DOLAR

43,4990$% 0.19

EURO

51,6240% -0.9

STERLİN

59,6039£% -0.78

GRAM ALTIN

6.786,60%-9,85

ÇEYREK ALTIN

11.826,00%-7,26

BİTCOİN

3433249฿%-5.85464

İmsak Vakti a 02:00
Amsterdam ÇOK BULUTLU
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Adalete Erişimin Yeni Yolu: Hukuki Himaye Sigortası

Hakkını aramak lüks değil, teminat altına alınması gereken bir haktır.

"1" height="10" width="20%" direction="up">

Türkiye’de bir dava açmak, kimi zaman hakkını aramaktan çok cesaret ister hale geldi.

"1" height="250" width="100%" direction="up">

Bir avukata danışmak, mahkeme harçlarını ödemek, uzun süren yargı süreçlerine katlanmak…
Sonunda da “haklıydım ama gücüm yetmedi” diyen binlerce vatandaş…

Oysa adalet, yalnızca güçlülerin değil, herkesin sığınabileceği bir liman olmalı. İşte bu noktada, dünyada uzun yıllardır uygulanan Hukuki Himaye Sigortası, Türkiye için umut verici bir çıkış kapısı olabilir.

1. Hakkını Aramak Lüks Olmamalı

Bir trafik cezasına itiraz etmek istiyorsunuz. Sulh Ceza Hâkimliğine başvurmak için dilekçe yazdırmak, harç yatırmak, tebligat beklemek derken masraf masraf üstüne ekleniyor.

– İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı

Ya da komşunuz arazinizin sınırına yüksek ağaçlar dikti; kanun açıkça hakkınızı koruyor ama çözüm için yinemahkemeye gitmek zorundasınız. Avukat ücreti, bilirkişi gideri, dosya masrafı derken adaletin yolu, halkın cebinde tükenen bir serüvene dönüşüyor. Oysa birçok Avrupa ülkesinde bu sorunlar, vatandaşın cebinden değil hukuki himaye sigortasından karşılanıyor.

Bir uyuşmazlık çıktığında sigorta devreye giriyor; hem avukat giderini hem dava masrafını karşılıyor. Vatandaş, “hakkımı ararsam ne olur” korkusuyla değil, “adil olan yapılmalı” bilinciyle hareket ediyor.

Bu sigorta modeli özellikle Almanya’da yaygın olup, nüfusun yaklaşık yüzde 45’i hukuki himaye sigortası kapsamındadır (European Insurance andOccupational Pensions Authority [EIOPA], Legal ProtectionInsurance in the EU, 2021).
Başka bir ifadeyle Almanya’da bir vatandaşın avukatla görüşmesi veya küçük bir dava açması, finansal risk değil olağan bir vatandaşlık pratiğidir.

2. Hukuka Güven ve Toplumsal Barış

Bir toplumun adalet duygusu zedelendiğinde, ekonomik krizden bile daha derin bir yara açılır. İnsanlar devlete, mahkemeye, hukuka güvenemez hale gelir.

Oysa güven duygusu, sosyal barışın ve hukuk devletinin en sağlam temelidir. Bugün birçok mazlum, mağdur ve hakkı yenmiş insan, yalnızca masraflardan korktuğu için hakkını aramıyor.

Bir kısmı “nasıl olsa sonuç değişmez” diyerek susuyor. İşte hukuki himaye sigortası, tam da bu sessiz çoğunluğa ses olabilecek bir mekanizmadır. Bu sigorta, vatandaşa şunu söyler:

“Hakkını aramak artık lüks değil, teminat altındadır. ”Bu yönüyle sadece bir sigorta ürünü değil, adalete duyulan güveni yeniden tesis edecek ahlaki bir kalkınma aracıdır.

İslâm hukukunda da zulme karşı hakkını aramak teşvik edilmiş; “mazlumun duası ile Allah arasında perde yoktur” (Buhârî, el-Câmiu’s-Sahîh, Mezâlim 9) buyurularak adalet arayışının ilahî bir yönü vurgulanmıştır.

3. Türkiye’de Mevzuatta Var, Hayatta Yok

Türkiye’de hukuki himaye sigortası, 2007 tarihli Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesiile Sigorta Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 14. maddesi kapsamında düzenlenmiştir (Resmî Gazete, Sigortacılık Kanunu No. 5684, 14 Haziran 2007).

Ancak uygulamada yalnızca birkaç kasko poliçesine ek teminat olarak sunulmaktadır; yani kanunlarda adı var, piyasada izi yok.

Barolarla sigorta sektörü arasında güçlü bir işbirliği kurulmadığı için vatandaş bu üründen habersiz. Oysa devletin öncülüğünde Türkiye Barolar Birliği, Sigorta Birliği ve Adalet Bakanlığı iş birliğiyle bu ürün teşvik edilse; hem yargı sistemi rahatlayacak hem halkın adalete güveni yeniden inşa edilecektir.

OECD’nin 2021 tarihli Access to Justice and Legal Needsraporuna göre, hukuki himaye sigortasının geliştiği ülkelerde dava yükü yüzde 15 azalmakta, yargıya güven ise belirgin biçimde artmaktadır (OECD, Access to Justice and Legal Needs, 2021).

4. Mazlum İçin Sigorta, Devlet İçin Reform

Hukuki himaye sigortası, sadece zenginlerin değil, tam tersine mazlumun, mağdurun ve hakkı yenenin sigortasıdır. Düşük primlerle vatandaşın adalet arayışını güvence altına alabilir.

Devlet isterse, sosyal politika kapsamında düşük gelirli bireylerin poliçe primlerine katkı sağlayabilir. Böylece hiçbir vatandaş, “param yok, hakkımı arayamam” demeyecek.

Bu yönüyle hukuki himaye sigortası, adalet sisteminin yalnızca yargı üzerinden değil, önleyici hukuk ve sosyal sigorta mekanizmaları üzerinden de desteklenmesi anlamına gelir.

Halk için küçük, hukuk devleti için büyük bir adımdır.
Çünkü bir ülke, vatandaşını sadece hastalıkta değil,
haksızlıkta da koruyabildiği ölçüde güçlüdür.

Sonuç:  Bugün dünden daha fazla hissedilen adalet açığı, yalnızca yargı reformlarıyla değil; hukuki koruma mekanizmalarıyla da giderilebilir.

Bu nedenle hukuki himaye sigortasının Türkiye’de yasal ve kurumsal düzenlemelerle desteklenmesi artık bir zorunluluktur.

Bu adım, hem yargı üzerindeki yükü hafifletecek hem de vatandaşın adalete güvenini yeniden tesis edecektir.

Özellikle bu yıl “Aile Yılı” olarak ilan edilmiştir; bu bağlamda aile kurumunun korunması, uyuşmazlıkların büyümemesi ve toplumun adalet duygusunun güçlenmesi için hukuki himaye sigortası gibi uygulamalar teşvik edilmeli, gerekirse yasal düzenlemelerle aileyi koruyan bir mekanizma haline getirilmelidir.

Ek: Ahlaki ve Finansal Altyapı Önerisi – Fitre Fonu Modeli

Hukuki himaye sigortasının ülke genelinde yaygınlaşabilmesi için sürdürülebilir bir finansman kaynağı gerekmektedir.

Devlet bütçesi, sigorta primleri ve özel sektör katkısı dışında, bu sistemin yerel ve inanç temelli bir destekle güçlendirilmesi mümkündür.

İşte bu noktada İslâm hukukunda yer alan fitre (fıtra) kavramı önemli bir ilham kaynağı olabilir.

Fitre, her Müslüman’ın doğumundan itibaren sorumluluk duyduğu, toplumsal dayanışmanın sembolü olan bir ibadettir.

Fıtra aslen “sabaha ve akşama doyuracak kadar meblağın” ihtiyaç sahiplerine verilmesi esasına dayanır. Bu fon, mazlum, mağdur, dul, yetim ve kimsesizler için bir koruma mekanizmasıdır.

Dolayısıyla modern hukuk sisteminde bu kavram, sosyal güvenlik ve adaletin finansal altyapısı olarak yeniden işlevsel hale getirilebilir.

Her yeni doğan birey için, dini vecibeye uygun şekilde küçük bir “fitre katkı payı”nın yerel dini kurumlar veya vakıflar aracılığıyla Toplumsal Adalet Fonu adı altında toplanması mümkündür.

Bu fon, dini hassasiyeti yüksek bireyler için gönüllülük esasına dayansa da, zamanla yasal bir düzenlemeyle kurumsallaşabilir.

Bu fonun amaçlarından biri, adalete erişim güçlüğü çeken bireylerin dava masraflarını, avukat ücretlerini ve danışmanlık giderlerini karşılayabilmektir.

Fitre fonundan ayrılacak belirli bir pay, hukuki himaye sigortası fonunaaktarılabilir. Bu sayede, gelir seviyesi düşük veya yoksulluk sınırında olan bireyler, sigorta primlerini ödemeden bu güvenceye sahip olabilirler.

Bu yapı hem dini değerlerle uyumlu, hem de sosyal devlet ilkesini güçlendiren bir model oluşturur. İslâm hukukunda kamu yararını gözeten “maslahat-ı âmme” ilkesi, böyle bir düzenlemeyi meşru ve teşvik edici kılar.

Fitre fonunun bir kısmının hukuki himaye sigortasına kanalize edilmesi, “sadaka-i câriye” anlayışına da uygun düşer; çünkü bu fon doğrudan adalete erişimi ve mağdurların hakkını korumayı amaçlar.

Bu modelin hayata geçirilmesi için:

1. Diyanet İşleri Başkanlığı koordinasyonunda, il müftülükleri bünyesinde “Fitre Sosyal Adalet Fonu” birimleri oluşturulabilir.

2. Bu fon, yerelde kurulan vakıf veya sigorta birlikleriaracılığıyla Hukuki Himaye Sigortası Kurumu ile entegre çalışabilir.

3. Şeffaflık ve güven için fon hareketleri dijital sistemleizlenebilir.

4. Bu fon, hem dini ibadet bilinciyle hem de modern finansal yönetim ilkeleriyle yürütülür.

Bu öneri, yalnızca hukuki himaye sigortasının finansmanını sağlamakla kalmaz; aynı zamanda toplumun vicdanî sorumluluğunu kurumsallaştırır.

Fitre fonu modelinin böyle bir amaca yönlendirilmesi, mazlum ve mağdurların korunması için yerli, inanç temelli ve sürdürülebilir bir altyapı oluşturur.

Dolayısıyla bu sistem, hem dini sorumluluğu hem de sosyal adaleti bir araya getirerek, Türkiye’de hukuki himaye sigortasının tabana yayılması için güçlü bir temel oluşturabilir.
Saygılarımla.

Prof. Dr. Hadi SAĞLAM İlahiyat / İktisat / Hukuk Dalı Başkanı

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

TESAM ve KONAD’dan Avrupa Türklerinin geleceğine ortak perspektif

HIZLI YORUM YAP