DOLAR

32,2206$% -0.08

EURO

34,7265% 0.11

STERLİN

40,3635£% 0.11

GRAM ALTIN

2.396,93%0,17

ÇEYREK ALTIN

3.923,00%-0,58

BİTCOİN

1976398฿%-1.15387

İkindi Vakti a 16:58
Amsterdam PARÇALI BULUTLU 16°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • EuTürk Haber
  • Analiz
  • Avrupa Laleler Düşünce Kuruluşu gözüyle Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier’in Türkiye seyahati!..

Avrupa Laleler Düşünce Kuruluşu gözüyle Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier’in Türkiye seyahati!..

EUROPEAN TULIPS CLUB’IN (Avrupa Laleler Düşünce Kuruluşu) Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in, 22-24 Nisan 2024 Tarihleri Arasındaki 3 Günlük Türkiye Seyahatinin Değerlendirdi!..

MEDYANIN GÖRMEDİĞİ 60 MİLYAR DOLAR!
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in Türkiye ziyareti, iktidar – muhalafet diye ikiye bölünmüş Türk medyasının her konuyu gerçeğinden saptırarak tartışmakta ehil olan „cazgır gazetecileri“ ile, Alman Medyasındaki Türkiye, Türkiye Hükümeti, Cumhurbaşkanı ve Türk-İslam karşıtı medyasınca „döner, yerel seçimler, İmamoğlu, iktidara yürüyen muhalafet“ gibi mesnetsiz ve tutarsız konuları işlemek süretiyle, sayın Steinmeier’in gezisini anlamsızlaştıran, gezinin önemini kavrayamayan, verilmek istenen mesajların üstünü örten bir yapıya bürünmüştür.

EUROPEAN TULIPS CLUB (Avrupa Laleler Düşünce Kuruluşu) tam bu aşamada devreye girerek geziyi başka bir perspektiften ele almıştır. Sayın Steinmeier’in Türkiye ziyareti aslında tamamen bir ticari ziyarettir ve AB’nin Rusya – Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya koyduğu Ambargo sonucunda oluşan Almanya’nın zararının Türkiye üzerinden telafisi için her iki ülkenin menfaatine faydalı bir girişim olmuştur.

Sayın Steinmeier’in Türkiye ziyaretinin detaylarıyla ilgili EUROPEAN TULIPS CLUB’ın değerlendirmesi ek’te ilginize sunulmuştur.
Bilvesile selam ve saygılarımı arz eder, hayırlı günler dilerim.

Yüksel Aslan
EUROPEAN TULIPS CLUB BAŞKANI
Berlin, 03.05.2024

…….

19 Mart 2017’de ilk kez Cumhurbaşkanı seçilen Frank-Walter Steinmeier kamuoyunda bilinenin aksine çok sayıda uluslararası seyahat eden bir Cumhurbaşkanıdır.

Göreve geldiği 2017’den günümüze kadar 8 yıl içerisinde sadece 18 tanesi müslüman olmak üzere 148 ülke ziyaret etmiş bir Cumhurbaşkanıdır.

Sadece Pandeminin zirvede olduğu 2020 yılında 6 ziyaret gerçekleştirebilen Steinmeier, görevi süresince her yıl ortalama olarak 21 ülke ziyaret etmiştir. Seyahatlerinin çoğunluğu İtalya, Polonya, Slovakya, İsrail ve Fransa’ya olmuştur.

Frank Walter Steinmeier’in Yıllara Göre Yurt Dışı Seyahatleri1
2017 yılında içlerinden sadece 3 tanesi müslüman, 1 tanesi yahudi ülkelere (Filistin, Afganistan ve Kazakistan) olmak üzere 28,
2018 yılında 2 tanesi müslüman ülkelere (Ürdün ve Lübnan) olmak üzere 23, 2019 yılında tamamı hıristiyan olan 21, 2020 yılında 1 i müslüman, 1’i yahudi (Sudan) olmak üzere 6, 2021 yılında 1 yahudi olmak üzere 18,
2022 yılında 4’ü müslüman (Senagel, BAE, Endonezya, Arnavutluk) olmak üzere 21,
2023 yılında 6’sı müslüman, (Malezya, Kazakistan, Kırgızıstan, Umman, Katar, Tanzanya) 1’i yahudi olmak üzere 23,
2024 1’i müslüman (Türkiye) olmak üzere 8 ülkeye ziyaret gerçekleştirmiştir.

Almanya Türkiye Ekonomik İlişkileri
Türkiye’deki Alman şirket sayısı 8 bin 41 ve bunların çalıştırdıkarı işci sayısı 80 bin, Almanya’daki Türk’lerin şirketlerinin sayısı 100 bin, çalıştırdıkları personel sayısı 1 milyon, son yirmi yılda Alman şirketlerinin Türkiye’ye yaptıkları yatırım tutarı 25 milyar dolar, 2023 yılında Almanya’nın Türkiye’ye doğrudan yatırımı 687 Milyon dolar (Türkiye ve Almanya arasında AB kapsamında 28 yıldır gümrük birliği var),
1 https://de.wikipedia.org/wiki/Liste_der_Auslandsreisen_von_Bundespr%C3%A4sident_Frank- Walter_Steinmeier

2022 yılında Türkiye AB arası ticaret hacmi 211 milyar dolar, bunun 104,5 milyar dolarlık kısmı Türkiye’nin AB’ye ihracatı, 105,5 milyar dolarlık kısmıda Türkiye’nin AB’den ithalatı, Türkiye’nin Almanya’ya 2022 ihracatı 19 milyar dolar, Türkiye’nin Almanya’dan ithalatı 22 milyar dolar, Türkiye-Almanya yıllık ticari ilişkisi 41-42 milyar dolar, Türkiye’de sürekli yaşayan Alman sayısı 100 bin, (doğuştan Alman), Almanya’da yaşayan Türk sayısı 5 milyon, Almanya’daki Türk’lerin yıllık tasarruf hadleri 3 milyar Avro.

Almanya’daki Türk’lerin % 14,8 i üniversiteli, % 49,3’ü ortaöğretim (Orta, Lise veya dengi okul) mezunudur. Almanya’daki 16-19 yaş arası Türk gençler, Alman hükümetinin 26 Kasım 2020 tarihli eğitim raporuna (Bildungsbericht der Bundesregierung) göre Alman öğrencileri eğitimde geçmiş bulunuyor!

Böylece „Türk gençlerinin eğitimde başarısız“ oldukları önyargısı, eğitimde uğradıkları tüm ayrımcılığa rağmen, istatistiki olarak yıkılmış durumdadır.

Mediendienst-İntegration’nun 2019 verilerine göre Almanya’da 2.9 Milyon Üniversite öğrencisinin % 37’si yabancı kökenlidir.

Yabancılar içinde Türk’lerin oranının % 24,4 olduğundan hareketle Alman üniversitelerinde okuyan 1.073.000 yabancı öğrencinin 261.812 sinin Türk olduğunu söylemek istatistiken mümkün bulunmaktadır.

Heryıl Alman Üniversitelerine 25-30 bin Türk öğrencinin kayıt yaptırıyor olması ve bir o kadar da gencimizin meslek eğitiminde çıraklığa başlayıp ustalık kazanıyor olması Almanya’daki Türk toplumunu, iş hayatında kalifiye insan sıkıntısı yaşayan Almanya için can simidi konumuna gelmiştir.

Almanya’daki Türk gençlerinin 1980-90 ve kısmende 2000’li yıllara kadar tercih ettikleri düşük ücretli meslekleri terkedip daha üst düzeyde gelir getiren, kariyer şansı ve sosyal statüsü yüksek mesleklere, üniversitelerde de daha yüksek gelir ve kariyer kazandıran, sosyal statüsü yüksek bölümleri tercih ettikleri gözlemlenmektedir.

Almanya’da iyi bir eğitim görmüş, kaliteli bir meslek edinmiş, üniversitelerin çok iyi bölümlerini başarıyla bitirmiş, Türkçe ve Almanca’nın yanında üçüncü ve hatta dördüncü yabancı dil bilen, iş hayatında Türk cesaretini şark kurnazlığı ile birleştirmeyi başarmış, Türk örf ve adetini ve tüketicisinin beklentisini bilen, Alman iş disiplininine ve iş normlarına sahip bu gençler hem Almanya ve hem de Türkiye için paha biçilemeyen pırlanta misali insan sermayesi oldular.

Almanya’daki Türk insanı; 1.4 Milyon hane ve 4.4 hane başı kişi sayısı, evlilik ve çocuk edinme oranlarının yüksekliği, örnek ve sağlıklı aile hayatlarıyla, evlilik ve çocuk edinme oranı düşük, akrabasız nesillere sahip Alman toplumunun en sağlıklı ve vazgeçilemez temel taşıdır.

Bu açıdan dahi Almanya’daki Türk insan sermayesi Alman toplumunun ve devletinin istikbalde dayanacağı en temel direklerden biri konumundadır.

Göçün 63. yılında Almanya’daki Türk insan kaynağı, yüzbinlerce meslek sahibi, ustası, üniversite mezunu, esnaf ve iş insanıyla, onbinlerce doktor, mühendis, öğretmen, avukat, mimar, hemşire, polis, asker, subay, memur, sporcu, şoför ve sanatçısıyla ve binlerce siyasetçisi ile Almanya’nın göçmen vatandaşları açısından human kapital olarak en değerli halk kitlesi ve 5. kuvveti konumundadır.

Almanya’daki Türk toplumu bu yapısıyla Türkiye’ninde 5. Kuvvetidir. Son yıllarda Almanya’daki Türk insanı içinden anavatan Türkiye’ye göçenlerin sayısı, Anavatan’dan Almanya’ya gelenlerin sayısını geçmiş bulunmaktadır.

Almanya Sosyal Demokrat Parti’si (SPD) eski başkanlarından, başbakan eski yardımcısı ve dışişleri eski bakanı Sigmar Gabriel: ”Türkiye’ye dönenler üniversite mezunu, eğitimli, yabancı dil bilen, meslek sahibi yetişmiş insanlar.

Gelenler ise eğitimsiz, mesleği olmayan, yabancı dil bilmeyen insanlar, bu gelişme biz Almanya’nın zararına, burada yetişmiş Türk’leri kazanmalı ve onların geri dönmesine mani olmalıyız” diyerek Türk insanının değerini vurgulamıştır.

Almanya’ya, köyündeki bostan ve tarlasından reçberliği, şehirdeki inşaat ameliliğini bırakıp vasıfsız eleman olarak gelen Türk insanının bugün itibarı ile demografik yapısı, eğitim ve mesleki kapasitesi büyük bir başarı hikayesi ve her iki ülke içinde çok değerli insan kaynağı konumuna getirmiştir.

Almanya’daki Türk toplumunun bugün itibarıyla % 18 civarında daire, % 25’inin müstakil ev sahibi oldukları ve Almanya’daki Türklerin sahip oldukları konut sayısının da toplamda 2.2 Milyonu geçmiş olduğu kabul edilmektedir.

Almanya’daki hane ve işyeri sahiplerinin ödedikleri sadece Radio-Televizyon vergisi GEZ’in yıllık tutarı 320 Milyon Avroyu aşmaktadır.

Almanya’dan Türkiye’ye her yıl 5 Milyon civarında Alman turist gelmektedir. Alman Turistler Ruslardan sonra Türkiye’yi tercih eden 2. sıradaki turist topluluğudur.

Türkiye bu başarıyı Almanya’daki Türk’lerin fahri turizm elçiliğine ve kurmuş oldukları seyahat acentalarına ve yaptıkları reklamlarına borçludur.

1 Haziran 2020-1 Eylül 2021 tarihleri arasında sadece karayoluyla anavatana gelmiş olan Avrupa’lı Türk’lerin sayısı 1 Milyon 8 yüz 15 bin olmuş ve 2020 yılının (2020’de bu rakam 667 bindir) 3 katı bir artışa ulaşmış ve yaz dönemi boyunca ülkeye giren işci dövizleri sayesinde TL-Avro, TL-US$ döviz kurları sabit kalmış, bu dönemde dövizde istikrar olmuş, Avrupa’lı Türk’lerin satın almaları vesilesiyle Türkiye’deki esnaf çok verimli bir sezon geçirmiştir.

2021 yılı içinde Avrupa’lı Türk!lerin, Türkiye ekonomisine yapmış oldukları mali katkı 7 Milyar Avroyu aşarak tarihi bir zirveye ulaşmış, Pandemi ürecinde kötü bir yıl geçiren esnafa can simidi olmuştur.

Türkiye’nin Almanya Açısından Jeostratejik Önemi Türkiye, boğazlar, tarihi ipek yolu, içdenizleri olan Marmara ve Karadenizin Akdenize açılan kapısı, İstanbul havalimanı, Türkiye-Çin Demiryolu projesi, İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Kanal İstanbul sayesinde Batı Trakya’nın Dünya’nın Lojistik merkezi konumuna gelmesi, Mevcut ve planlanan birçok Gaz ve Petrol boru hatlarının ana güzergahlarının Türkiye olması,
Nato içindeki güçlü ve talimli, en muharip ordu, özel kuvvetleri, hava saldırı ve savunma sistemleri,

Basra – Irak – Türkiye Kalkınma Yolu,
Sahip olduğu genç nüfusu, Türk-İslam kültürü, tarih sermayesi, Afrika ve Asya ülkelerindeki önderlik pozisyonuyla Türkiye, Almanya’nın asla göz ardı edemeyeceği dost ve ortak bir ülkedir.

Türkiye-Almanya arasındaki sosyo-kültürel, tarihi, iktisadi, siyasi ve insani ilişkiler dikkate alındığında Steinmeier’in Türkiye ziyareti gecikmiş bir ziyaret olmanın yanında 2017 yılından bu yana görev almış her iki ülkenin dış işleri bakanlarıyla, başbakanlarının, büyükelçi ve bürokratlarının bir başarısızlığı olarak görülmelidir.

Bu başarısızlığı hafifletebilecek tek geçer sebep, 22 Kasım 2005 – 8 Aralık 2021 arası Almanya şansölyesi olarak görev yapan bayan Merkel’in sayısız kez Türkiye’de veya Almanya’da sayın Erdoğan ile görüşmesidir.

Steinmeier’in Türkiye Ziyareti ve Programı
Steinmeier’in Türkiye ziyaretine, 30 Ekim 1961 yılında Türk-Alman İşci Göçü Anlaşmasıyla insanımızın Almanya macerasının başladığı Sirkeci Garından başlaması çok anlamlı, güzel ve Almanya’daki Türk toplumuna verilen bir değer olması bakımından yerinde bir başlangıç olmuştur.

Sirkeci Gar’ı, Türk-Alman Sanayi ve Ticaret Odası, Türkiye’deki Alman iş insanları, İBB Başkanı E. İmamoğlu, Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi ve Tarabya’daki Büyükelçilik Rezidansı, Orhan Pamuk ile Müze ziyareti, STK Temsilcileri, DHL Lojistik merkezi, Gaziantep Gazikent İlkokulu ve burada çocuk festivali ve sosyal pedagoglarla söyleşi, Nurdağı’ndaki depremzedeleri ziyaret ve söyleşi, Ankara Anıtkabir’i ziyaret, Ankara Üniversitesi dil, tarih ve coğrafya fakültesini ziyareti ve oradaki söyleşisi, TC Cumhurbaşkanı Erdoğanı ve Anamuhalefet Partisi CHP genel başkanı Özgür Özel ile görüşmenin ardından Almanya’ya dönüş şeklinde olan bu ziyaretin kodlarını iyi okumak gerekmektedir.

Sayın Steinmeier’in Türkiye ziyareti, geçmişte onun temsil ettiği siyasi fikir ve parti olan SPD (Almanza Sosyal Demokrat Partisi) ve kendisine Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy veren CDU/CSU gibi Hıristiyan Birlik Partisi ve diğer partilerin parti program, görüş ve düşüncelerinden tamamen bağımsız, Alman devlet politikasının ve bunu belirleyen ulusal ve uluslararası etki ve lobi odaklarının doğrultusunda olmuştur.

Bu yönüyle Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten günümüz ve gelecek siyasilerinin bu durumdan ders ve örnek almaları gerekmektedir.

Nasıl ki Alman ve AB halklarının çıkarları, Almanya’yı yöneten iktidar ve muhalefet partilerinin görüş ve çıkarlarından farklı ise, Türkiye’yi yöneten parti ve muhalafetin temsilcileride dış politikada kendi siyasi ikbal, görüş ve çıkarlarından ziyade, devlet çıkar ve menfaatlerini ön planda tutmaları gerekir!

Bu bağlamda sayın E. İmamoğlu ve sayın Özgür Özel’in, sayın Steinmeier ile görüşmesini de; „ziyaretin zamanlamasının yerel seçimlerin sonucuna bağlamak, muhalefetin etkili bir büyük şehir belediye başkanıyla ve ana muhalefet partisi başkanıyla görüşülmesini Erdoğan sonrasının dizaynı olarak görmek, anamuhalefete ve 16 milyonluk bir ilin belediye başkanının, kendi siyasi ikbali ve partisi için kulis ve lobi çalışmasında bulunmasını devlete ve iktidara karşı bir olay gibi yorumlamak ve güven duymamak“ doğru bir yaklaşım değildir!

Steinmeier’in bu ziyaretlerinde ona medyamızın „sayın Steinmeier, Türkiye’nin hoş görü ve misafirperliğin yaşadınız, sizse ülkenize gelen Cumhurbaşkanımız’ın ve Başbakanımız’ın kendi halkıyla dahi görüşmesine tahammül edememiştiniz, bundan sonra sayın Erdoğan Almanya’ya geldiğinde aynı şekilde Türk Cumhurbaşkanı’nın üniversite, okul, muhalif belediye başkanları, muhalefet liderleri, STK önderleriyle görüşmesine imkan verecekmisiniz?

Bu bağlamda geçmişte olan engelleme ve kısıtlamalardan dolayı özür dilemeyi düşünüyor musunuz?„ diye sormak gerekirdi.

Sayın Steinmeier’in ziyaretinden alınacak 2. ders, onun Almanya’dan beraberinde getirdiği heyette, Almanya’da yerleşik olan esnaf, iş insanı, siyasetçi, sporcu, sanatçı, gazeteci, 1. nesil işci temsilcisi, STK ve kanaat önderi gibi kişilere mukabil, Türkiye’den Almanya’ya gelen devlet temsilcilerimizin geçmişteki Almanya ziyaretlerinde yanlarında Türkiye’de yerleşik Alman iş insanları, gazeteciler, sanatçılar, kanaat önderleri, siyasiler, yazarlar vb. bir heyet getirmemiş olmalarının eksik ve hatasının anlaşılmış olmasıdır!

Bir diğer konu; sayın Steinmeier’in Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya fakültesini ziyaretidir ki bizim devlet temsilcilerimiz Almanya ziyaretlerinde Almanya’da var olan Türkoloji Fakültelerini dahi ziyaret etmemektedirler.

Sayın Steinmeier’in deprem bölgesini ve bu bölgede yapılan 800 talebesinden 200 tanesinin göçmen çocuklardan oluşan bir ilkokulu ziyareti de Alman kamuoyuna ve Türkiye’ye yapılan yardım karşıtlarına „bakın biz Türkiye’ye bu konular için yardım veriyor, güzel işlere imza atıyoruz.

Yoksa sayın Erdoğan’a ve onun partisine yardım etmiyoruz. Konuyu doğru anlayın!“ mesajından ibaretti.

Döner Almanya İçin Neden Önemli?

Yıllık 7 milyar Avro cirosu, 1 milyona yakın çalışan sayısı, en sağlıklı ve en uygun “fastfood” olması sebebiyle Almanya’da döner sadece etno ekonominin ve Almanya’nın değil tüm AB’nin vaz geçemeyeceği bir ürün olmuştur.

Çünkü Almanya ve AB ülkelerindeki dönerin adı %100 Türk, işletmelerinin sahip ve çalışanları ise kahir ekseriyetle Türk’tür ama üründe kullanılanların %99’u AB ürünüdür.

Dönerin eti, Fransa, Belçika, Hollanda ve Polonya’dan, ekmeğinin unu Polonya’dan, salatasının marulu, pancarı, havuçu, salatalığı, domatesi Hollanda’dan veya İspanya’dan, sosları Almanya’dan, baharatı Türkiye ve Hindistan’dan, peçetesi, kutusu Türkiye, İtalya veya İspanya’dan, içeceklerinin kahir ekserisi Almanya’dan, dükkanlarının mekanı Alman, reklamları Alman, şirketler Alman, kazanç, işletme ve gelir vergileri Almanya devletine, lojistiği Alman, yanında servis edilen patates Alman

… böylesine devasa bir sektör Almanya ve sayın Steinmeier için tabiiki çok önemli ve Türk Kamuoyunun burada kaçırdığı çok önemli bir konu var, o da sayın Steinmeier’in Türkiye’ye götürdüğü dönerin Türk Döneri değil Alman döneri olduğudur!

Evet, sayın Steinmeier’in Türkiye’ye götürdüğü ve Arif Keleş kardeşimizin üretimi ve sunumu ile ikram ettiği döner tamamen Alman ürünü, Almanya menşeyli, Almanya tarzı bir dönerdir ve Türkiye’dekilerin bildiği dönerden çok farklıdır!

Hem malzeme, hem tarz, hem kesim, sunum ve soslar açısından Türk döneriyle ismi hariç bir benzerliği yoktur.

Steinmeier’in ziyaretini eleştireyim derken bazı Türk gazeteciler „getirdiğide döner olsa, dandik, lezzeti olmayan, soslarla süslenmiş, ne ikram edildiği belli olmayan dönerden başka herşeye benzeyen berbat birşey“ diye dönerimize, yurtdışı Türk’lerin geçim kapısını hor ve küçük görüp aşağılama yanlışında bulunmuşlardır.

Sayın Steinmeier’in Türkiye ziyaretinde dönerden ziyade Özlem Türeci ve Uğur Şahin gibi ilim ve sağlıkta ileri gitmiş kişilerle İlkay Gündoğan gibi sporculardan birilerini yanında getrmesinin daha doğru olduğunu savunanlar ve bu bağlamda sayın Steinmeier’in danışmanlarının hata yaptığını ileri sürenlerle, dönerle Türkiye‘deki siyasetçilere ve insanlarımıza gerekli değerin atfedilmediğini ileri sürenler aslında yanılıyorlar.

Çünki sayın Steinmeier „adı Türk, malzeme ve içeriği, yapılışı, pişirmesi, kesimi, sunumu ve servisi tamamen Alman olan yepyeni bir ürünü, yeni nesil Almanya’lı Türk’ler eliyle Türkiye’ye tanıttı“ ve bu mesajı maalesef ne Türk ne de Alman kamuoyu kavrayamadı!

60 Milyar Ticaret Hedefi!

Steimeier’in Türkiye ziyareti esnasında Türkiye Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan’ın
„Almanya ile ticari ilişkilerimizi 60 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz“
mesajı aslında sayın Steinmeier‘in gezisinin gerçek gaye ve hedefini ortaya koydu.

Rusya-Ukrayna savaşı sonrası AB’nin Rusya’ya koyduğu Ambargo sonrası 2023 yılında Kazakistan ve Kırgızistan’a giden Steinmeier, Türkiye ziyaretiyle, Almanya’nın Rusya‘ya direk satamadığı mallarını satacak ülkeler turunu tamamlamış oldu.

Almanya gibi devasa bir endüstri ülkesi, Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle alınmış Ambargo nedeniyle Rusya pazarını kaybetmeyi ve endüstrisinin ihtiyacı olan gaz ve hammaddeleri Rusya’dan almama gibi bir lüksü göze alamadığı için bu görevi Cumhurbaşkanları sayın Steinmeier’e verdi.

Türkiye ve Erdoğan’a karşı ılımlı bir siyaset izleyen sayın Steinmeier, Sirkeci, İmamoğlu, CHP, Gaziantep, Nurdağı, Göçmen ziyaretleri arasında hiç şüphe çekmeden görevini icra edip döndü.

Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Almanya’nın direk Rusya‘ya satamadığı ürünler Türkiye üzerinden Rusya’ya satılacağı gibi, Almanya’nın Rusya’dan alması gereken hammaddelerde Türkiye aracılığı ile Almanya’ya satılacak.

Bu bağlamda sayın Steinmeier’in Türkiye ziyareti tam bir win-win (kazan-kazan) ziyareti oldu.

Sayın Steinmeier’e Sorulması Gereken Ama Medyamızın Akıl Edip Soramadığı Sorular!

1. Almanya’da AfD ve ırkçı oylarıyla yabancı karşıtlığının artmasının önüne geçilmesi, son Solingen yangınında da görüldüğü gibi Türk’lere ve yabancılara ait, ev, işyeri, cami ve lokallere saldırılarında önlenmesi hususunda Cumhurbaşkanı olarak ne tür bir girişimlerinin olduğu?

2. Almanya’da Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatının 8’i Türk, 10 kişiyi katleden NSU terör örgütüne ilişkin „gizli” ibaresi bulunan ve 30 yıl açıklanması yasak olan dosyalarla alakalı rapor yayınlanmasına karşılık açtığı davayı ve aşırı sağla ilgili 201 dosyanın Anayasayı Koruma Dairesinden kaybolmasını nasıl değerlendirdiği?

3. Almanya’daki siyasi partilerin Türk toplumunun belli bir kesiminin kanaat önderlerine ve siyasi temsilcilerine siyaset yapma imkanı vermemelerini tasvip edip etmediği?

4. DAVA Partisi hakkında Alman Medyasının yalan, yanlış, yanlı ve asparagas haberlerle Erdoğan’ın Partisi değerlendirmeleri ile bu partinin kapanması yönünde yapılan antidemokratik çağrıların sözcülüğünü yapan medyanın ve DAVA Partisine banka hesabı dahi açmayan bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak bu konularda ne düşündüğü?

5. 2002-2006 arasında Guantanamo ceza evinde suçsuz yere tutulan Murat Kurnaz’ı, CIA ve ABD’ye teslim eden, sonrasında da serbest bırakılmasına karşı çıkan biri olarak sayın Kurnaz ve akrabalarından özür dilemeyi düşünüp düşünmediği?

6. Almanya’daki Türk toplumunun memuriyette, meslek, iş ve eğitim hayatında, siyasette, sporda vs. hayatın tüm kademe ve evrelerinde uğradıkları ayrımcılık ve yeterli temsil edilmemelerine karşı Cumhurbaşkanı olarak rahatsızlık duyup duymadığı ve almayı düşündüğü önlemler, tavsiyeler olup olmadığı?
.. gibi sorular maalesef medyamız tarafından Döner, E. İmamoğlu, CHP, iktidar, muhalefet, seçim vs gibi mesnetsiz, kısır tartışma ve zorlama yorum ve çıkarımlar arasında kaybolup gitmiştir.
Sonuç

Türkiye ve Almanya’nın sosyo-kültürel, siyasal tarihi, iktisadi, askeri, demografik tarihi bağ ve çıkarlarıyla her iki ülkenin menfaatleri birbiriyle rakabeti değil sıkı bir ortaklığı gerektirmektedir.

Almanya, 5 milyondan fazla Türk’ün ikinci vatanıdır. Ayrıca bu 5 milyon Türk’ün milyonlarca Alman’la iş, ticaret, komşuluk ve vatandaşlık bağı haricinde akrabalık ilişkiside oluşmuştur.

Alman bankalarındaki Türk tasarrufları, Türk’lerin sahip oldukları menkul ve gayri menkul servetlerinin hacmi, işyerleri, üretim ve ticaret büyüklükleri, tasarruf miktarları vb. finansal değerleri yanında insan sermayesi olarak Alman ve Türk ekonomi ve toplum hayatına kattıkları değer dikkate alındığında Türkiye ve Almanya devletlerinin rakip değil, sıkı bir partner olarak birbirlerine kenetlenmelerinin önemi ortaya çıkmaktadır.

EUROPEAN TULIPS CLUB (AVRUPA LALELER DÜŞÜNCE KURULUŞU) Türkiye – Almanya ilişkileri ve her iki devlet ve halklarının çıkarlarının, bu ülkeleri yöneten iktidar ve muhalefet partilerinin idareci ve kurmaylarının görüş, düşünce ve parti pogramlarına ve inisiyatiflerine bırakılamayacak kadar hayati öneme haiz olduğu bilincindedir.

Ve bu bilinçle, Türkiye – Almanya ilişkilerinin siyasi partilerin programlarından, iç siyasi çekişmelerinden ve seçim politikalarından bağımsız, sürekliliği olan devlet politikaları olarak ele alınıp uzun vadeli yürütülmek zorunda olduğunu ve sayın Steinmeier’in Türkiye ziyaretininde bunlardan bağımsız olarak değerlendirilmesinin gerekliliğini kamuoyunun dikkatine sunmaktadır.

EUROPEAN TULIPS CLUB
(AVRUPA LALELER DÜŞÜNCE KURULUŞU) Berlin, 03.05.2024

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

7 Mutfak, 7 Bölge Serisi’nde “Güneydoğu Anadolu Yöresel Mutfak Kültürü” konuşuldu!..

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.