DOLAR

47,5574$% 0.18

EURO

54,8602€% 0.06

STERLİN

64,2310£% 0.41

GRAM ALTIN

6.175,37%-1,31

ÇEYREK ALTIN

10.093,00%-1,09

BİTCOİN

฿%

İmsak Vakti a 02:00
Amsterdam AZ BULUTLU 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Bir Ülkeye Karşı Sorumluluk Nerede Başlar?

Bir ülkenin gücü yalnızca sınırlarından değil, kurumlarının etkinliğinden, üretim kapasitesinden ve toplumsal sorumluluk bilincinden gelir. Yazıda; liyakat, üretim, bilim, markalaşma ve kurumsal görev anlayışının Türkiye'nin geleceği açısından neden hayati olduğu sorgulanıyor.

"1" height="10" width="20%" direction="up">

VATAN denildiğinde akla önce toprak, bayrak, bağımsızlık ve sınırlar gelir. Oysa bir ülkeye karşı sorumluluk yalnızca onu dış tehditlerden korumakla sınırlı değildir.

"1" height="250" width="100%" direction="up">

Bir ülkenin imkânlarından yararlanıp makam, yetki ve sorumluluk taşıdığı halde görevini yerine getirmemek, sorunları görüp sessiz kalmak ve yapılması gerekenleri bildiği hâlde harekete geçmemek de ciddi biçimde sorgulanması gereken bir meseledir.

– Volkan AYDIN

Elbette hukuki anlamdaki ihanet ile görev ihmali veya kurumsal sorumsuzluk aynı şey değildir. Ancak bir ülkenin geleceği açısından bakıldığında, görevini yerine getirmeyen kurumların ve yapıların oluşturduğu zarar da küçümsenemez. Çünkü bir ülkeyi yalnızca sınırları değil; kurumlarının niteliği, üretim gücü, adalet anlayışı, bilgi kapasitesi ve toplumsal sorumluluk bilinci ayakta tutar.

KURUMLARIN VARLIĞI DEĞİL, ÜRETTİĞİ SONUÇ ÖNEMLİDİR

Kamu kurumları, adalet sistemi, eğitim kurumları, üniversiteler, akademi, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sektörel birlikler, üretici birlikleri, ihracat kuruluşları, medya, sanat ve kültür dünyası bir ülkenin temel taşıyıcılarıdır.

Bu yapıların görevi yalnızca varlıklarını sürdürmek veya kendi düzenlerini korumak değildir. Topluma hizmet etmek, bilgi üretmek, sorunları önceden görmek, çözüm geliştirmek, yanlışları düzeltmek ve geleceği planlamak zorundadırlar.

Bir kurumun yalnızca var olması başarı değildir. Asıl önemli olan, ülkesine, sektörüne, üyelerine ve topluma ne kattığıdır. Kurumların başarısı toplantı sayısıyla, yayımlanan raporlarla veya yapılan açıklamalarla değil, ortaya koydukları somut sonuçlarla ölçülmelidir.

TOPRAKTAN MARKAYA UZANAN SORUMLULUK

Toprak yalnızca üzerinde yaşadığımız alan değildir. Toprak; üretim, gıda güvenliği, istihdam, ekonomik dayanıklılık ve gelecek nesillerin mirasıdır. Bu nedenle tarım alanlarının korunması, üreticinin üretimde tutulması ve üretimin sürdürülebilir hâle getirilmesi yalnızca çiftçinin meselesi değil, ülkenin tamamını ilgilendiren stratejik bir konudur.

Türkiye’nin hemen her bölgesinde kendine özgü ürünler, üretim biçimleri ve kültürel değerler bulunuyor. Ancak bu değerleri yalnızca tescil etmek veya coğrafi işaret almak yeterli değildir. Bu ürünlerin kalite standardı yükseltilmeli, üretimi geliştirilip korunmalı, teknolojiyle desteklenmeli, doğru ambalaj ve markalaşmayla daha yüksek ekonomik değere dönüştürülmelidir.

Bir ürün büyük potansiyele sahip olduğu hâlde üreticisine yeterli gelir sağlamıyor, bulunduğu bölgenin dışına çıkamıyor ve uluslararası pazarlarda güçlü bir markaya dönüşemiyorsa burada yalnızca üreticiyi değil, o ürünü geliştirmekle sorumlu sistemi de sorgulamak gerekir.

Çünkü üretmek tek başına yeterli değildir. Önemli olan, üretilene ne kadar katma değer kazandırıldığıdır. Hammaddeyi düşük değerle satıp işlenmiş ve markalaşmış ürünü yüksek fiyatla geri almak güçlü bir kalkınma modeli değildir.

Üniversite bilgi üretmeli, sanayi bunu uygulamalı, üretici desteklenmeli, teknoloji kullanılmalı ve ticaret ile ihracat bu zincirin devamı olmalıdır. Amaç yalnızca daha fazla üretmek değil; aynı üründen daha yüksek gelir, daha güçlü marka ve daha fazla katma değer yaratmak olmalıdır.

VAR OLANI KORUMAK DEĞİL, GELİŞTİRMEK GEREKİR

Bir sistemin yıllardır uygulanıyor olması onun doğru veya yeterli olduğu anlamına gelmez. Dünya değişirken kurumların, üretim modellerinin, kooperatifçiliğin, lojistiğin, teknolojinin, pazarlamanın ve ihracat yapılarının da değişmesi gerekir.

İyi çalışan korunmalı, eksik olan tamamlanmalı, yanlış olan düzeltilmeli ve artık ihtiyaca cevap vermeyen yapılar yenilenmelidir.

Kurumların görevi yalnızca mevcut sistemi işletmek değil, onu sürekli daha verimli, daha şeffaf ve daha güçlü hâle getirmektir.

SEKTÖREL BİRLİKLERİN GÖREVİ TEMSİLDEN FAZLASIDIR

Sektörel birlikler, üretici örgütleri, meslek kuruluşları ve ihracat yapıları yalnızca temsil makamları değildir. Bu kurumların görevi sektörlerinin geleceğini okumak, dünyadaki değişimleri takip etmek, üyelerini bilgilendirmek, üreticinin önünü açmak ve karşılaşılan sorunlara çözüm geliştirmektir.

İhracat kuruluşlarının sorumluluğu da yalnızca fuarlara katılmak veya ticaret heyetleri düzenlemekle sınırlı değildir. Uluslararası ticari ilişkileri geliştirmek, yeni pazarlar açmak, üreticiyi dünya pazarlarının şartlarına hazırlamak ve ülkenin markalarını kalıcı biçimde güçlendirmek gerekir.

Çünkü ihracat yalnızca mal satmak değildir. İhracat; üretim, istihdam, teknoloji, marka değeri, uluslararası ilişki ve ekonomik güç demektir.

Kaybedilen her pazar, değerlendirilemeyen her coğrafi ürün, katma değere dönüşmeyen her hammadde ve markalaşamayan her ürün ülkenin kullanamadığı bir potansiyeldir.

ASIL SORU: KURUMLAR GÖREVLERİNİ NE KADAR YERİNE GETİRİYOR?

Bugün sorgulanması gereken nokta tam olarak budur.

Üniversitelerimiz varsa bilim üretime ne kadar yansıyor? Sektörel birliklerimiz varsa sektörlerin yıllardır konuştuğu yapısal sorunlar neden hâlâ devam ediyor? Üretici örgütlerimiz varsa üreticinin ekonomik gücü ne kadar artıyor? Coğrafi değerlerimiz varsa bunların kaçı güçlü markalara dönüşüyor? İhracat kuruluşlarımız varsa yeni pazarlarda ne kadar kalıcı olabiliyoruz?

Bu sorular birilerini suçlamak için değil, sistemin daha iyi çalışması için sorulmalıdır. Çünkü sorgulanmayan sistem gelişmez, ölçülmeyen performans iyileşmez ve sorumluluk taşımayan yapı zamanla işlevini kaybeder.

VATANSEVERLİK SÖZDEN ÖNCE GÖREVİNİ YAPMAKTIR

Vatanseverlik yalnızca söz söylemek değildir. Bulunduğun makamın hakkını vermek, toprağı korumak, üreticiyi güçlendirmek, bilimi üretimle buluşturmak, yerel değerleri markaya dönüştürmek, katma değer yaratmak, çalışmayan sistemi düzeltmek ve gelecek nesillerin hakkını korumaktır.

Bu sorumluluk yalnızca siyasetçilere ait değildir. Kamu görevlisinin, akademisyenin, üniversitenin, iş dünyasının, sanatın, medyanın, sivil toplumun, meslek örgütlerinin, sektörel birliklerin ve ihracat kuruluşlarının da ülkeye karşı sorumluluğu vardır.

Çünkü bir ülke yalnızca sahip olduğu toprakla güçlü olmaz. O toprağı nasıl koruduğuyla, ne ürettiğiyle, ürettiğine ne kadar değer kattığıyla ve kurumlarının görevlerini ne kadar iyi yerine getirdiğiyle güçlü olur.

Bu nedenle asıl soruyu açıkça sormalıyız:

Bir ülkeye zarar vermek yalnızca ona açıkça karşı çıkmak mıdır, yoksa ülkenin verdiği makamı, yetkiyi, bütçeyi, imkanı ve güveni kullanırken üstlenilen sorumluluğu yerine getirmemek de o ülkenin geleceğine zarar vermek değil midir?

Herkes bu sorunun cevabını önce başkasında değil, kendi bulunduğu yerde aramalıdır.

Vatanı korumak yalnızca sınırları korumak değildir. Vatanı korumak; toprağı, adaleti, liyakati, bilimi, üreticiyi, üretimi, katma değeri, yerel değerleri, markaları, kurumları ve gelecek nesillerin hakkını korumaktır.

Volkan Aydin
Frankfurt

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

A Milli Futbol Takımı 657. maçına Belçika karşısında çıkacak

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.