is opgehelderd, is het niet voldoende alleen de schutter en zijn helpers te berechten. Ook de wil achter de trekker moet worden gevonden. Want degene die aan het uiteinde van een huurwapen zichtbaar is, vormt meestal slechts de laatste schakel. Het werkelijke verhaal gaat niet alleen over wie het wapen richtte, maar over wie het liet richten.

Daar bevindt het dossier-Cemil Önal zich vandaag:

De uitvoerders komen in beeld…

Maar degenen die de opdracht gaven, blijven in het duister.

************

Geachte Lezers,

Hierboven hebt u het duistere verhaal gelezen van de bloedige afrekening die begon met de moord op Halil Falyalı en zijn chauffeur Murat Demirtaş op Cyprus en zich in de daaropvolgende jaren via Türkiye naar Nederland, Duitsland en Frankrijk uitstrekte.

Het verstrijken van de tijd heeft sommige onbekende onderdelen opgehelderd, maar andere vragen juist nog belangrijker gemaakt. De Nederlandse politie volgde de sporen van verdachten, bestudeerde camerabeelden, stelde vluchtroutes vast en vond wapens en weggegooide kleding. Een van de vermoedelijk betrokken personen werd in Duitsland aangehouden; de vermoedelijke schutter werd in Frankrijk opgepakt.

Tijdens de laatste zitting in Den Haag kwamen bovendien belangrijke feiten over de voorbereiding van de moord op Cemil Önal aan het licht. Zo bleek dat een hoofdverdachte zes dagen vóór de dood van Önal was aangehouden in een gestolen auto met valse kentekenplaten en dat later meerdere wapens in die auto werden gevonden.

Toch is het grootste geheim van het dossier nog altijd niet opgelost:

Wie gaf opdracht tot de moord op Cemil Önal?

Was deze liquidatie wraak voor de moord op Halil Falyalı?

Of werd Cemil Önal het zwijgen opgelegd omdat hij begon te spreken over illegale weddenschappen, witwassen, omkoping en politieke relaties?

Vandaag beschikken we over veel meer informatie dan in de dagen direct na de moord. Om dit dossier goed te kunnen beoordelen, moeten we echter niet alleen kijken naar wat we nu weten. We moeten ook teruggaan naar de informatie die onmiddellijk na de moord openbaar werd, naar de beschuldigingen die destijds werden besproken en naar de vragen die werden gesteld toen nog geen enkele verdachte was aangehouden.

Vijf dagen nadat Cemil Önal op 1 mei 2025 in Rijswijk was vermoord, behandelde ik deze zaak op 6 mei 2025 uitvoerig. Destijds was de identiteit van de schutter nog niet bekend, waren de sporen naar Duitsland en Frankrijk nog niet blootgelegd en was nog niets openbaar over de verkenningen voorafgaand aan de moord en de wapens in de gestolen auto met valse kentekenplaten.

Toch schreef ik toen al dat deze moord geen gewone strafzaak was, niet los kon worden gezien van het dossier-Halil Falyalı op Cyprus en mogelijk deel uitmaakte van een veel groter netwerk met internationale dimensies.

Een deel van de vragen die ik destijds stelde, heeft door de tijdens de recente zitting bekendgemaakte feiten nog meer betekenis gekregen. Andere vragen zijn ondanks het verstrijken van de tijd nog steeds onbeantwoord.

Daarom publiceer ik hieronder opnieuw, ongewijzigd en onverkort, het artikel dat ik direct na de moord op Cemil Önal schreef. Ik voeg de kennis van vandaag niet achteraf aan die oorspronkelijke tekst toe.

Zo kunt u zowel het beeld zien dat onmiddellijk na de liquidatie ontstond als de kennis van toen vergelijken met wat inmiddels aan het licht is gekomen.

Hieronder volgt mijn artikel van 6 mei 2025:

SİYASİ CİNAYETİ NEDEN YAZMADIĞIMI AÇIKLIYORUM

“Benim sessizliğim, sessizliğin gücünden değil, sorumluluğun ağırlığındandır.”

(Haberin Hollandacası en altta.
Nederlandse versie is onderaan)

İlhan KARAÇAY yazdı:

60 yıldır Hollanda’da gazetecilik yapıyorum. Bu ülkenin taşını, toprağını, havasını, meclisini, mahallesini, halkını yazdım. Kimse farkında olmasa da sokaktaki değişimden, siyasetteki kırılmalara kadar her şeyi önce gözümle gördüm, sonra kalemimle kayda geçirdim.

Gazetecilik mesleğini hem haberci hem yorumcu kimliğimle yürüttüm. Bu yüzden yazdıklarım yalnızca Hollanda’da değil, Türkiye’de ve Avrupa’nın birçok ülkesinde yüzlerce haber platformunda ve yayın organında geniş yankı buldu. Beni takip eden büyük bir okur kitlem var.
Belki de bu nedenle, dostlarım, takipçilerim ve okuyucularım bana şu sözlerle sesleniyorlar:

“Bu kadar deneyimli bir gazetecisin. Senin için ‘Adı Hollanda ile özdeşleşmiş’ diyorlar. Bu konuda sana bel bağlayan çok insan var. Ama senden hiç ses çıkmıyor. Rijswijk’te işlenen siyasi cinayetle ilgili tek bir yorum bile yapmadın. Hollanda’daki bu siyasi cinayeti bir de senin kaleminden okuyalım!”

Okurlarım haklılar ama şunu anlamalılar:
Bana yapılan bu baskı, elbette onurlandırıcıdır. Ama bu, aynı zamanda ağır bir sorumluluktur. Zira söz konusu olan, yalnızca bir cinayet değil; uluslararası iddialarla, istihbarat gölgeleriyle ve siyasi

Kıbrıs’ta Halil Falyalı cinayeti ile başlayan kanlı ve karanlık hesaplaşma Hollanda’ya uzandı.

Perde aralanıyor, ama asıl soru hâlâ cevapsız: İnfaz emrini kim verdi?

dillendirilen bazı iddialar doğrudan devlet kurumlarını, özellikle de istihbarat yapısını hedef alıyor. O nedenle bu meselede yorum yaparken, yalnızca gazetecilik ilkelerine değil, kişisel güvenliğe de dikkat etmek gerekir.

Bu tür olaylarda sessizlik her zaman suskunluk değildir. Bazen sessizlik, konunun ağırlığına duyulan saygıdır. Bazen de konuşmak için en doğru zamanı beklemektir.
Ben, olayları ve iddiaları “söylenenlere ve yazılanlara göre” aktarırım. Çünkü benim görevim hüküm vermek değil, fotoğrafı bütünüyle sunmak, sessizlikle örtülmüş alanları görünür kılmaktır.

Çünkü Rijswijk’te yaşanan olay, basit bir adli vakayla açıklanamayacak kadar katmanlıdır.
Çünkü bu cinayetin adı “Cemil Önal“dır.
Çünkü bu isim sadece bir bireyi değil, uluslararası istihbarat ilişkilerini, kara para trafiğini, Kıbrıs’ta yıllardır konuşulan yasa dışı yapıların Avrupa’ya uzanan kollarını temsil ediyor olabilir.

Şimdi, üzerime düşeni yapma zamanı.
Cemil Önal’ın öldürülmesini, Halil Falyalı dosyasını, Kıbrıs ve Hollanda hattındaki karanlık ilişkileri, sadece bağırarak değil, bilgiyle, dikkatle, belgeler, haberler ve kamuoyuna yansıyan ifadeler eşliğinde sizler için yazıyorum.

RİJSWİJK’TE SESSİZLİĞİ BOZAN KURŞUN:
CEMİL ÖNAL CİNAYETİ ÜZERİNE NOTLAR

Afbeelding met tekst, person, kleding, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Sessizlik… Hollanda’yı tanımlayan kelimelerden biri budur. Yüksek sesli sloganların değil, kurumsal aklın konuştuğu, kuralın kural gibi işlediği, krizlerin bağırtıyla değil uzlaşmayla çözüldüğü bir coğrafya burası.

Ben bu ülkeyi 60 yıldır gözlemliyor, yazıyor, yaşıyorum. Her taşını tanırım, her rüzgârını bilirim. Bu ülkenin haberini yapan, sokağını bilen, siyasetçisini tanıyan gazetecilerdenim. Adımın, “Hollanda ile özdeşleşmiş”biçimde anılması da bu uzun soluklu tanıklığın doğal sonucudur.

Ancak bazen, bu ülkenin karakterine ters düşen öyle anlar olur ki, sessizliğin içinden yükselen çatlak bir ses, her şeyi değiştirir.
İşte geçtiğimiz Perşembe günü, 1 Mayıs 2025, Rijswijk’te yaşanan cinayet de bu sessizliğe sıkılmış bir kurşundu.
Bir adam, bir otelin terasında, saat 17.15 sularında hedef gözetilerek öldürüldü. Ölen Cemil Önal’dı.
Ama haberin basına düşmesi neredeyse 14 saat sürdü.
Bu bile başlı başına bir sorudur.

Afbeelding met tekst, Landvoertuig, buitenshuis, voertuig Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda gibi, basının özgür çalıştığı, kriz anlarında dahi bilgi akışının kontrollü ama şeffaf olduğu bir ülkede böyle bir cinayet neden kamuoyuna bu kadar geç bildirildi?
Hollanda İstihbarat Teşkilatı (AIVD) olaydan haberdar mıydı?
Eğer haberdardıysa neden önlenmedi?
Haberdar değilse, bu kadar hassas bir profil nasıl korumasız kaldı?

Kamuoyunun büyük kısmı bu ismi ilk kez bu cinayetle duydu. Ancak bazı çevrelerde, adı yıllardır fısıltı halinde dolaşan bir kişilikti Cemil Önal. Bazı siyasi ve ideolojik çevrelerle ilişkileri olmuş, ardından Avrupa’ya gelmişti.
Kimi kaynaklara göre, Avrupa’da özellikle istihbarat birimlerinin dikkatini çekecek türden ilişkiler ağına sahipti. Hakkında ileri sürülen iddialar arasında hem Amerikan hem de Hollanda istihbarat servisleriyle çeşitli temaslarda bulunduğu, hatta “tanık koruma programı”kapsamında güvence altında yaşadığı bile yer alıyor. Bunlar, ne yazık ki doğrulanması zor, ama reddedilmesi de imkânsız iddialardır.

Türkiye’de özellikle bazı araştırmacı gazeteciler ve YouTube yayıncıları, Önal’ın geçmişte Türkiye istihbaratına dair bazı kritik bilgilere sahip olduğunu, bu nedenle hedef alınmış olabileceğini ileri sürüyor. Hatta bir tanesi, cinayetten sadece birkaç gün önce yaptığı bir yayında, Önal’ın öldürülebileceğine dair “uyarı”niteliğinde yorumlarda bulunmuş.

Bu tür iddiaları, gazetecilik ilkeleri çerçevesinde, “söylenenlere ve yazılanlara göre” aktarabiliriz, ancak onları kesin bilgi gibi sunamayız. Yine de, bu kadar çok farklı kaynakta, farklı zamanlarda ve farklı dillere çevrilerek yayımlanmış iddialar bir araya geldiğinde, tekil bir cinayetten öte bir “durumun” habercisi olur.

FALYALI’NIN GÖLGESİNDEKİ TANIK: KONUŞAN KARA KUTU CEMİL ÖNAL KİMDİR?

Afbeelding met kleding, persoon, tekst, Detailhandel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Cemil Önal, Kuzey Kıbrıs’ta yasadışı bahis, sanal kumar ve kara para aklama trafiğini yöneten Halil Falyalı’nın yakın çalışma arkadaşıydı.
Daha doğrusu onun “kara kutusuydu”.
Finansal operasyonlarını yöneten, Avrupa ayağındaki para trafiğini denetleyen isimlerden biriydi.

Halil Falyalı, 2022 yılında Kıbrıs’ta silahlı saldırıyla öldürüldüğünde, onun yerine geçebilecek en tehlikeli tanık, işte bu Cemil Önal’dı.
Bu yüzden Türkiye tarafından hakkında Interpol kırmızı bülteni çıkarıldı.
2023’te Hollanda’da yakalandı. Türkiye iade talep etti. Ancak iade edilmedi. Çünkü Hollanda makamlarının elinde farklı bilgiler vardı.

16 ay cezaevinde tutulan Önal, 2025 yılının Mart ayında serbest bırakıldı. Ve o tarihten sonra artık sessiz kalmadı. Konuşmaya başladı. Hem de çok ciddi şeyler söyleyerek…

Önal, serbest kaldıktan sonra birçok gazeteciyle ve siyasi aktörle temas kurdu. Elinde Halil Falyalı’ya ait kara para kayıtlarının, dijital izlerin ve banka dökümlerinin olduğunu söylüyordu.
Ama hepsi bu kadar değildi.
Ona göre Halil Falyalı, Türkiye’den ve Kıbrıs’tan bazı üst düzey siyasetçilere milyonlarca dolarlık transferler yapmıştı.
Hatta kimi zaman bu paralar “hediye” ya da “bağış” gibi gösterilmiş, bazen de “siyasi kampanya fonu” kılıfına sokulmuştu.

Daha da vahimi…
Falyalı’nın elinde üst düzey bürokratlara ve siyasetçilere ait şantaj kasetleri vardı.
Kimlerle, nerede, nasıl bir araya geldikleri, kimi zaman otel odalarına gizli yerleştirilen kameralarla kayıt altına alınmıştı.
Önal’a göre bu kasetlerin bir kısmı 2022’de kaybolmuştu. Ama bazı kopyalar onun elindeydi.
Ve o bu bilgileri, ölümünden kısa bir süre önce, bazı uluslararası gazetecilere “garantiye almak” üzere aktarmıştı.

KIBRIS, HOLLANDA VE TÜRKİYE HATTINDAKİ DERİN DOSYA

Cemil Önal’ın açıklamaları Kıbrıs’tan Avrupa’ya uzanan bir yasa dışı ağın haritasını veriyordu.
Bahis baronları, para aklayıcılar, mafya babaları, korunaklı isimler…
Ve bu ağın merkezinde Halil Falyalı vardı.
Ama Önal, Kıbrıs’tan çıkıp Avrupa’ya gelmişti. Burada konuşmaya hazırlanıyordu.

Bu süreçte bazı iddialar ortaya atıldı:

*Önal, yalnızca Türkiye’nin değil, aynı zamanda Hollanda ve Amerikan istihbaratının da radarındaydı.

*Tanık koruma programına alınmak istenmişti.

*Ancak bu koruma sağlanamamıştı.

*En sonunda ise susturuldu.

GAZETECİ AYŞEMDEM AKIN’A TEHDİT: SESSİZLİK DAYATMASI

Kıbrıslı gazeteci Ayşemdem Akın, Önal ile görüşen nadir kişilerden biriydi.
Kaleme aldığı “Halil Falyalı yaşıyor” başlıklı yazı dizisi, Falyalı’nın sadece fiziksel olarak öldüğünü, ancak onun ağının hâlâ aktif olduğunu iddia ediyordu.
Bu dizinin yayınlanmasından sonra Ayşemdem Akın, Türkiye’den kullanılan bir numara aracılığıyla ölümle tehdit edildi.
Aynı günlerde Cemil Önal da benzer mesajlar aldığını söylüyordu.

KURŞUNLAR KONUŞTU

1 Mayıs günü öğleden sonra Önal, kaldığı oteldeki restoranda yemek yiyordu.
Yanına yaklaşan siyah giyimli bir kişi, hiçbir şey söylemeden tabancasını çıkardı ve kurşunlarını sıktı.
Biri kafasına, biri göğsüne…
Kaçamadı. Yere yığıldı. Öldü.

Cinayet hâlâ aydınlatılamadı. Zanlı kaçtı.
Ama kamuoyunun zihnindeki sorular hâlâ aynı yerde duruyor:
*Cemil Önal neden öldürüldü?
*Halil Falyalı’nın karanlık mirası kime tehdit oluşturuyordu?
*Bu suikast yalnızca bir susturma eylemi mi, yoksa uluslararası güçlerin çarpışması mı?
*Hollanda istihbaratı bu işin neresindeydi?

BU SESSİZLİK BİZİM DEĞİL, ONLARIN SUÇU

Ben bugün yazıyorum çünkü gazetecilik bunu gerektiriyor.
Ben bugün yazıyorum çünkü “konuşmamı bekleyenler”var.
Yazıyorum, çünkü bu cinayet, bir bireye değil; bilgiye, hafızaya ve kamuoyuna karşı işlenmiştir.
O kurşunlar, sadece bir adamı değil; olası itirafları, açıklamaları, belgeleri de susturmuştur.

Cemil Önal öldürüldü.
Ama onun bıraktığı sorular yaşıyor.

CİNAYETİN SESSİZLİĞİ: GECİKEN HABER, SESSİZ MEDYA

Afbeelding met buitenshuis, tekst, boom, weg Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Cemil Önal’ın öldürülmesi, üzerinden neredeyse 14 saat geçtikten sonra basına yansıdı. Hollanda gibi basın özgürlüğünün güçlü olduğu, olayların anlık olarak kamuoyuyla paylaşıldığı bir ülkede, bu gecikme sıradan değildir.
Neden bu kadar geç açıklandı?
Bu soruya henüz resmi bir yanıt verilmiş değil. Ancak bu durum, ister istemez “İstihbarat eliyle kontrol edilen bir bilgi akışı mı var?” sorusunu akla getiriyor.
Hollanda istihbaratının (AIVD) bu cinayetten haberdar olup olmadığı, eğer olduysa neden önleyemediği, olduysa da neden kamuoyunu bilgilendirmekte bu kadar geç kaldığı sorgulanmalıdır.

Gazetecilik reflekslerim şunu söylüyor: Bu tür olaylar, bir ülkedeki demokratik refleksleri de test eder. Soru şu: Hollanda bu testi geçebilecek mi?

HOLLANDA GAZETELERİ ŞUNLARI YAZMAYA BAŞLADI:

Cemil Önal’ın cinayet öncesi defalarca ölüm tehdidi aldığını ve “Beni öldürecekler” dediğini manşetine taşıyan haber. Hollanda kamuoyunda büyük yankı uyandıran bu haber, Önal’ın endişelerini daha önce hem savcılıkla hem de gazetecilerle paylaştığını ortaya koyuyor.

Cemil Önal’ın öldürülmesinden günler sonra, Hollanda basınında çarpıcı bilgiler yer almaya başladı. Araştırmacı gazetecilik platformu Follow the Money, Önal’ın ölümünden yalnızca üç gün önce, Lahey’de bir kafede kendileriyle buluştuğunu ve Türk yetkililer tarafından hedef alınmaktan korktuğunu açıkça dile getirdiğini yazdı. Önal, “Elimdeki bilgiler, sonunda benim ölümüm olacak” demişti. Aynı platforma konuşan avukatı da, bu tehdidi defalarca Hollanda Savcılığı’na (Openbaar Ministerie) bildirdiğini belirtti. Savcılık ise bu görüşmeleri doğrulamakla birlikte, somut tehdit unsurlarının bulunmadığı gerekçesiyle herhangi bir koruma sağlamadığını açıkladı. Olayın yaşandığı otelin sahibi, (ki, Türk olduğu söyleniyor) Önal’ın orada kalmadığını, yalnızca bir içki içmek üzere geldiğini ifade etti. Şüpheli hâlâ yakalanmadı. Tüm bu gelişmeler, Hollanda kamuoyunda şu sorunun yüksek sesle sorulmasına yol açtı: “Bu suikast önlenebilir miydi?”

TÜRKİYE BOYUTU: “İDDİALAR” GÖLGESİNDE CİDDİYET

Şimdi en hassas noktaya gelelim.
Bu olayın Türkiye boyutu…

Cemil Önal’ın geçmişte Türkiye devletine veya bazı istihbarat yapılarına dair bilgilere sahip olduğu iddiası, onu bir hedef haline getirmiş olabilir mi?

Türkiye’de bazı yayın organları ve muhalif gazeteciler, bu cinayetin “Yurt dışında işlenen siyasi cinayetler zincirinin bir parçası” olduğunu yazıyor.
Son yıllarda, Avrupa’da özellikle hükümet karşıtı kimi isimlerin izlenmesi, tehdit edilmesi, hatta suikast iddialarıyla gündeme gelmesi, bu olayı daha da dikkat çekici kılıyor.

Ancak ben, ne bir savcıyım ne de bir istihbarat görevlisi.
Ben gazeteciyim.
Dolayısıyla bu iddiaları tarafsız bir biçimde aktarmakla yetinirim.
Ama şunu da açıkça söyleyeyim:
Bu olay, sadece bir adli cinayet olarak ele alınamaz. Gerek zamanlaması, gerek hedefin profili, gerekse uluslararası ilgiyi çekmesi açısından, çok katmanlı bir yapıya sahiptir.

KİM SORGULUYOR? KİM SUSUYOR?

Peki ya Hollanda basını?

Konuya dikkatli ama mesafeli yaklaşan birkaç haber dışında, genel olarak medya sessiz.
Bu sessizlik, bir gazeteci olarak benim de dikkatimi çekti.
Oysa Hollanda, basın özgürlüğüyle gurur duyan bir ülkedir.
Bugün susarsak, yarın konuşma hakkımızı kaybedebiliriz.

Bazı dostlarım ve okurlarım bana soruyor:
“Neden yazmıyorsun? Senin gibi biri bu cinayeti kaleme almazsa kim alır?”

İşte bu yazı, bu soruya bir cevaptır.
Ama bu yazı aynı zamanda bir çağrıdır da:
Gerçeğin ortaya çıkması için hem Hollanda hem de Türkiye yetkilileri şeffaf olmalı, basın görevini yerine getirmelidir.

SESSİZLİĞİ YIRTAN KURŞUN VE ARDINDA KALANLAR

Cemil Önal’ın ölümü, sadece bir can kaybı değildir.
Bu olay, Avrupa’da fikir beyan eden, geçmişinde siyasi kırılmalar yaşamış, farklı güç odaklarının arasında kalmış her birey için bir “uyarıya” dönüşebilir.
Eğer bu cinayetin üzeri örtülürse, bu sadece adaletin değil, aynı zamanda ifade özgürlüğünün de kaybı olur.

Ben 60 yıldır bu ülkenin sokaklarını, kurumlarını, kültürünü yazıyorum.
Bugün burada yazmakta olduğum şey, sadece bir cinayet haberi değildir.
Bu, sessizliğin ortasında yankılanan bir sorudur: Cemil Önal neden öldürüldü?
…Ve bu soru cevabını bulmadan, biz gazetecilerin görevi bitmez.

CEMİL ÖNAL DOSYASINDA TARİHSEL DÖNÜM NOKTALARI

2022: Halil Falyalı Kıbrıs’ta öldürüldü.
2023 Aralık: Cemil Önal, Hollanda’da Interpol talebiyle tutuklandı.
2025 Mart: Serbest bırakıldı.
Nisan 2025: Falyalı dosyasına dair konuşmaya başladı.
1 Mayıs 2025: Rijswijk’te öldürüldü.

SESSİZLİĞİ DELMEK, SADECE GAZETECİLİĞİN DEĞİL, VİCDANIN DA GÖREVİDİR

Bu cinayet, sadece bir adamın değil, aynı zamanda potansiyel itirafların, ifşaların ve uluslararası bir ağın da ortadan kaldırılması anlamına gelebilir.
Cemil Önal susturuldu. Ama onun bıraktığı sorular, daha yüksek sesle konuşuluyor.

Ben bu ülkenin en sakin kasabalarında, en karmaşık krizlerinde haberin izini sürmüş biriyim.
Bugün, Rijswijk’te işlenen cinayet, bana yalnızca haber değil; bir görev duygusu yükledi.

Ben bu ülkenin sessiz sokaklarını yazdım…
Şimdi, o sessizliğin ortasında bir kurşun konuştuysa, biz de gerçeği yazmak zorundayız.
Sessizlik bazen suskunluk değil; sorumluluğun ağırlığıdır.

SON GELİŞME | Yayınladığım haberin ardından edindiğim yeni bilgilere göre:

Cemil Önal’ın 1 Mayıs’ta Brasserie Bijna Thuis’un terasında uğradığı silahlı saldırının ardından kapatılan işletme, olaydan beş gün sonra 5 Mayıs Pazartesi günü kapılarını yeniden açtı. Açılış, yalnızca bir işletme faaliyeti olarak değil, aynı zamanda yaşanan travmanın ardından toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlayan özel bir buluşma olarak organize edildi. Olay sırasında terasta bulunan misafirler, çalışanlar ve mahalle sakinleri otele davet edilerek çay, kahve, yemek ve içki ikramında bulunuldu. Otel yönetimi, bu buluşmanın hem yeniden açılışı duyurmak hem de yaşanan şoku birlikte atlatmak isteyenlere destek olmak amacıyla düzenlendiğini belirtti. Etkinliğe yerel polis, belediye yetkilileri ve sosyal destek kurumları da katıldı. Katılımcılar, hem olayla ilgili bilgi aldı hem de duygularını paylaşma imkânı buldu. Otel yönetimi, Bu buluşma, suskunluğu paylaşmaya, acıyı hafifletmeye ve yeniden toparlanmaya yönelik bir adımdır” açıklamasını yaptı. Etkinlik, 17.00 ile 20.00 saatleri arasında gerçekleşti.

*********************

DE NAAM DIE SYNONIEM IS GEWORDEN MET NEDERLAND İLHAN KARAÇAY LEGT UIT WAAROM HIJ NIET OVER DE POLITIEKE MOORD SCHREEF…

“Mijn stilte komt niet voort uit de kracht van het zwijgen, maar uit de zwaarte van verantwoordelijkheid.”

Ik doe al zestig jaar journalistiek in Nederland. Ik heb over de stenen, de lucht, het parlement, de wijken en het volk van dit land geschreven. Zelfs als niemand het doorhad, zag ik de veranderingen op straat en de breuken in de politiek als eerste – en legde ik die vast met mijn pen.
Ik heb mijn vak altijd uitgeoefend als zowel verslaggever als commentator. Daarom weerklonken mijn woorden niet alleen in Nederland, maar ook in Turkije en vele andere Europese landen op honderden nieuwsplatforms. Ik heb een grote lezerskring.

Misschien is het daarom dat mijn vrienden, volgers en lezers zich tot mij wenden met woorden als:
“Je bent een ervaren journalist. Men zegt dat je naam synoniem is met Nederland. Veel mensen vertrouwen op jou. Maar jij zwijgt. Je hebt niets gezegd over de politieke moord in Rijswijk. Laat ons deze moord lezen uit jouw pen.”

Ze hebben gelijk, maar ze moeten het volgende begrijpen:
De druk die op mij wordt uitgeoefend, is eervol maar het is ook een zware verantwoordelijkheid. Het gaat hier niet alleen om een moord; het is een complex geheel, verweven met internationale beschuldigingen, schaduwen van inlichtingendiensten en politieke discussies.

Sommige beschuldigingen die in Turkije worden geuit, zijn direct gericht op staatsinstellingen, vooral op de inlichtingendiensten. Daarom moet men bij het becommentariëren van deze zaak niet alleen journalistieke principes volgen, maar ook rekening houden met persoonlijke veiligheid.

In dit soort kwesties is stilte niet altijd passiviteit. Soms is stilte een vorm van respect voor de zwaarte van de zaak. En soms is het een kwestie van wachten op het juiste moment om te spreken.

Ik breng gebeurtenissen en beweringen “zoals ze worden gezegd en geschreven.”
Mijn taak is niet om te oordelen, maar om het volledige beeld te schetsen en wat bedekt is zichtbaar te maken.

De zaak in Rijswijk is te gelaagd om simpelweg als een strafrechtelijke moord te worden bestempeld.
Deze moord draagt een naam: Cemil Önal.
En die naam vertegenwoordigt mogelijk meer dan een individu hij kan symbool staan voor internationale spionagenetwerken, geldstromen en illegale structuren die van Cyprus tot diep in Europa reiken.

DE KOGEL DIE DE STILTE VAN RIJSWIJK DOORBRAK:
AANTEKENINGEN OVER DE MOORD OP CEMIL ÖNAL

Stilte… Het is een van de woorden die Nederland definieert. Een land waar slogans niet schreeuwen maar instellingen spreken, waar regels écht regels zijn, en waar crises met overleg worden opgelost niet met lawaai.

Ik leef en schrijf al zestig jaar in dit land. Ik ken elke steen, voel elke wind. Als journalist ken ik de straten, de politici, het nieuwslandschap. De associatie van mijn naam met Nederland is het resultaat van een lange en diepe betrokkenheid.

Maar soms doet zich een moment voor dat niet past binnen het karakter van dit land – een scheur in de stilte.
Op donderdag 1 mei 2025, in Rijswijk, werd een moord gepleegd die zo’n scheur veroorzaakte.

Een man werd op het terras van een hotel omstreeks 17:15 uur doelgericht doodgeschoten.
Die man was Cemil Önal.
Maar het duurde bijna 14 uur voordat het nieuws in de media verscheen.
Zelfs dat is een vraag op zich.

Waarom duurde het in een land als Nederland, waar persvrijheid en transparantie belangrijk zijn, zo lang om dit naar buiten te brengen?
Was de AIVD op de hoogte van deze zaak?
Zo ja, waarom werd deze moord dan niet voorkomen?
En zo nee, hoe kon een persoon met zo’n gevoelig profiel zo onbeschermd zijn?

De meeste mensen hoorden Önal’s naam pas door deze moord. Maar in sommige kringen was hij al jaren bekend fluisterend. Hij had banden met politieke en ideologische groeperingen en was later naar Europa gekomen.

Volgens verschillende bronnen had hij contacten die de aandacht van Europese inlichtingendiensten trokken. Er wordt zelfs gezegd dat hij mogelijk onder een getuigenbeschermingsprogramma leefde. Dergelijke claims zijn moeilijk te bewijzen maar ook moeilijk te ontkennen.

Sommige Turkse journalisten en YouTube-kanalen suggereren dat hij in het bezit was van gevoelige informatie over de Turkse inlichtingendiensten en dat dit hem tot doelwit maakte. Eén journalist sprak enkele dagen vóór zijn dood al een “waarschuwing” uit.

We kunnen dit soort beweringen enkel vermelden binnen de grenzen van de journalistiek zonder ze als feit te presenteren. Maar als zulke geruchten, verspreid over meerdere talen en tijdstippen, samenkomen, wijzen ze op méér dan slechts één moord.

CEMIL ÖNAL: DE ZWIJGENDE ZWARTE DOOS VAN FALYALI

Önal was de naaste medewerker van Halil Falyalı, de man die het netwerk van illegale gokpraktijken, witwasconstructies en online casino’s in Noord-Cyprus leidde.

Hij was, zogezegd, diens “zwarte doos”.
Önal beheerde financiële operaties, hield toezicht op geldstromen binnen Europa.

Toen Falyalı in 2022 in Cyprus werd doodgeschoten, was Önal de gevaarlijkste potentiële getuige die overbleef.

Er werd een Interpol Red Notice tegen hem uitgevaardigd door Turkije.
In 2023 werd hij in Nederland gearresteerd.
Turkije vroeg om zijn uitlevering maar Nederland weigerde.

Önal zat 16 maanden vast, werd in maart 2025 vrijgelaten en begon daarna te spreken en hoe.

Hij beweerde dat hij in bezit was van zwartgeldtransacties, digitale sporen en bankgegevens van Falyalı.

Maar dat was niet alles.
Volgens hem betaalde Falyalı miljoenen aan hooggeplaatste politici in Turkije en Noord-Cyprus soms als “gift”, soms als “campagnefonds”.

Erger nog:
Falyalı zou chantagemateriaal hebben gehad van topambtenaren beelden opgenomen met verborgen camera’s in hotelkamers.

Sommige van deze opnames zouden in 2022 zijn verdwenen. Maar Önal had naar verluidt kopieën die hij kort voor zijn dood met buitenlandse journalisten deelde.

EEN ZWARTE KAART VAN CYPRUS TOT EUROPA

Önal’s onthullingen schetsten de kaart van een illegaal netwerk van gokbazen, geldwassers en beschermde figuren.

In het centrum: Halil Falyalı.
Maar Önal had Cyprus verlaten hij bereidde zich voor om te spreken in Europa.

Er wordt beweerd dat:

  • Önal in het vizier stond van niet alleen Turkse, maar ook Nederlandse en Amerikaanse inlichtingendiensten.
  • Hij in een getuigenbeschermingsprogramma zou worden opgenomen.
  • Maar dat deze bescherming nooit volledig werd gerealiseerd.
  • En uiteindelijk werd hij tot zwijgen gebracht.

BEDREIGING VAN JOURNALIST AYŞEMDEM AKIN: STILTE ALS DWANG

De Cypriotische journaliste Ayşemdem Akın was een van de weinigen die met Önal sprak.
Haar reeks artikelen “Halil Falyalı leeft nog” stelde dat zijn netwerk nog steeds actief is.

Na publicatie werd ze met de dood bedreigd vanuit een Turks telefoonnummer.
Ook Önal meldde dat hij in die periode bedreigingen ontving.

DE KOGELS HADDEN HET LAATSTE WOORD

Op 1 mei at Önal in het restaurant van zijn hotel.
Een in zwart geklede man benaderde hem, haalde zonder een woord zijn wapen tevoorschijn en schoot.

Een kogel in het hoofd, een in de borst.
Önal viel en stierf.

De dader is gevlucht.
Maar de vragen blijven:

  • Waarom werd Cemil Önal vermoord?
  • Voor wie vormde Falyalı’s duistere erfenis een bedreiging?
  • Was dit een poging tot stilte of een strijd tussen internationale machten?
  • Wat wist de AIVD?

DEZE STILTE IS NIET VAN ONS, MAAR VAN HEN

Vandaag schrijf ik omdat journalistiek dat vereist.
Omdat er mensen zijn die wachten op mijn stem.
Omdat deze moord niet alleen tegen een man, maar tegen het geheugen en de waarheid is gepleegd.

De kogels hebben niet alleen een mens, maar ook mogelijke onthullingen en documenten uitgewist.

Cemil Önal is dood.
Maar zijn vragen leven voort.

DE STILTE VAN DE MOORD: TRAAG NIEUWS, STILZWIJGENDE MEDIA

Het duurde bijna 14 uur voordat het nieuws over de moord openbaar werd. In een land als Nederland is dat ongebruikelijk.

Waarom deze vertraging?
Er is nog geen officieel antwoord. Maar de vraag dringt zich op:
Wordt de informatiestroom gecontroleerd door inlichtingendiensten?

De rol van de AIVD moet onder de loep genomen worden: Wisten ze ervan? Zo ja, waarom grepen ze niet in? Zo nee, waarom bleef deze gevoelige figuur onbeschermd?

Mijn journalistieke instinct zegt: Dergelijke gebeurtenissen testen ook de democratische reflexen van een land. De vraag is: Zal Nederland deze test doorstaan?

NEDERLANDSE MEDİA BEGİNNEN TE SCHRİJVEN:


In deze voorpagina-artikel bevestigt De Telegraaf dat Cemil Önal meerdere malen heeft gewaarschuwd voor zijn dreigende dood. Zijn eigen woorden “Ze zullen me vermoorden” tonen aan dat hij zich bewust was van het gevaar. De onthulling veroorzaakte veel opschudding in de Nederlandse media.

Enkele dagen na de moord op Cemil Önal verschenen er onthullende berichten in de Nederlandse pers. Het onderzoeksplatform Follow the Money meldde dat Önal slechts drie dagen voor zijn dood in een horecagelegenheid in Den Haag met hun journalisten had gesproken. Tijdens dat gesprek uitte hij zijn vrees om het doelwit te worden van Turkse autoriteiten. Önal zou letterlijk hebben gezegd: “De informatie die ik heb, zal uiteindelijk mijn dood worden.”
Zijn advocaat bevestigde tegenover hetzelfde medium dat zij herhaaldelijk het Openbaar Ministerie had gewaarschuwd voor deze ernstige dreiging. Het Openbaar Ministerie bevestigde dat er contact is geweest, maar verklaarde dat er onvoldoende concrete aanwijzingen waren om maatregelen te nemen. De eigenaar van het hotel waar de moord plaatsvond, verklaarde dat Önal daar geen gast was maar slechts iets kwam drinken. De dader is nog steeds voortvluchtig. Deze ontwikkelingen hebben in de Nederlandse publieke opinie geleid tot een prangende vraag: “Had deze moord voorkomen kunnen worden?”

HET TURKSE ASPECT: SERIEUZE ZAAK, ONDER SCHADUWS VAN BEWERINGEN

De meest gevoelige dimensie: de Turkse.
Kan het zijn dat Cemil Önal vanwege zijn kennis over Turkse staatsstructuren een doelwit werd?

Sommige Turkse media stellen dat deze moord deel uitmaakt van een “reeks politieke moorden in het buitenland”.

In de afgelopen jaren zijn meerdere oppositiekrachten in Europa gevolgd, bedreigd of zelfs vermoord.

Maar ik ben geen aanklager. Geen agent.
Ik ben journalist.
Ik breng alleen neutraal verslag uit.

Toch zeg ik dit duidelijk:
Deze zaak is te complex om alleen als strafzaak te zien. De timing, het doelwit en de internationale belangstelling maken dit tot een zaak met meerdere lagen.

WIE VRAAGT? WIE ZWIJGT?

En de Nederlandse media?
Op enkele voorzichtige berichten na stil.

Dat valt op.
Want Nederland is trots op zijn persvrijheid.

Als we nu zwijgen, verliezen we morgen misschien het recht om te spreken.

Sommigen vragen mij:
“Waarom schrijf jij niet? Als jij het niet doet, wie dan wel?”

Dit artikel is mijn antwoord.

Maar het is ook een oproep:
Nederland en Turkije moeten transparant zijn. De pers moet haar werk doen.

DE KOGEL DIE DOOR DE STILTE SCHOOT EN WAT ACHTERBLIJFT

De dood van Cemil Önal is niet alleen een verlies van een leven.

Het is een waarschuwing aan iedereen in Europa met een stem, een breuk, een verleden.

Als deze moord wordt toegedekt, verliezen we niet alleen gerechtigheid, maar ook onze vrijheid van meningsuiting.

Ik schrijf al 60 jaar over dit land.
Wat ik vandaag schrijf, is geen gewone misdaad.
Het is een vraag die door de stilte heen klinkt: Waarom werd Cemil Önal vermoord?
Zolang dat onbeantwoord blijft, is mijn taak als journalist nog niet voorbij.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Almanya’da bu yıl aşırı sıcaklara bağlı hayatını kaybedenlerin sayısı 12 bin 500 civarına yükseldi

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.