47,5574$% 0.18
54,8602€% 0.06
64,2310£% 0.41
6.175,37%-1,31
10.093,00%-1,09
฿%
02:00
Almanya’daki Türk göçünün 65 yıllık serüveni yeniden gündemde.
BERLIN-Türkiye ile Almanya arasında 30 Ekim 1961 tarihinde imzalanan İşgücü Anlaşması’nın 65. yılı dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, anlaşmanın yalnızca iş gücü transferini değil, Almanya’nın sosyal, ekonomik ve kültürel dönüşümünü de şekillendiren tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
Karaahmetoğlu, yıllar boyunca “misafir işçi” olarak tanımlanan birinci kuşak göçmenlerin Almanya’nın kalkınmasında kritik rol oynadığını belirterek, bu tanımın gerçeği yansıtmadığını söyledi.
“65 yıl önce Almanya’ya gelen insanlara misafir işçi denildi. Oysa onlar misafir değildi; bu ülkenin emektarlarıydı” ifadelerini kullanan Karaahmetoğlu, ilk kuşağın fabrikalarda çalışarak, yollar inşa ederek ve ekonomik büyümeye katkı sağlayarak Almanya’nın gelişiminde önemli görevler üstlendiğini dile getirdi.
“Onların çocukları bugün Almanya’nın her alanında söz sahibi”
İlk kuşak göçmenlerin zamanla Almanya’da aile kurduğunu ve yeni nesiller yetiştirdiğini hatırlatan Karaahmetoğlu, bugün Türk kökenli vatandaşların toplumun her alanında aktif roller üstlendiğini belirtti.
Hastanelerde doktor ve sağlık çalışanı olarak görev yapan, üniversitelerde bilimsel araştırmalar yürüten, okullarda eğitim veren, şirketler kuran ve sanat ile spor dünyasında başarılar elde eden Türk kökenli bireylerin artık Almanya’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyleyen Karaahmetoğlu, yerel meclislerden eyalet parlamentolarına ve Federal Meclis’e kadar pek çok alanda karar alma süreçlerinde yer aldıklarına dikkat çekti.
“Bir zamanlar yalnızca iş gücüne ihtiyaç duyulan insanlar, bugün ülkenin geleceğini şekillendiren aktörler haline geldi. Aslında onlar ilk günden bu yana bu toplumun bir parçasıydı. Bunun artık tartışma konusu olmaktan çıkması gerekiyor” dedi.
“Benim hikâyem, yüz binlerce ailenin hikâyesidir”
Kendi yaşam öyküsünün de Almanya’daki göç tarihinin bir parçası olduğunu ifade eden Karaahmetoğlu, ailesinin daha iyi bir gelecek umuduyla Almanya’ya göç ettiğini anlattı.
Rize’de doğduğunu belirten Karaahmetoğlu, anne ve babasının çalışmak üzere Almanya’ya gitmesinin ardından bir süre Türkiye’de kaldığını, 1979 yılında 11 yaşındayken Almanya’ya geldiğini söyledi.
Yeni bir dil, yeni bir eğitim sistemi ve farklı bir yaşam kültürüyle tanıştığını anlatan Karaahmetoğlu, eğitim hayatını başarıyla tamamladıktan sonra hukuk eğitimi aldığını, avukatlık yaptığını ve bugün Alman Federal Meclisi’nde milletvekili olarak görev yaptığını kaydetti.
Ancak bu öykünün yalnızca bireysel bir başarı hikâyesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, başarısının temelinde ailesinin fedakârlıklarının bulunduğunu ifade etti.
“Bugün Federal Meclis’te bulunmam, yıllar önce Almanya’ya çalışmak için gelen annem ve babamın mücadelesinden bağımsız değildir. Onların fedakârlıkları olmasaydı benim hikâyem de olmazdı” dedi.
“Geçmişin emeğini anmak yetmez, eşitliği sağlamak gerekir”
Göçmen kökenli vatandaşların Almanya’ya katkılarının yalnızca anma günlerinde hatırlanmasının yeterli olmadığını belirten Karaahmetoğlu, esas meselenin günlük yaşamda fırsat eşitliğinin ve toplumsal kabulün sağlanması olduğunu söyledi.
İsimleri, kökenleri veya aile geçmişleri nedeniyle milyonlarca insanın hâlâ ayrımcılık ve önyargılarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Karaahmetoğlu, aidiyet duygusunun sürekli sorgulanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
“Bir toplumun parçası olmak için her neslin yeniden kendisini kanıtlamak zorunda bırakılmaması gerekir” diyen Karaahmetoğlu, göçmen kökenli bireylerin ve gelecek kuşakların eşit haklar, eşit fırsatlar ve ayrımcılıktan uzak bir yaşam hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı.
“Almanya bizim de ülkemiz”
Açıklamasının sonunda 65 yıllık göç tarihinin yalnızca geçmişe dönük bir teşekkür söylemiyle sınırlandırılmaması gerektiğini dile getiren Karaahmetoğlu, toplumun geleceğine ilişkin daha kapsayıcı bir bakış açısına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
İlk kuşağın emeğine duyulan saygının, onların çocukları ve torunlarının eşit yurttaşlar olarak kabul gördüğü bir toplum inşa edilerek gösterilebileceğini belirten Karaahmetoğlu, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Almanya bizim de ülkemiz. Bu ülkenin geçmişinde emeğimiz, bugününde varlığımız, geleceğinde söz hakkımız var.”
Hollanda’da Filistin’e destek için 111 haftadır hafta içi her sabah sessiz protesto düzenleniyor
1
Uluslararası Aktivistler Gözaltında: “Madleen” Gemisi Tartışmaları Alevlendirdi
161088 kez okundu
2
New York’ta, ‘Azınlık Toplumu Olarak Müslümanca Yaşam’ konulu konferans!..
150444 kez okundu
3
Solingen Kurbanları Filibe’de toprağa verildi!..
119006 kez okundu
4
DİTİB, Hessen eyaletinde İslam din dersi eğitimine devam edecek
109092 kez okundu
5
Gazze’ye Yardım Götüren “Küresel Sumud Filosu”na İsrail Engeli
61681 kez okundu
65 Yıllık Göç Hikâyesi: Macit Karaahmetoğlu’ndan Almanya’ya Mesaj: “Misafir Değil, Bu Ülkenin Emektarları”
Hollanda’da Filistin’e destek için 111 haftadır hafta içi her sabah sessiz protesto düzenleniyor
Sırbistan’da Gençler Kazandı!.. Dünyaya Önemli Bir Ders Verdiler!
Türkiye ile İşgücü Anlaşması’nın 65. Yılı – Aynı Zamanda IGMG’nin de Tarihi
GUPİ Avrupa Sahnesini Oberhausen’da Açtı
Gazze El-Ezher Üniversitesinden 16 Filistinli tıp öğrencisi İstanbul’da mezun oldu
Emekli maaşlarında artışın yanı sıra refah payı eklenmesi için çalışma başlatıldı
IGMG Hessen’de birlik ve sorumluluk vurgusu: “Davamız var, gayretimiz var”
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Eninde sonunda mutlaka başkenti Kudüs olan özgür bir Filistin Devleti kurulacak
Filistin asıllı İsrail milletvekili Ahmed Tıybi: “Seçimler kader belirleyici nitelikte”