DOLAR

43,6062$% 0.16

EURO

51,6027% 0.37

STERLİN

59,4554£% 0.61

GRAM ALTIN

6.942,61%3,13

ÇEYREK ALTIN

11.911,00%0,54

BİTCOİN

3084225฿%8.71048

İmsak Vakti a 02:00
Amsterdam ÇOK BULUTLU
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Ramazan: Yorgun Kalplerin Son Sığınağı

Hoş geldin be Ramazan..!

"1" height="10" width="20%" direction="up">

Ama bunu artık içi yanarak söylüyor insan. Çünkü seni karşılayan kalpler yorgun, gözler dolu, vicdanlar suskun. Bir zamanlar geldiğinde evler aydınlanırdı; şimdi sadece takvim yaprağı değişiyor.

"1" height="250" width="100%" direction="up">

– İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı

Oysa sen, yetimin başını okşayan eldin, yoksulun kapısını çalan umuttun, mazlumun “yalnız değilim”deyişiydin.

Şimdi bakıyorum da sofralar kuruluyor; ama kimse kimsenin açlığına bakmıyor. Kalabalık var, merhamet yok. Ses var, şefkat yok. Işıklar yanıyor ama kalpler karanlık.

Ramazan, açlık ayı değildir; insanın kendine acıdığı aydır. Bu ayda mide değil, vicdan ağrır. İnsan ilk defa başkasının yokluğunu değil; kendi hoyratlığını hisseder. Oruç, yemeği kesmek değildir; zulmü kesmek, alışkanlığı kırmak, bahaneleri susturmak içindir.

Çünkü Ramazan insana şunu sorar: Ne yiyorsun? değilKimin lokması boğazında düğümleniyor? Ne kazanıyorsun? değilKimin alın teri cebinde ağırlaşıyor?

Bu sorular insanı başkasına değil, kendine ağlatır. İnsanın adımı yavaşlar, sesi kısılır, başı öne düşer. Çünkü o an fark eder: Asıl açlık midede değil, vicdandadır.

Ve insan ilk defa anlar ki Ramazan, karnın değil; kalbin doyurulmasıdır. Ramazan ayı, karar ayıdır. Bu ayda insanın hafiflemesi de mümkündür, yükünü daha da ağırlaştırması da. Çünkü Ramazan, yeryüzüne indirilen son ilâhî çağrının, kalplere yeniden yöneltildiği zamandır.

Kur’ân’ın Ramazan’la birlikte anılması boşuna değildir: شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ”“Ramazan ayı, Kur’an’ın indirildiği aydır” (Bakara, 2/185).

Bu ayda insan ya beraat eder ya da suskunluğunun, duyarsızlığının ve görmezden gelişlerinin altına bir imza daha atar. İşte Ramazan bu yüzden ağırdır. Çünkü Ramazan, insanın kendisinden kaçamadığı aydır. Ve ne olur…

Bu Ramazan zenginlerin sofrası değil, fakirlerin bayramı olsun. “İyi ki geldin be Ramazan, karnımız doydu, bayramımız oldu”dedirtsin. Öyle yaşansın ki, giderken arkasından şu cümle dökülsün dudaklardan: “Ne olur, sen bir dahaki yıl daha erken gelesin…”

1. Muhasebe: İnsanın Kendine Acıdığı An

Ramazan, insanın başkasına değil; ilk defa kendine acıdığıbir zamandır. Açlık, yoksulun hâlini öğretmek için değil yalnızca; insanın kendi duyarsızlığını fark etmesi içindir.

Çünkü insan çoğu zaman başkasının açlığına değil, kendi tok oluşuna alışır. Oruç, bu alışkanlığı kırmak için gelir. Mideyi susturur ki vicdan konuşsun. Gürültüyü azaltır ki kalbin sesi duyulsun.

Bu ayda yapılan muhasebe, basit bir günah listesi değildir. Ramazan, “ne yaptın?” sorusundan önce şunu sorar: “Neye dönüştün?” Kırdığın kalpleri, geciktirdiğin hakları, görmezden geldiğin yetimleri hatırlatır.

Gazâlî’nin ifadesiyle oruç, yalnız yeme ve içmeyi terk etmek değil; organları haramdan, kalbi de dünyanın dağınıklığından çekip almaktır (İhyâ, I, 234). Aksi hâlde aç kalmak, ibadet değil; boş bir yorgunluk olur. Ramazan, ödenmeyen vergilerin değil sadece; ödenmeyen vefaların ayıdır. Geri çevrilen selamların, ertelenen helalleşmelerin, “sonra bakarız” denilen adaletin hesabıdır.

Bu ayda insan, kendine şunu sormalıdır: Ben hangi zulme alıştım? Çünkü zulüm her zaman bağırmaz; bazen sessizce normalleşir. Ramazan, işte bu sessizliği bozan ilâhî bir çığlıktır.

2. Karar: Beraat Mi, Yükleniş Mi?

Ramazan, hafiflemek isteyenler için bir rahmettir; yükünü taşımakta ısrar edenler içinse ağır bir uyarı. Çünkü bu ay, insanın dosyasının açıldığı aydır.

Herkesin kalbi önüne konur; kim neyi sakladıysa görünür olur. Ramazan bu yüzden sevilir kadar korkutucudur da. Zira insan, ilk defa kendinden kaçamaz.

Kur’ân’ın Ramazan’la birlikte anılması boşuna değildir. Bu ay, ayırt etme ayıdır.
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ … وَالْفُرْقَانِRamazan ayı, Kur’an’ın indirildiği; doğruyu yanlıştan ayıran ölçünün verildiği aydır” (Bakara, 2/185).Furkân, Ramazan’ın kalbidir:

Hak ile haksızın, merhamet ile istismarın, ibadet ile gösterişin ayrıldığı ince çizgi. Bu ayda bahaneler susar; niyetler konuşur.

İnsan ya bu ayda beraat eder ya da sessizliğinin altına bir imza daha atar. Çünkü Ramazan, yalnız affın kapısı değil; hesabın ciddiyetidir.

Kim kırdığı kalbi onarmadıysa, kim geciktirdiği hakkı iade etmediyse, kim zulmü görüp sustuysa; orucu açsa da dosyası kapanmaz. İşte Ramazan bu yüzden ağırdır: Çünkü insanın kendine verdiği hükümle yüzleştiği aydır.

3. Emniyet: Bu Ayda Herkes Dokunulmaz Olmalıydı

Ramazan, emniyet ayıdır. Sadece sofraların değil; kalplerin, dillerin ve ellerin emniyeti… Bu ayda kimse kimseye zarar vermemeliydi.

Kırılan her kalp, Ramazan’ın ruhuna açılmış bir yaradır. Çünkü Ramazan, haram ayların taşıdığı o eski ahlâkı hatırlatır: dokunmamak, incitmemek, kanatmamak…

Kur’ân’ın uyarısı hâlâ yankılanıyor:فَلَا تَظْلِمُوا فِيهِنَّ أَنفُسَكُمْO aylarda kendinize zulmetmeyin” (Tevbe, 9/36).İnsan en çok kendine zulmeder. Susarak, alışarak, görmezden gelerek… Başkasının acısına gözünü kapatıp sonra ibadetle rahatlamaya çalışarak. Ramazan, bu çelişkiye izin vermez.

Çünkü bu ayda zulüm iki kere ağırdır: Hem insana, hem zamana karşı işlenmiştir. Bu yüzden Ramazan’da öğretmen öğrencisine daha dikkatli bakmalıydı. Amir memuruna, baba evladına, devlet vatandaşına…

Çünkü bu ay, gücün değil; emanetin ağırlaştığı aydır. Kim elinde yetki taşıyorsa, Ramazan’da iki kere düşünmelidir. Zira Ramazan, haklı olmayı değil, hakkaniyetli olmayı öğretir.

4. Sofra: Tevhidin En Sessiz Ve En Ağır İmtihanı

Ramazan sofrası, sadece yemek yenilen bir masa değildir; vicdanın sınandığı bir kürsüdür. Kimlerin davet edildiği, kimlerin unutulduğu orada belli olur.

Fakirin, yoksulun, yetimin olmadığı sofra; Ramazan sofrası değildir. Çünkü Ramazan, tokların kendini iyi hissettiği değil; açların görünür kılındığı bir aydır.

Bu ayda aç kalmak, başkasının açlığına utanmayıöğretmeliydi. Ama ne yazık ki çoğu zaman sofralar büyüdü, merhamet küçüldü. İftarlar kalabalıklaştı, yetimler sessizleşti. Gösterişe dönüşen hayır, Ramazan’ın en ağır imtihanıdır. Çünkü riya, ibadetin sesini boğar; merhametin yönünü şaşırtır.

Ramazan, istediklerini alıp yiyemeyenlerin ayıdır. İstediklerini alıp giyemeyenlerin… O yüzden bu ayda insan, lokmasını yutarken boğazında bir düğüm hissetmeliydi.

Çünkü tevhit, sadece inanmak değil; aynı ekmeğe uzanabilmektir. Zenginle yoksulun, işçiyle işverenin aynı sofrada susmasıdır Ramazan. Aksi hâlde iftar, ibadet olmaz; seyirlik bir törenedönüşür.

5. Medeniyet: Susuz Ve Suskun İnsandan Korkulan Çağda Ramazan

Her çağın kendine özgü bir felaketi vardır. Bu çağın felaketi, susuz ve suskun insandır. Susuzdur; çünkü merhametle beslenmez. Suskundur; çünkü haksızlık karşısında konuşmayı unutmuştur.

Kalabalıkların içinde yalnız, gürültünün ortasında sağırdır. Ramazan, işte tam bu noktada gelir: İnsanı yeniden insanlığa çağırmak için.

Medeniyet, binalarla ölçülmez; medeniyet, insanın iyi ve kötü duygularını sorumlulukla taşıyabildiği bir iklim kurabilmesidir. Sözün dahi emanet sayıldığı, gücün sınırlandırıldığı, merhametin utanılacak değil öğünülecek bir değer olduğu bir düzen…

Ramazan, bu düzenin hâlâ mümkün olduğuna dair son güçlü hatırlatmadır. Çünkü Ramazan, insanı yalnız Allah’a değil; insana karşı da sorumlu kılar.

Kur’ân’ın “kendinize zulmetmeyin” uyarısı, Ramazan’ın ruhunu özetler. İnsan en çok kendine zulmeder: Vicdanını susturarak, kötülüğe alışarak, başkasının acısını görmezden gelerek…

Ramazan, bu alışkanlığın adını koyar ve insana şunu fısıldar: “Daha geç değil.” Son Söz Yerine: Ramazan, yorgun düşenlere yorgan olabildiği ölçüde Ramazan’dır.

Dargın olanlara derman olabildiği kadar… Yetimin başını okşadığı, yoksulun kapısını çaldığı, mazlumun yalnız olmadığını hissettirdiği kadar…Yoksa bayram gelir… Ama sevinç gelmez. Çünkü sevgisiz geçirilen Ramazanların, sessizce harcanan bayramları olur.

Prof. Dr. Hadi SAĞLAM

İslam Hukuku Anabilim Dalı Başkanı

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

İngiltere, 16 yaş altı sosyal medya kullanımına ilişkin düzenleme hızla yapacak

HIZLI YORUM YAP